Perşembe, Temmuz 19, 2007

omuzlarıma yüklenen bu sorumluluk... hiçbir sorumluluğa alışık olmadığı halde sırf yaşı ondokuz oldu diye türlü duygu sömürüleriyle sandığa yollanan ben. sudan çıkmış balık kadar şaşkınım. seçimim herhalde en iyisi olurdu, hem de kendim için hiç değil. ben ki yıllarca kendim için hep ama hep en iyisini istedim ve kötüsüne surat astım ama gece yatmadan önce kendim için dua etmeyi allaha karşı bir ayıp saymışımdır. işte ben buna haya edep ve vicdan diyorum. peki böyle kendince ahlaklı olan ben oy vermeye gelince neden böyle oldum? çünkü ne yazık ki burda en iyisi çok dolaylı veriliyor ve saklı. hatta kimse en iyinin oy pusulasında saklı olduğuna inanmıyordu bile. ben de bu konuya kafamı takmamıştım büyürken. fakat şimdi değişik sonuçlar verebileceği konuşuluyor. hamlet de böyleydi azizim. en iyinin hangisi olduğuna dair düşündü durdu. oh yes.

son yazılarımı beğenmediğim halde yazmaya inatla devam ediyorum. özgür, kuş gibi hafif, şeker gibi tatlı, imgeler, görüntülerle dolu yazılar yazmak isterdim. fakat böyle yazılar yazamayacağım hayatımın sonuna kadar artık çünkü çıkılmaz bir yola saptım. yurt sorunlarına duyarlı olmayı gerektiren bir bölüm okumaya karar vermek üzereyim, hukuk. benim hayalim hep psikolog olmaktı. hala bana en uygun mesleğin bu olduğunu düşünüyorum. fakat kendimi zorlamaya, kendimi bir dava kadını yapmaya karar verdim. bir de sınavlar oraya girdirdi diyelim de daha gerçekçi bir yaklaşım olsun. bir de hayatımın sonuna kadar muaynehanede oturmak sıkıcı olur ben şöyle bol maaşla dünyayı gezeyim bakayım keyfime diye düşündüm diyeyim de daha da samimi bir yaklaşım olsun. bir de benden nefret ettiğinizi düşünüyorum haklısınız yazılarım hep birbirinin aynı çok şevksiz yazıyorum kelebek okuyorum blog camiası diye bir camia olduğunu seziyorum hem çok merak ediyorum onları hem de nefret ediyorum. bazı bloglardan hiçbir şey anlamıyorum, kendi aralarında süper cool bir dil kurmuşlar bu da onları gözümde daha da çekici kılıyor, üstelik internetten gördüğüm kadarıyla bütün kızlar güzel, seçimde oyumu kime veriririm belli değil, amerikaya kaçmak ve vatani görevlerimden kurtulmak istiyorum desem, siz, oktay sinanoğlu ve tkp yanlıları, beni topa tutar mısınız, kendimi haklı göstermeye çalışmakla beni suçlar mısınız bu yazıyla? ben pocahantes yanlısıyım. bir kızılderili kız ingilizlere karşı çıkıyor, ama bunu o kadar bilgece, öğreterek yapıyor ki düşmanından john smith'le aşk yaşıyorlar, işte bence olması gereken siyasi görüş, dünya görüşü budur.

1 yorum:

enci dedi ki...

Benim de şansa yaşım tutmuyor, yoksa oy vermemeyi seçecektim. Sonra da kendimi "vatan haini" ilan edecektim. Tereddütteydim. İyi ki hala 17 sayılıyorum