Pazartesi, Şubat 16, 2009

İSTANBUL'DA EN SEVDİĞİM BİNALARDAN BİRİ

cevahir'in yanındaki (solundaki) beyaz, büyük, bir sürü penceresi olan bina. ona bakmak beni çok, çok heyecandırıyor. hayatımda gördüğüm en güzel binalardan biri diyebilirim. ne saraylar, ne görkemli tarihi yapılar, camiler, katedraller gördüm ama bu apartman kadar hiçbiri beni kendine çekmedi. baktıkça bakasım geliyor. aynı şeyi cevahir için söyleyemeyeceğim.

Cumartesi, Şubat 07, 2009

artık sadece kendi burcumdan yazarları okuyacağım anacım. yani ahmet hamdi tanpınar, marcel proust, j.j. rousseau, g. orwell, a. de s. exupery, f. kafka.

fante de orhan veli de koç... salinger oğlak. orhan veli ikizler, hiç ummazdım. oğuz atay terazi. woody allen yay. sait faik büyük ihtimalle akrep.

thom yorke da jeff buckley de akrep. soko'nun yengeç olduğu 8 metre öteden anlaşılıyor da ben burcumdan nefret ediyorum. bari yükselenim daha renkli, daha iç açıcı bir şey olsaydı. en iyisi hiç inanmamak, o zaman kaderim de değişir belki.

Cuma, Şubat 06, 2009

şirinler komunist miydi?

başlığa bakıp da neşeli bir şey yazacağımı zannet sen hadi. oysa dün bu konuyu araştırıyordum. geceydi, gündüz uykumdan uyanmıştım. çok ağır bir hüzün ve çaresizlik duygusu içindeydim. kendi kendime karşı bir kırgınlık, bir öfke, bir barışık olmama hali ile doluydum.

"şimdi, şirinler komunist değildir sanıyorum çünkü bizim sülalede komunist pek yoktur. evet, belki sempatizanlar vardır ama komunist... sanmıyorum." gibi bir şaka yapardım önceden olsa ama şimdi yapmam. konuyla alakasız kaçar.

sonra işte yine uyumuşum. rüyamda bilgisayar oyunu gibi bir şeyde galip geldiğimi gördüm. uyanmadan önce içimi zafer duygusu kaplamıştı. hafiflik. sonra uyandım ve bu duyguya sebep olan şeyi hatırlamakta zorlandım. sonra böyle bir şeyin olmadığını, uyumadan önceki durumun bunun tam tersi olduğunu hatırladım ve uyanmak zorunda olmamayı istedim birazcık.

sonra işte uyandım, güzel bir kahvaltı hazırladım şimdi işlerim var biraz daha şirinleyip onları yapıcam.