guzel guluslu bakire
bulbul otuslu bakire
çiplak ayakli bakire
baldiri beyaz bakire
elalem yollara tasti
sen kapida durdun diye
arzularim beni asti
buklelerin dokulur, dokulur sonsuza dogru
giriyor sulardan içeri
aç kapini, aç kapini bakire!
anason kokuyorsun, mayismis
mezeli sofralarda
arsiz arsiz gulerken
hazirlaniyorsun sona
ruhen ve bedenen
biliyorum, biliyorum bakire
seni seviyorum, seviyorum bakire.
e.s., 30.06.06
Cumartesi, Haziran 24, 2006
Antuan, gecenin uzgun sessizliginde
ellerimi kemirmek gibisi yok
çektirmek vicdan azabi dostlara.
ayip oluyor
terk edilmis hor gorulmus lolita
ilgi ister, sevgi ister surekli
beni her gun dovuyorlar bakisi
bunlari vermenizi gerekli
kiliyor.
bardaklari kirarim, sakarliklar yaparim
kimseyi tanimadigim toplantilarda
bir koseden bakarim
aç koynunu antuan geliyorum
basimi kollarinin arasina yasladim
sana ideal kadin olmaya geliyorum
çunku benim ruhumda bir kole yatar
korkaklikla yogurulmus bir kole.
keske bos versem elalemin fikrine.
dedim ya antuan askin kolen yapiyor ruhumu
seni de bagiliyor bu saflik bana, bu heyecan oksuyor gururunu
biliyorum.
yarin uyanalim bulutsuz bir sabaha
beni bu alin yazim çoktan bagladi sana.
ellerimi kemirmek gibisi yok
çektirmek vicdan azabi dostlara.
ayip oluyor
terk edilmis hor gorulmus lolita
ilgi ister, sevgi ister surekli
beni her gun dovuyorlar bakisi
bunlari vermenizi gerekli
kiliyor.
bardaklari kirarim, sakarliklar yaparim
kimseyi tanimadigim toplantilarda
bir koseden bakarim
aç koynunu antuan geliyorum
basimi kollarinin arasina yasladim
sana ideal kadin olmaya geliyorum
çunku benim ruhumda bir kole yatar
korkaklikla yogurulmus bir kole.
keske bos versem elalemin fikrine.
dedim ya antuan askin kolen yapiyor ruhumu
seni de bagiliyor bu saflik bana, bu heyecan oksuyor gururunu
biliyorum.
yarin uyanalim bulutsuz bir sabaha
beni bu alin yazim çoktan bagladi sana.
Cuma, Haziran 23, 2006
my shoes suck
kendimden nefret ediyorum. aldigim ayakkabilara bakin:

"oyleyse neden aldin?" diyeceksiniz. kasiyer kiza ayip olmasin diye. para sikintisi çekiyorum. bu yuzden hep pazar fiyatina ayakkabilar bakiyordum. bir çift ayakkabim var, beyaz. ama onlar ayaklarimi yara yapti. giyemiyorum. bugun de yilsonu balomuz var, bitirme balosu. benim ayakkabim yoktu. bunlari gordum. dedim ki "39u var mi?" kadin bana depoyu filan aradi. getirince ben bunlari giydim, ama sonra baktim ki gerçekten tam suslu kadin ayakkabisi. ama utandigimdan "yok kalsin." diyemedim. bir de ucuzdu, tam bana gore. dedim ki "ben sivri burunlu hiç giymedim." kasiyer kiz da fonlu, guzel mi guzel bir kizdi. bana bakip guldu. "elbiseniz varsa altina guzel olur." dedi. ben de "yok kalsin." diyemedim, aldim iste. gelirken gozum alissin diye yoda çikarip degistirdim ayakkabilarimi. yolda gorsem "bu ne canim?" diye dalga geçecegim ayakkabilar artik benim. benim. benim. nim. nim. im.

"oyleyse neden aldin?" diyeceksiniz. kasiyer kiza ayip olmasin diye. para sikintisi çekiyorum. bu yuzden hep pazar fiyatina ayakkabilar bakiyordum. bir çift ayakkabim var, beyaz. ama onlar ayaklarimi yara yapti. giyemiyorum. bugun de yilsonu balomuz var, bitirme balosu. benim ayakkabim yoktu. bunlari gordum. dedim ki "39u var mi?" kadin bana depoyu filan aradi. getirince ben bunlari giydim, ama sonra baktim ki gerçekten tam suslu kadin ayakkabisi. ama utandigimdan "yok kalsin." diyemedim. bir de ucuzdu, tam bana gore. dedim ki "ben sivri burunlu hiç giymedim." kasiyer kiz da fonlu, guzel mi guzel bir kizdi. bana bakip guldu. "elbiseniz varsa altina guzel olur." dedi. ben de "yok kalsin." diyemedim, aldim iste. gelirken gozum alissin diye yoda çikarip degistirdim ayakkabilarimi. yolda gorsem "bu ne canim?" diye dalga geçecegim ayakkabilar artik benim. benim. benim. nim. nim. im.
Perşembe, Haziran 22, 2006
- ezgi trak demek biz simdi yurt disinda yasamis olduk ha?
- evet.
- hiç abarttiklari kadar yokmus.
- olsun yine de biz bir sey çaktirmayalim. hep belçika'dan bahsedelim tamam mi?
- olur. waffle demeyelim mesela gauffre diyelim.
- evet. orda kirazli bira vardi diyelim.
- yok yok kirazli bira degil, kriek diyelim de anlamasinlar.
- evet.
- evet.
- hiç abarttiklari kadar yokmus.
- olsun yine de biz bir sey çaktirmayalim. hep belçika'dan bahsedelim tamam mi?
- olur. waffle demeyelim mesela gauffre diyelim.
- evet. orda kirazli bira vardi diyelim.
- yok yok kirazli bira degil, kriek diyelim de anlamasinlar.
- evet.
Çarşamba, Haziran 21, 2006
sarki yeni
Pazartesi, Haziran 19, 2006
"gunesin esmerlestirdigi yuzunde ezginin kas goz, kahverengi kahkuller karismisti ve bu karisik bas one egilmisti her zamanki gibi sakince ve dalginca yavas yavas yuruyordu. yolar yakici gunes isigiyla parliyordu ve bostu, samanli bir aksamustunde kuru papatyalar sicak yelle birlikte esiyordu. uslu ve agirbasli ezgi yuruyor ve dusunuyordu sakince, uzun suratli kizin kendisine bilge bilge dediklerini, demisti ki, "istersen seninle bir senaryo yazariz uçakta çok dert ediyorsan bunlari, harika bir sene geçirdigine dair hikayeler uydururuz, kim bilecek, sana not mu verecekler? sen hiçbir sey kaybetmedin." ezgi baktigi her seyde "yenilgi"yi goruyor, bunu hissediyor ve bu onu çok rahatsiz ediyor, fakat yenilgiyi neden gordugunu ve neye gore, neden yenilmis oldugunu açiklayamiyordu. ve bu his ona dongulu bir biçimde geri geliyordu kisa periyodlarla. baska birinin basarilarini istiyor ama kiminkileri istedigini bilmiyordu, herkeste onda olmayan çok sey vardi ama kimseyi kendi için begenemiyordu. bu begenmeme hissi her seyi kaplamisti, biliyordu ki baska turlu olsa yine begenmeyecekti. diyordu ki cehenneme gitse yananin kendisi oldugunu unutarak cehennemin acisini unutabilirdi, yasamda neden ayni sey yapilmasindi? "universiteyi kazanacak olan ben degilim" dese, yasamdan hiçbir çikar gutmese, her seyi akisina biraksa ve sevilmeye ugrasmasa, çunku sevilecek olan ben degilim dese, kendini her seyden ayri tutsa da olurdu. ama bu da olmazdi, çikarlari da vardi bu dunyanin ve alinca o çikarlari insan mutlu oluyordu. ve ayrica o normal yoldan yasamayi seçmis bir kisiydi. ergenlik problemleri ne zordu."
hadi isik, yas onyedi
(epsilon gençlik dizisi)
hadi isik, yas onyedi
(epsilon gençlik dizisi)
Cuma, Haziran 16, 2006
Çarşamba, Haziran 14, 2006
Salı, Haziran 13, 2006
daha bu buyuk yazarlar dunyasinda kuçuk bir bokum yine de kendimi bir sey saniyor ve fotograflarimi falan bloguma koyuyorum. belki de bu blog olayina hiç girmemeli, olgunlasmayi beklemeli ve kisa, mutevazi gunlukler tutmaliydim kimseye okutmadan. ama hayir. illa gosterilecek. ne yaptin? hiçbir sey. ama bende bir isik var. ne gibi? bilmiyorum. ozel bir insan oldugumu hissediyorum. hmmm. aferin. bunu sirf ben soylemiyorum, annem, babam, ve birkaç arkadasim da soyluyor. çok populerim. evet. aferin. bu sorun sirf benim de degil ha herkeste var bu sorun. blogger tuml genç tayfada. daha yaslilar bir seyler uretmeye çabaliyor en azindan. kendilerini star yapmiyorlar. daha çok "yazdim, bakalim begenecek misiniz" edasindalar. biz "benim hayatim bu, bu da benim, nasilim??" biz bunu yapiyoruz.
o kadar kotu ki, herkes bana çok iyi davraniyor, ne yapacagimi bilmiyorum. doris, sinifimdakiler, hiç aliskin degilim boyle seylere. mesela laura bana bugun uzun uzun gulumsedi, ne diyecegimi bilemedim ve karsilikli gulumsestik. zaten korkak ve ezik denilebilecek kadar kibar oldugum için bana boyle iyi davraninca insanlar kendi kibarlik limitlerimi asamiyorum. bu bir ovunme degildi, evet biraz oyleydi ama gerçek bu. ben de is komiklige vuruyorum, kafami sallayarak bir seyler soyluyorum ve yine kibar kibar guluyorlar. "zaten ingilizcen iyi senin, yaparsin" diyorlar, sonra "doudou nasil geçti?" diyorlar. galiba gidecegim diye uzuluyorlar, açiklamasi bu. yoksa herkes beni azarlardi onceleri. simdi hosgoruyorlar.
yazdigini okumak kustugunu yemek gibi. hatta. yazmanin dis dunyanin alinimi ve sindiriminden sonra geldigini dusunursek . kusmak demeyiz de baska bir sey deriz. siz anladiniz.
yazdigini okumak içinizden zaten çikmis olan seylerin bir daha size donmesidir, ayni sozcuklerle zehirlenmenizdir. yup diye bir ses çikar ve siz onlari yutasiniz ve sonra yeniden yazma baslar, yuttuklarinizin daha da kotusunu çikarirsiniz.
simdi bu yazimi bir kere okuyacagim.
yazdigini okumak içinizden zaten çikmis olan seylerin bir daha size donmesidir, ayni sozcuklerle zehirlenmenizdir. yup diye bir ses çikar ve siz onlari yutasiniz ve sonra yeniden yazma baslar, yuttuklarinizin daha da kotusunu çikarirsiniz.
simdi bu yazimi bir kere okuyacagim.
Çarşamba, Haziran 07, 2006
sanirim mosyo fohal beni seviyor. bugun sinav kagitlarini dagitirken gulumsedi, kagidi verdigimde ise "ezgi" dedi, sonra ismimi birkaç kez tekrarladi, sonra dedi ki "nasil, iyi geçti mi?" dedi "eh iste" diyince uzuldu, basarili olmami istiyordu. geçen gun de bana "bira bayraminda seni gorursem sana bir sey ismarlayacagim" demisti. çok iyi bir adam ama benim için çok yasli. bana da zaten hep yaslilar asik olur, hiç soyle elli yasini asmamis biri olmaz. yaslilar kendileriyle konusan, kendilerine iyi davranan bir genç gorunce hemen asik oluyorlar. aslinda tum gençlere sadece genç olduklari için asik olabilirler, ama çogu genç onlari konusmaya layik gormuyor bile, ancak ben boyle kibar davraniyorum iste, sonra da ola ola bana asik oluyorlar. iyi kalpliliginizle ancak yaslilari tavlarsiniz.
Cumartesi, Haziran 03, 2006
dun sinif arkadaslarimizla pub'a gidiyorduk. bir de baktim c arkada kalmis, gizlice bana isaret ediyor, "gelsene" dedi, "hava gunesli, gitmeyelim kapali yere". "uzun zamandir konusamadik" dedi gulumseyerek. yeni erkek arkadasindan bahsettik ve siniftaki insanlarin dedikodusunu yaptik. hava diger gunlere nazaran guzeldi. giderken bana iyi çalismamai tembih etti. ve dedi ki" seninle konustuguma çok memnun oldum."
Perşembe, Haziran 01, 2006
mutluyum! uzun zamandir suren sikayetlerim uydurma degilmis, gerçekten hastaymisim. tembellikten ve sirf uyumak istedigim için uyumuyormusum. sandigim gibi zorluga aliskin olmadigimdan çabuk yorulmuyormusum. biliyordum. "ben boyle degildim" diyordum. okuldayken hiç uyumazdim bile ben.
bugun doktora telefon ettim. kan tahlili sonuçlarim gelmis. her sey normal, yalniz mononukleoz geçirmisim. simdi geçmis, fakat etkileri bazen boyle surebilir iste. mononukleoz uyku hastaligi. ya, iste boyle. simdi bu hastaligi geçirmis ve bununla yasamis ve zorluklara gogus germis bir insan olarak gururla, hastaligima ragmen ders çalismaya gidecegim. etrafima "hastayim ama çabaliyorum" mesaji verecegim. "nasilsin?" sorularina hep, gururla ve metanetle, gulumseyerek: "yorgunum, biliyorsun hastayim, ama yine de iyiyim, geçecek." diye cevap verecegim. ben biliyordum. "yuz kaslari bile bu kadar yorgun olamaz" diyordum. hemen tembel damgasi yedim. (yanlis da degil ya). yarin okulda bu gerçegi herkese duyuracagim. belki bana olan sevgileri artar.
bugun doktora telefon ettim. kan tahlili sonuçlarim gelmis. her sey normal, yalniz mononukleoz geçirmisim. simdi geçmis, fakat etkileri bazen boyle surebilir iste. mononukleoz uyku hastaligi. ya, iste boyle. simdi bu hastaligi geçirmis ve bununla yasamis ve zorluklara gogus germis bir insan olarak gururla, hastaligima ragmen ders çalismaya gidecegim. etrafima "hastayim ama çabaliyorum" mesaji verecegim. "nasilsin?" sorularina hep, gururla ve metanetle, gulumseyerek: "yorgunum, biliyorsun hastayim, ama yine de iyiyim, geçecek." diye cevap verecegim. ben biliyordum. "yuz kaslari bile bu kadar yorgun olamaz" diyordum. hemen tembel damgasi yedim. (yanlis da degil ya). yarin okulda bu gerçegi herkese duyuracagim. belki bana olan sevgileri artar.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


