Bugün okuldan bir çocuk, 11 yıl 3 ay hapse mahkum oldu. Sabah kalktım, Çağlayan adliyesine gittim, basın açıklamasına katıldım, ama dersim vardı, ben de duruşmayı beklemeyeyim dedim. Derse girdim, derste bir karar incelendi. İşyerinde cinsel taciz. İşveren bundan sorumlu mudur? Tehlike sorumluluğu dolayısıyla sorumludur, evet. Peki, cinsel tacizi gören olmamış? Yargıtay demiş ki bir kadın boşu boşuna iffetini tehlikeye atacak bir beyanda bulunmaz. Peki, dedi hoca, bu bir ceza davası olsaydı, cevabımız değişecek miydi?
Evet, dedik hepimiz, çünkü ikinci sınıftan beri ezberleye ezberleye bir hal olduğumuz şeyi söyledik, şüpheden sanık yararlanır. Ceza yargısında hakimde ve herkeste aksi kanaat oluşsaydı bile sanığın beraatine karar verilmesi gerekirdi.
Dersten çıktım, yemeğe gittim, sonra arkadaşlara sorayım dedim Cihan Kırmızıgül davası ne olmuş. 11 yıl üç ay hapse mahkum olmuş. Dosyasında ise, basından ve dosyayı inceleyen hocalardan dinlediğim kadarıyla, avukatın mobese kayıtlarının incelenmesi talebinin reddedilmiş olması, gizli tanığın ifadesini değiştirmesi, yakalamayı gerçekleştiren polislerin sonradan eylemi gerçekleştiren kişi (bir süpermarkete molotof kokteyli atmak) Cihan mı değil mi emin olamadıklarını söylemeleri gibi çelişkiler mevcut. Delil? Bildiğim kadarıyla yok. Karara internetten ulaşamadım, en yakın zamanda okuyacağımı umuyorum, ama kararda da delil gösteren bir gerekçe bulunmadığını söyledi okuyan bir arkadaşım. Buna rağmen kararda, puşi geçiyormuş. Puşiye de el konulmuş. Kamuoyuna "puşi davası" olarak yansıyan bu davanın, hükmünde de puşi geçiyor yani. Bugün yapılan mitingde bunu vurgulamak istercesine haykırdı bir sürü insan: "Cihan özgür kalacak, yine puşi takacak" diye. Ne puşiymiş be.
"Kesin bir şey yapmıştır, yoksa neden ceza alsın?" diyor bazıları. Evet, belki yapmıştır. Belki de örgüt üyesidir Cihan Kırmızıgül. Olmaz diye bir şey yok. (Gerçi sadece örgüte yardımdan dolayı mahkum edilmiş, örgüt üyesi olma suçundan beraat etmiş.) Ama ben Cihan'ın suçsuzluğundan bu kadar emin olamazken onlar nasıl suçluluğundan bu kadar emin olabiliyorlar onu anlamıyorum. Ne bir DNA izi, ne de kaydedilmiş bir görüntü var ortada. Ortada sadece Adıyaman'lı, minibüs beklerken yakalandığını söyleyen bir genç var. Bir tarafta "oh iyi olmuş"çular, diğer tarafta bu gencin mahkumiyetinden samimi bir üzüntü duyanlar. 22 yaşında bu kadar etki yaratmak, adeta kamuoyunu bölmek. O da 11 yılın bir mükafatı olsun, değil mi?
Bence bu sadece hukuki bir olay değil, yani bunu "Karar hukuka aykırı mı değil mi? Karar yerinde mi değil mi?" diye tartışamayız. Kimsenin yaptığı politik eylemlerden, hak kullanımından, telefon konuşmasından, eleştirmekten, mizahtan, mitingden, yürüyüşten, ses çıkarmaktan korkmadığı bir dünyanın bir parçası, bütün özlem ve isteklerimiz. Bugün anında organize olup yürüyen bir sürü insanı görmek de açıkçası bu umudumu canlı tutmaya yetiyor da artıyor bile.