video skeç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
video skeç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Nisan 01, 2011

yeni bir şey


biz bu nazmiye teyze ve saf komşusu şeysini teyzemle yarattık. teyzem saf komşu oluyordu: nişanlı, hafif salak ve nazmiye teyzeyi çok ayıplıyor. ben de nazmiye teyze idim: internet delisi yaşlı kadın. internette habire mirc programıyla çet sitelerine giriyor, msn'de görüntülü sohbet ediyor (cam açmak) ve ağzı çok küfürlü. bunu teyzemle yaparken ben acayip küfürler ederdim teyzem de kızardı (gülmeyle karışık)

aslında nazmiye teyze bizim komuşumuzdu ama kesinlikle çok tatlı, saf ve terbiyeli bir kadındı burda onun adını kullandığım için özür diliyorum.

Cumartesi, Şubat 19, 2011

görmek mi, görünmek mi?

anam ben hiç görmüyormuşum meğerse. gözlüğü takınca bakışım empresyonist olmaktan çıktı, fotoğraf gerçekçiliğine büründü... ağaçların dallarından tut köprünün ışıklarına, her şey tek tek görünüyor. tüm yazılar okunur. keyfim yerine geldi. yeni bir dünyaya girmiş gibiyim. ama sanırım lens takacağım. küçücük kardeşim bile lens takıyor, hiç de huylanmıyor. ben huylanırım diye korkuyorum. herhalde alışırım. çünkü böyle çok tuhaf oldum. 20 yaş yaşlandım neredeyse. ama görmek mi, görünmek mi? eskiden uzağı neredeyse şöyle görüyordum:



şimdi ise şöyle görünüyorum:



hello teyze.

acaba hangisi daha iyi? görünüşümü değil görüşümü umursamam lazım. ama görünüşümü de demek ki umursuyormuşum ki aynaya baktıkça kahroluyorum.

Pazartesi, Ocak 31, 2011



vize öncesinde bu kadar biliyordum. şimdi son bütünlemeyi de verdik, bakacağız artık. bir daha bu kadar aptal şeyler yüklemeyceğim, bunlar sondu.

espriler, şakalar





bugünlerde espri anlayışım pek bir düştü o yüzden yazı yok sadece aptallık var özür dilerim. hiç de umrunuzda olmadığını biliyorum gerçi tatlı okuyucularım zaten siz de yoksunuz. bay bay.

Salı, Ocak 04, 2011


çok çok sıkılıyorum poliçeler konulu ödev bitmek bilmiyor.

Salı, Mart 09, 2010

bugün milletlerarası hukuk dersinde hoca yugoslavya'dan bahsedip duruyordu. kendi kaderini tayin hakkında bir ders. işte efendim, beraber yaşama isteği artık yoksa, durumu inkar edemezmişsin, yeni oluşan devletleri tanımalıymışsın, o konular. benim de aklıma deniz'i eğlendirmek için şöyle bir fikir geldi: birden ayağa kalkacak, çok kontrollü ve kibar bir adam olan hoca'ya yavaş, kendimden emin adımlarla yürüyüp şöyle diycektim:

sonra da sınıfın kapısını çarpıp çıkacaktım. deniz buna 1 hafta gülerdi. o kadar kanlı bir iç savaşla alay mı edecektin diye soruyorsanız, yok amacım bu değildi. amacım, dediğim gibi, deniz'i güldürmekti. bütün ders boyunca bunu düşündüm. tam yugoslavya'dan söz açıldı, ayağa kalktım. yavaş yavaş, kendimden emin adımlarla hocanın yanına ittim, ama yemedi, "tuvalete gidebilir miyim?" dedim. birkaç kişi güldü. yani, bu da bir şeydir. deniz 'e anlattım, o da kayıtsızca omuz silkerek, "yapsan çok komik olurdu, ama onu kimse yapamaz, bu bir hayal, yalnızca bir hayal..." dedi. o öyle deyince çok üzüldüm. oysa ben, sınıfta şaklanbanlık yapmak dahil, hayatta her şeyin mümkün olduğunu, çoğu şeye gülünebileceğini, insanın herkesle tatlı tatlı dalga geçebileceğini göstermeyi çok istemiştim. eh, kısmet değilmiş. belki önümüzdeki ders, belki önümüzdeki ders bunu yaparım.

Salı, Ocak 26, 2010

Pazartesi, Ocak 25, 2010

biraz geyik edelim

hayattaki tek eğlencem galiba film gibi konuşmak. artık çok bayatladığı için kendimi bir kere de videoda görmek istedim. devir paylaşım (!) (bu ünlemlere de biterim) devri olduğu için, eh neme lazım, ben de madem ki bir internet sitem var, videomu sadece kendi izlemem yetmez, siteme de koyayım istedim. oh, whatever. just watch, man.