Pazar, Ağustos 28, 2005

ath devleri karnavali

bugun guzel bir gundu, ath devleri karnavalina gittik.

Cuma, Ağustos 26, 2005

pyramid song

son sahnenin ardindan çalar. seslerle sozlerin garip çeliskisi abartili hareketler yapmak istemenize sebep olur. hikayeyi ogrendikten sonra o kadar da etkilenmezsiniz. artik çeliski kaybolmustur. sarkilar zaten ancak istedigimiz zaman guzel oluyor.

Perşembe, Ağustos 25, 2005

adam marie lise'lerde kaliyor. tabi iyi bir sey bu cunku marie lise ve kizi marie astred gercekten iyi insanlar. (ah allahim, yazdigim her sey ne kadar garip geliyor bana. bugun gurbetci bir kizla konustum, belki ondan etkilenmisimdir. hayir, turkcem 5 gunde bozulmamalisin.) neyse, adam icin kotu olan su ki marie lise'lerin interneti yok. adam macaristan'daki ailesine sik yazamiyor. bunu ogrenince: "aa, bizde internet var, bizden yazarsin, doris bir sey demez" dedim, ama tabi zavalli adam bizden mail falan atamadi, bunu soylemek icin cok utangac cunku. neyse, marie lise benim burdaki annem olan dorisin arkadasi ve adam da benim gibi afsyle geldi buraya. dun doris beni marie liselere birakti, marie lise, marie astred, adam ve ben louviere'e gittik. ben adam'i cok seker buldugum icin surekli konustum ama adam pek fransizca konusamiyor. cok komik bir aksani var, tam bir macar çocugu. adam dedi ki bir sey anlamiyorum, sadece gulumsuyorum, ben de insanin gulumsemekten yanaklari agriyor di mi bazen dedim. seker adam uff, evet dedi ve yanaklarini ovusturdu. (burda insanin gerçekten yuz kaslari agriyor. yorucu. bir sure sonra kendini yapma bir çiçek gibi hissediyorsun. ve etrafinda seni seyre dalmis belçikalilar var.) sonra marie lise belki ilgimizi çeker diye bizi brosur almaya gonderdi, biz de sanki okuyacakmisiz gibi hepsinden aldik, ama bunu yaparken guluyorduk.

Salı, Ağustos 23, 2005

abim sylvain japonlarin fotografini cekmeyi seviyormus. simdi italya gezintisinin fotograflarini gosteriyor bana. doris annem diyor ki, buraya en rahat uyum saglayan çocuk benmisim.
aslinda biraz oyle oldu, havaalaninda annem salya sumuk aglarken ben yere egilmis vesikalik resimlerimi ariyordum, oyle ya, okul icin lazim olabilir. giderken aglayan zeyneple ezgiyi duygusuzca teselli ettim, niye agliyosunuz ki, cok guzel olucak. eve geldigimde coskuyla merdivenleri ciktim, amanin ne guzel ev, amanin ne seker kadin, amanin ne cici kopek, tanrim her sey ne kadar guzel, nasil da eglenecegim burda.
cati katindaki odami severek yerlestirdim, ustumdeki kiyafetleri cikardim, ve bir kirli poseti aramaya koyuldum (tatile ciktigimizda kirlilerimizi posete koyar, geri gotururuz) ama sonra dank etti, camasirlarimi geri filan goturemeyecegim, ve tuhaf oldum. neyse, buraya eglenmeye geldim ben; sonra annemi aradim geldigimi bildirmek icin, ama telefon gozumde anlamsizlasti, ne de olsa kapattigimda annem hala orda olacakti ve ben burdaydim, o halde bu pek de gercek bir iletisim sailmazdi. sonra amerikan kizlari gibi kendi kendime dedim ki, hey kizim, senin yasin kac ha, 12 filan mi? sonra dusundum ve 17 yasin aileden ayrilmak icin gayet uygun bir yas olduguna karar verdim. evet.
gunlerim ziyaretlerle gecti, 1 kere de Monsu gezdim, hakkatten guzel sehir. karnavallara gitmek istoyorum.
dorisle konusurken, allahim ne cok konusuyor, bana dedi ki kendimi pek feminen hissetmiyorum, hele su aralar hic, goruyorsun, sismanim biraz. ben de iyi de dedim, yani bu cekici olmana engel mi ki? o da ne dese begenirsin: yok, bu vucutla bir erkekle yataga giremem.
amanin! kultur soku.

Pazartesi, Ağustos 08, 2005

gamze

dün gamze'yi gördüm. gamze fahriye halamın eski ev sahibinin kızı. fahriye halamlar mahmutpaşa'da otururlardı. ben üç yaşında filandım. annem beni fahriye halamlara bırakırdı. çocukluğum orda geçti. bir hamakları vardı. mükerrem halamın oğlu haktan abim, zekiye halamın kızı hatice ablam, ben, o hamakta oynardık. sonra halam KOM'dan, cimi eniştem de İETT'den emekli noldu, manavgat'a taşındılar. gamze'yi hiç görmedim. yüzünü de hatırlamıyorum. ama gamze'yi hep bilirdim. hatta geçenlerde acaba gamze şimdi nerdedir diye de düşünmüştüm. nebahat halamın kızı aslıhan ablanın düğününde gamze'yi gördüm.

gamze yozgatlı kocasıyla fransa'ya yerleşmiş. bir çocuk kadar zayıf ve güzel. bir çocuğu var. türkiye'ye gelir gelmez canı lahmacun çekmiş. sebahat halam da ona ''bizim orda bir lahmacuncu var, nasıl güzel, nasıl güzel, parmaklarını yersin, 20 tane yersin valla.'' dedi. sebahat halam da bir garip. bir keresinde anneme ''senin evini ben taşıyacam seher'' dedi, ayağı sakatken. gamze utangaçça güldü. türkçeyi pek iyi konuşamıyor.