Gunduzleri, ancak filmlerde olabilecek kadar korkunc hikayeler dinliyordum. Oyle hikayeler ki filmini cekseler oturur aglariz. Aksamlari eve gelince ise "evimi istedigim gibi doseyemedim' diye dertleniyordum. Ama elbette biz aglamiyorduk. Bunun yerine surekli bir bikkinlik, ancak humanitarian workerlarda gorulebilecek turden tuhaf bir sucluluk hissi. Biraz bosluk ve inancsizlik da vardi. Yine de isimi seviyordum ve hep iyi yapmaya calisiyordum. Isimi iyi yapmak bir saplanti olmustu bile denilebilir. Hizmet ettigimiz insanlarin her birine yararsiz bir sevgi besliyordum. En ufak elestiride uzuluyordum. Rapor yazarken o rapora ruhumu katasim geliyordu. Hak savunuculugu filan yapmak beni benden aliyordu. Bugun dahi baska bir iste calismak istemiyorum. Her seye ragmen yani. Biliyorum ki birkac yil sonra devam edilmez. Biraz raf omru var gibi insanin.
Ankara'da kendim gibi Istanbullu 3 tane daha kadinla cok yakin dost olduk. Bunlar cok komik tiplerdi. Ankara'da herkes birbirine yakin oturdugundan dostluklar daha da cabuk gelisiyor. Istanbul'daki yillar suren, hafif mesafeli, cok saygili dostluklar gibi degil. Hepsinin ayri bir yeri var gerci.
Bu surede acaba Metalci gibi insanlar Ankara'da var midir diye dusunuyordum. Bu soruya cevap bulmak icin bir suru dating uygulamasi indirdim ve hepsini de 3 gun icerisinde sildim cunku kimse onun gibi iyi degildi.
Bu arada evimi doserken, o siralarda Turkiye'de savas cikacagindan cok emindim. Ikea mobilyalar mi kacakciya verecek para mi diye geceler boyunca dusundum. Hala da pek bir birikimim yok. Hatta ay sonunu zor getiriyorum.
Dunyanin ve ulkemizin bu 5 sene icinde nasil degistigini anlatmama gerek yok hepiniz biliyorsunuz. Cember gitgide daraliyordu. Benim icin pek bir sey de fark etmedi aslinda. Yani herkes kadar fark etti. Aklimda ise hep babam vardi. Babamin kanser olmasi birden, bana her seyi sorgulatir olmustu. Onu kaybetme korkusu saplanti gibi bir sey oldu, yine de cabuk atlattik. Ailemi daha cok sever oldum. Bunda bana davranislari da etkili oldu. Annem ben issizken bana cok ama cok iyi davrandi. Kitapciyla evlenmek uzereydim. Bana evlenme teklif etmisti. Ortakoy'de gumuscuden yuzuk almistik. Ikimiz de takiyorduk. Ama bir zindanda gibiydim. Her gun daha da kotu oluyordu. Her gun daha da umutsuzluga kapiliyordum. Bu anlamda beni daha genc bir kadin icin terk etmesi cok iyi oldu bile diyebilirim. Ama nisanimizin bozulacagini da bilmiyor degildim. Hep biliyordum. Babam bu sure icinde bana hep iyi davrandi.
27 yasima Ortakoy'deki baba evinde girdim. Yetistiremedigim Decathlon cevirisi karsisinda 36 saattir hicbir sey yapmadan oturuyordum, zaman zaman agliyordum da. 27 yasinda olup issiz olmak ve evlilige giden ama yurumeyen bir iliski icerisinde olmak cok uzucuydu. Uzun suredir kimseyle gorusmemistim. Neredeyse bilincli olarak kilo aliyordum istikrarli bir sekilde. Ekrana bos bos bakiyordum. Kadinlarkulubu.com'u okuyordum. Babam eve geldi. Bana dedi ki "Hadi gel pizzaciya gotureyim seni". Bu sekilde dogumgunumu kutladik. Beni ne kadar sevdigini, bana ne kadar inandigini soyledi. Istersem evlenebilir, bu konuda deneme yapabilir, olmadi bosanirmisim. Issiz de degilmisim. Bu tur seyleri herkes yasarmis. Sen hasta olmussun kizim, dedi. Bu sekilde devam etmemen lazim. Biz senin icin her seyi yapariz dedi sonra.
O gunleri asla unutamiyorum. Insan gencken anne babasindan nefret ediyor ve onlara katlanamiyor ama zaman icerisinde boyle oluyor iste degisik bir durum.