Gerci benim hayatimda ne gibi gizli bir sey olabilir? Belki muvekkillerin gizli bilgileri filan. Veya hepimizin icimizde sakli tuttugu bikkinliklar veya elestiriler. Yine de en gizli seyler insanin kafasinin icinde, uykusunda, hayallerinde diye dusunuyorum bu yuzden de bunlari anlatmaktan cekinsem de elimden geldigince anlatmaya calisacagim. Her zaman ozel hayatimi en gizli yonleriyle anlatmaktan buyuk bir zevk almisimdir.
2014'te Ankara'ya ilk geldigimde hava cok sicakti. Doktora mulakati icin gelmistim, ama yanlis doktora mulakatina kaydolmusum. Gunlerdir elimde CMK, Idare Hukuku, anayasa kitaplari, Kamu Hukuku mulakatina hazirlaniyordum. Sabah listede adimi goremeyince enstitu sekreterligine gittim. "Sizin adiniz AB Hukuku listesinde" dediler. Internetten yanlis basvurmusum. Babami aradim. Babam gir bence dedi. Mulakatta AB'nin Konseye uye olma surecini sordular benim de bildigim bir konuydu. Sonra doktoraya kaydoldum ama simdi devam etmiyorum.
2014 Eylulunde Ankara'da ne yapacagimi bilmiyordum. Gitgide kotuye giden bir mental durumum vardi. Disardan pek belli olmuyordu. Yazin kavurucu sicaginda Karanfil Sokakta, Guvenpark'ta, Yargitay'in onunde dolasiyordum.
Ruh sagligi konusu cok degisik. Agir depresyon gibi bir sey gecirenler cok iyi bilir. Sanki icinizden disariya baglanan birtakim ipler kopmus, motor bozulmus gibidir. Sanki bir sigorta atmis da siz serbest kalmissiniz, sanki kontroller ortadan kalkmis gibi basibos yasarsiniz. Ben de bir yandan Decathlon firmasinin cevirilerini yapiyordum. Kafamda trekkinge gitmek, kayak yapmak, gece kosuya cikmak icin kafa lambasi almak, darbe emiciligi yuksek botlar almak fikirleri vardi. Ama hangi parayla? Ve hangi icsel gucle?
Neyseki o gunler geride kaldi. Simdi bambaska bir insana donustugumu hissediyorum. Kaygilardan uzak, kus gibi hafif, hayatin her aninin degerini bilen biri oldum
Istanbul'da AIHM basvurulariyla ilgilenen bir avukata mail attim. Vakiflara gittim. Mulakatlara girdim. Ancak anliyorlarmis gibi geliyordu. Kitabindan alinti yaptigim, yazilarini takip ettigim bir hocadan randevu aldim. Gece hic uyuyamamistim. Adam bana "Neden benimle gorusmek istediginizi anlamadim" dedi. Kipkirmizi olup disari ciktim.
Yazinin burasinda 2000lerin basinda cok meshur olan bir sarki dinletmek istiyorum (Bu gunluk ile pek alakasi yok. Rastgele sectim)
Bu arada hala ask acisi cekiyordum hatta birden fazla ask acisi. Durust olmak gerekirse tam olarak 3 tane ask acisini ayni anda cekiyordum:
1. Beni Felsefe ogrencisi genc bir kiz icin birakan, kitapciyken kitapcisi batan ve seyyar arabayla kofte satmaya baslayan 3 sene boyunca beraber oldugum kisi
2. Strazburg'da tanistigim ve bana hep kotu davranan Balkanli bir diplomat cocugu
3. Kitapcidan ayrildiktan 1 hafta sonra tanistigim uzun sacli metalci.
Ozellikle bu sonuncusu gercekten iyi bir insandi. Hayatim boyunca icten ice erkeklerden biraz korkarim. Her daim beni yargiliyor, not veriyorlarmis gibi gelir. Kiligima, kiyafetime, sozlerime, davranislarima, hepsine tepeden bakiyorlarmis gibi gelir. Asktaki basarisizligimi da bu ozguvensizlige bagliyorum. Erkekler arkadas olarak cok iyiler. Babamla ve erkek kedim Izzet'le de cok iyi anlasiyorum. Ancak nedense ask iliskilerinde epey onyargili biriyim. Bunun sebebi kendi takintili tehayyullerim.
Ozellikle cinsellik, boyle kisilerle korkunc bir sey olur. Sanki bu kisiler, bu otorite sahibi, yuksek insanlar, beni bastirmaya, sondurmeye calisiyorlarmis gibi gelir.
Nedense metalciyle boyle olmadi. Onun bircok arkadasi olmus, tutuklanmis, ailesinden cok kisi iskence gormus. O da benim gibi herkese icten ice gicik oluyordu. Tanistigimizdan birkac gun sonra sabah, uyanir uyanmaz bana gece gordugu bir ruyasini anlatti. Bir nehir varmis. Oraya bebek domuzlari atiyorlarmis ki timsahlar onlari parcalasin. Ve biz, ikimiz de buna seyirciymisiz. Birden Suriyeli bir bebek gelip onun cuzdanini caliyormus. Oglum neden caliyorsun bu yanlis diyormus bebege. Bebek de ben hirsiz degilim acim demis. Bu arada bunlari hep elele izlemisiz.
Simdi dusununce, yasadigimiz ilk yakinlasmadan sonra bu kadar trajik bir ruya gormesi cok komigime gidiyor. Bebek domuzlarin parcalanmasi, Suriyeli bebekler filan. Bir de bu ruya benimle ne kadar da ilgili. Bunu yeni fark ediyorum. Muhtemelen beni biraz yavru domuza benzetti. O zamanlar hizla kilo aliyordum. Ve ne kadar uzgun, ne kadar kalbi kirik oldugumu gordu. Multeci hukukuyla ilgilendigim icin de araya Suriyeli bebegi karistirmis olabilir.
Sonra ondan da ayrildim cunku artik kendim gibi uzucu insanlara tahammulum kalmamisti. Yeter artik dedim yani yeter. Gencligimi yasamak istedigimi fark ettim. Tek basima tatile gittim. Trekking grubuna yazildim. Ve bugunlere geldim. Gerisini daha sonra anlatirim.
.