benim en az benim kadar işsiz güçsüz teyzem, 1 hafta kadar önce beni aradı:
-ezgi, az önce burçlara göre diyet diye bir program izledim. senin bir yengeç burcu olarak asla rejim yapmaman gerekirmiş.
-neden?
-çünkü rejim yapmak seni depresyona sokarmış, daha çok yermiş ve kilo alırmışsın. bence seni çözmüşler.
-peki o zaman nasıl kilo vereceğim?
-spor yaparak.
bunun pek mümkün olduğunu da sanmıyorum, çünkü kilom neredeyse 70 oldu. o kadar iştahla ve durmaksızın yiyorum ki son 1 yılda 10 kilo aldım ve bu beni o kadar da üzmüyor aslında. astrolog- diyetisyenlerin de onayıyla hiç rejim yapmamaya karar verdim ve 1 haftadır her gün deliler gibi spor yapmaya başladım. kan ter içinde kalıyorum, çok hoşuma gidiyor. ve bu kendime güveni de nereden bulduysam, rejimi bıraktım, kimbilir kaçıncı kez.
bu sabah annemin teyzesi ve eniştesiyle güzel bir kahvaltı yaptık:
ıspanaklı yumurta
peynir
domates
ceviz
portakal ve incir reçelleri
ekmek
çay
annemin teyzesi ve eniştesi yıllardır arabistan'da yaşıyorlar. dindar, içten, temiz, güleryüzlü insanlar. teyzemde lenfoma şüphesi vardı, tahlilleri yaptırdık ama yokmuş. sevindik.
sonra spora gittim ve 2 saat kendimi yordum. eve gelince acıkmıştım:
1 elma
nohutlu tarhana çorbası
sarmısak ve kornişon turşusu (çok severim)
1 kırmızı lahananın kökü
sonra annemle beraber kereviz ve salata yaptık. kerevizi çok severim. içine limon, arpacık soğanı, portakal suyu koyduk. ama yemedik. çünkü bugün kuzenim nişanlandı. ona gittik.
hatice benden 4 yaş büyük ve 22 kuzenim arasından en yakın olduğumdur. beraber büyüdük gibi bir şey. çünkü ben küçükken annem asistandı ve habire nöbetçi olurdu ve beni onlara bırakırdı. hayatımız beraber geçti denebilir. bu yüzden onun nişanlanması tuhafıma gidiyor. nişanlılık, evlilik, bunlara pek değer vermem çünkü ben cool bir gencim, yine de çok hoşuma gittiğini inkar edemem.
hatice'nin arkadaşları da ordaydı. çoğunu yıllardır görmemiştim. çok hoştu, sanki yıllar öncesine ışınlanmışım gibi. hepsinin fotoğraflarını çektim. bende fotğraf çekme huyu hiç yoktu, yeni oluştu bu huy.






ve akşam eşşek gibi, öküz gibi, dana gibi yedim. utanmasam kusup bir daha yiyecektim. çünkü (oğlan tarafı gelmeden gizlice çektim bu fotoğrafı) şöyle bir sofra vardı:

şarap ve viski kola içtim. pek samimi olmadığım bu insanlara karşı önce tutuktum, içince ağzım kulaklarıma vardı ve pek mutlu oldum. damadın ikizi avcılar'da club fox'a gitmeyi önerdi. ama sonra yalan oldu. çok üzüldüm, eve dönmeyi hiç istemiyordum. hatice nişanlanıyordu sonuçta.
bugün babam iki komik espiri yaptı, bunları da izninizle sizinle paylaşmak isterim. battı balık yan gider, evet bari onları da paylaşayım. bunlardan birinde haticelere giderken arabada, babam bir şey anlatıyordu, ta ben doğmadan önce olmuş bir şey. ""30 yıl filan önceydi." dedi. sonra bana döndü ve "ezgi, senin de yaşın ortaya çıktı." dedi. gül gül öldüm. ikinci komikliği de haticelere gittikten sonraydı. damadın ailesi mailesi etrafımızdayken yanıma gelip elini uzattı ve "merhaba ben dayısıyım." dedi. bir de kimse başlamadan masadaki yemeklerden yedi, ama bunu espiri olsun diye yapmadı, doğal hali. bu konularda benziyoruz biraz.
her yemek başka bir şey, sadece yemek değil.
bu gidişle asla kilo veremem.