36 saattir uyumamış. iç çamaşırlarını gösterdi bize, kana ve dışkıya bulanmıştı. ssk hastahanesinde çalışıyor, işçilerden nefret ediyor. daha doğrusu, zamanla oluşan bir duygu bu. benim anlamadığım, git evine uyu değil mi? hayır, çiçekleri suladı, çamaşırları koydu. beni yanına çağırdı, havluyu neden pis çamaşırların üstüne atmışım. banyodan çıkarken o kadar sinirlendim ki yorulmuş bedenine bilerek kapıyı vurdum, yanlışlıkla olmuş gibi. tembellik nedir bilmiyor, bence kararında bir tembellik herkese yakışır. bir konuya kendini vermek, o konuda yorulmak ve çabanın meyve verdiğini görmek elbette güzel, ama.
siyasetin sadece tahminlerden ibaret olduğu belki de doğrudur, değil mi? hatta bence öyle, nerden bileceksin. hızla gelişiyor her şey. mesela herkesin karşı olduğu bir şeyin hala yapılıyor olması arkada çok büyük güçler varmış hissi uyandırıyor, korkutucu bir şekilde. bir yandan da karşıt söylemlerin ne kadar güvenilir olduğu tartışılır. kuranın dili ne kadar muzipse, insanlık da o kadar muzip, basit ve anlaşılır olmalı değil mi? işte ben adını vermek istemediğim bir dergiyi okuyordum, öfkeli bir dergiydi ve bazı kişileri mahkum ediyordu, ilk başta çok saçma geliyordu ama ben "ya dedikleri doğruysa, nerden bileceğiz?" diyordum. ben zaten emin biri değilim. herkes beni kolayca ikna edebilir.
konudan konuya atlayarak devam edelim. pinhani diye bir grubun istanbul'da şarkısı çok güzel. klibini de izledim. görüntüler çok hoştu, müzik de ben pek anlamam ama çok iyiydi.
bugün dindar dostalarımızı gördük. yine çıplaklıktan söz ettiler, bense artık bu konu açılınca eskisi gibi suçluluk duymuyor ve içimden "ne kadar da abartıyorlar" diyordum. çıplaksan çıplaksın işte canım, ne yani.
son olarak, ben artık dersaneye gideceğim.