s.
Salı, Haziran 13, 2006
yazdigini okumak kustugunu yemek gibi. hatta. yazmanin dis dunyanin alinimi ve sindiriminden sonra geldigini dusunursek . kusmak demeyiz de baska bir sey deriz. siz anladiniz.
yazdigini okumak içinizden zaten çikmis olan seylerin bir daha size donmesidir, ayni sozcuklerle zehirlenmenizdir. yup diye bir ses çikar ve siz onlari yutasiniz ve sonra yeniden yazma baslar, yuttuklarinizin daha da kotusunu çikarirsiniz.
simdi bu yazimi bir kere okuyacagim.
yazdigini okumak içinizden zaten çikmis olan seylerin bir daha size donmesidir, ayni sozcuklerle zehirlenmenizdir. yup diye bir ses çikar ve siz onlari yutasiniz ve sonra yeniden yazma baslar, yuttuklarinizin daha da kotusunu çikarirsiniz.
simdi bu yazimi bir kere okuyacagim.
Çarşamba, Haziran 07, 2006
sanirim mosyo fohal beni seviyor. bugun sinav kagitlarini dagitirken gulumsedi, kagidi verdigimde ise "ezgi" dedi, sonra ismimi birkaç kez tekrarladi, sonra dedi ki "nasil, iyi geçti mi?" dedi "eh iste" diyince uzuldu, basarili olmami istiyordu. geçen gun de bana "bira bayraminda seni gorursem sana bir sey ismarlayacagim" demisti. çok iyi bir adam ama benim için çok yasli. bana da zaten hep yaslilar asik olur, hiç soyle elli yasini asmamis biri olmaz. yaslilar kendileriyle konusan, kendilerine iyi davranan bir genç gorunce hemen asik oluyorlar. aslinda tum gençlere sadece genç olduklari için asik olabilirler, ama çogu genç onlari konusmaya layik gormuyor bile, ancak ben boyle kibar davraniyorum iste, sonra da ola ola bana asik oluyorlar. iyi kalpliliginizle ancak yaslilari tavlarsiniz.
Cumartesi, Haziran 03, 2006
dun sinif arkadaslarimizla pub'a gidiyorduk. bir de baktim c arkada kalmis, gizlice bana isaret ediyor, "gelsene" dedi, "hava gunesli, gitmeyelim kapali yere". "uzun zamandir konusamadik" dedi gulumseyerek. yeni erkek arkadasindan bahsettik ve siniftaki insanlarin dedikodusunu yaptik. hava diger gunlere nazaran guzeldi. giderken bana iyi çalismamai tembih etti. ve dedi ki" seninle konustuguma çok memnun oldum."
Perşembe, Haziran 01, 2006
mutluyum! uzun zamandir suren sikayetlerim uydurma degilmis, gerçekten hastaymisim. tembellikten ve sirf uyumak istedigim için uyumuyormusum. sandigim gibi zorluga aliskin olmadigimdan çabuk yorulmuyormusum. biliyordum. "ben boyle degildim" diyordum. okuldayken hiç uyumazdim bile ben.
bugun doktora telefon ettim. kan tahlili sonuçlarim gelmis. her sey normal, yalniz mononukleoz geçirmisim. simdi geçmis, fakat etkileri bazen boyle surebilir iste. mononukleoz uyku hastaligi. ya, iste boyle. simdi bu hastaligi geçirmis ve bununla yasamis ve zorluklara gogus germis bir insan olarak gururla, hastaligima ragmen ders çalismaya gidecegim. etrafima "hastayim ama çabaliyorum" mesaji verecegim. "nasilsin?" sorularina hep, gururla ve metanetle, gulumseyerek: "yorgunum, biliyorsun hastayim, ama yine de iyiyim, geçecek." diye cevap verecegim. ben biliyordum. "yuz kaslari bile bu kadar yorgun olamaz" diyordum. hemen tembel damgasi yedim. (yanlis da degil ya). yarin okulda bu gerçegi herkese duyuracagim. belki bana olan sevgileri artar.
bugun doktora telefon ettim. kan tahlili sonuçlarim gelmis. her sey normal, yalniz mononukleoz geçirmisim. simdi geçmis, fakat etkileri bazen boyle surebilir iste. mononukleoz uyku hastaligi. ya, iste boyle. simdi bu hastaligi geçirmis ve bununla yasamis ve zorluklara gogus germis bir insan olarak gururla, hastaligima ragmen ders çalismaya gidecegim. etrafima "hastayim ama çabaliyorum" mesaji verecegim. "nasilsin?" sorularina hep, gururla ve metanetle, gulumseyerek: "yorgunum, biliyorsun hastayim, ama yine de iyiyim, geçecek." diye cevap verecegim. ben biliyordum. "yuz kaslari bile bu kadar yorgun olamaz" diyordum. hemen tembel damgasi yedim. (yanlis da degil ya). yarin okulda bu gerçegi herkese duyuracagim. belki bana olan sevgileri artar.
Çarşamba, Mayıs 31, 2006
bugun c. ile tren bekliyorduk. c bana soyle dedi: "italya'yi dusunuyorum hep. geçirdigimiz guzel gunleri. ikimizin beraber olmasi ne guzeldi." ben de ona dun kapildigim bir hissi anlatacaktim ama tren geldi. "binince anlatirim." dedim. trene binince ise nadege'i gorduk. sevgilisini terk etti diye agliyordu. boylece benim diyecegim sey de arada kaynadi gitti. diyecegim seyi ben bile anlamamistim. c'ye desem de anlamazdi belki. ama o an bana çok anlarmis gibi geldiydi. insan iliskileri ne zor.
ogleden sonrami bruksel'de geçirdim, hava soguk ve yagmurluydu. param yoktu, açtim. elli sentim vardi. gauffre'çunun onunden geçtim. açtim. param gauffre'un ustundeki çikolata sosunu almaya bile yetmezdi. neyse, sonra gardayken cebimde yirmi sent daha buldum. boylece kuçucuk bir biskuvi alabildim.
ogleden sonrami bruksel'de geçirdim, hava soguk ve yagmurluydu. param yoktu, açtim. elli sentim vardi. gauffre'çunun onunden geçtim. açtim. param gauffre'un ustundeki çikolata sosunu almaya bile yetmezdi. neyse, sonra gardayken cebimde yirmi sent daha buldum. boylece kuçucuk bir biskuvi alabildim.
Pazar, Mayıs 28, 2006
Cumartesi, Mayıs 27, 2006
ah! profilimde ay ve gunu yanlis yazdigim için yillardir kova burcundan oldugum yaziyormus. oysa benim burcum yengeç. yazik! tum okuyucularim beni yanlis tanidi. bir de "ben daha onsekizimi doldurmadim ki, neden burda onsekiz yaziyor?" diye kendi kendimi yiyordum. iste, zararin neresinden donersen kardir. bir de salak gibi yengeç burcunu ingilizcede "aquarius" zannediyordum, oysa herkes bilir ki yengeç demek "cancer" demektir. neyse, duzelttim ya, rahatladi içim. yeni profilimi "wiew my profil" tusuna basip gorebilirsiniz. ah ne kadar guzel, ne kadar mutluyum simdi. bir yanlis daha fonetik kaktus sayasinde duzeltildi. yasasin e.s.! bu arada benim uslubum yine bozuldu. gazete kose yazarlari gibi yazmaya basladim, dandik kose yazarlari gibi, hatta daha kotu yazmaya basladim. onemli degil, gerçek insan sarraflari aslinda o kadar ucuz olmadigimi anlayacaklardir. ben gidiyorum sevgili okurlar, kendinize iyi bakin. artik beni daha iyi taniyorsunuz, gun geçtikçe beni daha iyi taniyorsunuz. bunun ne kadar guzel oldugunu belki daha anlamadiniz, yakinda anlayacaksiniz. bir sans tanidim size, beni daha iyi taniyabilme sansi. bu konuda da çok comertim. oyleyse her yazimi somurur gibi okumalisiniz. her ayriniyi çozmeye çalismalisiniz. bu gun sizin bayram gununuz olmali. ezgi'nin analizi sizin en sevdiginiz ders olmali. ders notlarini yazdirip satirlarin altini çizmenin zevki bambaskadir. anlmamiyorum sizi, bu beni tanima isinin ne kadar guzel oldugunu hala anlayamadiginiz için. ya ben bir gun araba altinda kalip olseydim? o zaman bitirilmemis bir is gibi kalirdim iste. "kimbilir o dudaklarin arasinda daha neler sakliydi" diye tepine tepine durursunuz. saka yapiyorum, saka. farkindayim yani bunlar saçmalik. taklit ediyorum sadece baskalarini.
yaz- kis
yalnizlik yazin daha guzel, daha katlanilir olur. bir kere dunya uyanir ve siz istemeseniz ve çabalamasaniz da sizi içine almaya hazirlanir. ikincisi evde geçirilen aksamustleri guzellesir. kisin sikinti ve korkuyla dolu karanlik aksamustleri, yazin yerini gunesli kitap okuma saatlerine birakir. sikintiniz sicakla mayisir ve guzellesir. soyut dusuncelerle daha çok ilgilenir olursunuz. hem sonra, sokaga çikmak isterseniz sokaklar sizi bekler. eger yaz mevsiminde çok ilerlemisseniz istemezsiniz de zaten. fakat ben bir kuzey ulkesinde oldugum için yaz hiçbir zaman çok sicak olmuyor, çok guzel. kediniz de divanin ustunde kivrilmis uyurken siz, salkim saçak çamasir suyuyla lekenmis soluk eflatun bir tisort ve uzun namazlik etekle ve bakimsiz kirli saçlarla etrafta hafif ve zarif bir kelebek gibi dolasirsiniz. etegin altindaki bakimsiz bacaklar çorapsiz çorapsiz ve çiplaktir evinize biri gelirse gulumseyerek: "kusura bakma, giyinmedim bugun" dersiniz. kim gelirse gelsin bu isik saçan bakimsiz guzelliginizi fark eder ve o da gulumseyerek: "yok canim, rahatina bak" der. "rahatina bak", anahtar cumle budur iste. "bugunumu ders çalismaya ayirdim" dersiniz siz de. çingenelerle ilgili bir kitap okuyorum. baslayali az oldu.
oysa kis ne katlanilmazdi. kisi çok zor geçirdim, hani. hava oyle erken karariyorduki aksmalari tiyatro dersine gitmek için o kopruyu geçmek çok zor oluyordu benim için. korkuyordum, hava da soguk oluyordu. en onemlisi ise duygusal bakimdan kendimi çok kopuk, yalniz hissediyordum. aksamlari tiyatro dersinde ise çok yorgun, sikkin oluyordum, hiç uykumu alamiyordum. içimi dokecek birini ariyordum, bu soguk havada insani bag kurabilecegim birini. simdi kimseye gerek kalmadi.
sinifimizda eski okulundan atildigi için aramiza katilmis bir çocuk var. deri ceket falan giyiyor.
oysa kis ne katlanilmazdi. kisi çok zor geçirdim, hani. hava oyle erken karariyorduki aksmalari tiyatro dersine gitmek için o kopruyu geçmek çok zor oluyordu benim için. korkuyordum, hava da soguk oluyordu. en onemlisi ise duygusal bakimdan kendimi çok kopuk, yalniz hissediyordum. aksamlari tiyatro dersinde ise çok yorgun, sikkin oluyordum, hiç uykumu alamiyordum. içimi dokecek birini ariyordum, bu soguk havada insani bag kurabilecegim birini. simdi kimseye gerek kalmadi.
sinifimizda eski okulundan atildigi için aramiza katilmis bir çocuk var. deri ceket falan giyiyor.
Cuma, Mayıs 26, 2006
hep soyle sarkilar soyleyen, yazan bir sevgilim olsun istemisimdir:
"sitting here, wishing on the cement floor, just wishing that i had just something you wore, i'll put it on when i go lonely, will you take of your dress and send it to me?"
"burda oturup çimento zeminde hayal ederken, keske az once giydigin bir giysin olsaydi yanimda diye. yalnizlastigimda giyerdim hiç degilse, elbiseni çikarip bana gondersene.
kafani ve opusunu ozluyorum, ve bir mektubunu, olmedigini belirten. ekmegini ve çorbani ozluyorum. sarabini ve kahvaltini elbisenin ustune dok, sonra çikar elbiseni bana gonder."
bu satirlari yazan birine, isterse dunyanin en ucube insani olsun, hiç tereddutsuz kaçardim. çunku muhtemelen ailem evlenmeme karsi olurdu. geçen gun ruyamda evlendigimi gordum. sisman bir tarihçiyle evlenmisim. kel fakat çok seker bir adamdi, birbirimizi çok seviyorduk.
"sitting here, wishing on the cement floor, just wishing that i had just something you wore, i'll put it on when i go lonely, will you take of your dress and send it to me?"
"burda oturup çimento zeminde hayal ederken, keske az once giydigin bir giysin olsaydi yanimda diye. yalnizlastigimda giyerdim hiç degilse, elbiseni çikarip bana gondersene.
kafani ve opusunu ozluyorum, ve bir mektubunu, olmedigini belirten. ekmegini ve çorbani ozluyorum. sarabini ve kahvaltini elbisenin ustune dok, sonra çikar elbiseni bana gonder."
bu satirlari yazan birine, isterse dunyanin en ucube insani olsun, hiç tereddutsuz kaçardim. çunku muhtemelen ailem evlenmeme karsi olurdu. geçen gun ruyamda evlendigimi gordum. sisman bir tarihçiyle evlenmisim. kel fakat çok seker bir adamdi, birbirimizi çok seviyorduk.
sen hangi tip gunahkarsin ezgi? bilmiyorum. bir tip gunahkarim iste. tembellik ve korkaklik ve inkar gunahkariyim. cehennemi adil buluyor musun? va te faire foudre, bu tur sorular sorma bana. suçlulugunu bile web sitesinde pazarlayan bir canliya daha rastlanmamistir. ve bir suçlayici ordu gelip yakacak beni.
bazi insanlar için yasama rehberleri hazirlanmali. hangi insanlar için? mutlaka karsilasmissinizdir. sadece kendileriyle ilgileniyorlarmis gibi gorunur, hep yardiminizi isterler. dertleri çoktur. her karsilasmanizda size kendi analizerini yapar ve dertlerini anlatirlar. t.l. anlatiyor:
"arkadasim y.h.'yi çok seviyordum. fakat iliskimiz sanki tek tarafli idi. o anlatiyordu ve ben dinliyordum. sanki beni arkadasi yapmasinin tek nedeni bana dertlerini anlatabilmesi idi. kendimi onemsiz hissediyordum. ayni zamanda pesimi birakmiyordu. karasizdi. onun yasamina yon vermemi istiyordu. ben annelik yapacak degildim o yastaki birine. çok çabuk kestim iliskimizi."
gerçek su ki, bu zavalli y.h. ve digerleri aslinda kendilerine odakli degiller. evet, oyleler ama bunun sebebi gerçekten dertli olmalari. aslinda bu bir tembellikten ileri geliyor. gerçek su ki, allah bizi yaratti ve yasayabilmemiz için bizi dunyaya saldi. bize savas, sikintilar, ekmegini kazanabilme ve dogru kalabilme sorumlulugu verdi. varolma yukunu ustumuze itti. sonuç olarak bazi mukafatlar koydu. bizi, bize sormadan bir yarisa itti.
ve hemen hemen herkes bu yarisa sormadan, etmeden katildi. bazilari ise bunu anlayamadilar. onlar, kosusan karincalar surusu içinde etrafa bakan agustos bocekleri gibiydiler. olan biteni geç anliyorlar ve çevrelerine katilamiyorlardi. kararsizdilar çunku nasil yapilacagini bilmiyorlardi. deger yargilari yok gibiydi, çunku onlar için fark etmiyordu. iyi insanlardi, çunku baskasinin ekmegini zorla almaya gerek duymuyorladi, çunku hirssizdilar ve toktular.
bu genç kizlar ve genç erkekler için rehberler hazirlanmali:
deger yargilari rehberi: içki içelim mi? bekaret ne zaman kaybedilir? gunde kaç kere namaz kilmali? kendini az suçlu hissetme yollari.
insan iliskileri rehberi: kendini ezdirmemek için/ nasil arkadas olunur?/ nasil arkadas kalinir?/ telefonda
gunluk yasam: alisveris, dogruyu yanlistan ayirt etmek için.
"arkadasim y.h.'yi çok seviyordum. fakat iliskimiz sanki tek tarafli idi. o anlatiyordu ve ben dinliyordum. sanki beni arkadasi yapmasinin tek nedeni bana dertlerini anlatabilmesi idi. kendimi onemsiz hissediyordum. ayni zamanda pesimi birakmiyordu. karasizdi. onun yasamina yon vermemi istiyordu. ben annelik yapacak degildim o yastaki birine. çok çabuk kestim iliskimizi."
gerçek su ki, bu zavalli y.h. ve digerleri aslinda kendilerine odakli degiller. evet, oyleler ama bunun sebebi gerçekten dertli olmalari. aslinda bu bir tembellikten ileri geliyor. gerçek su ki, allah bizi yaratti ve yasayabilmemiz için bizi dunyaya saldi. bize savas, sikintilar, ekmegini kazanabilme ve dogru kalabilme sorumlulugu verdi. varolma yukunu ustumuze itti. sonuç olarak bazi mukafatlar koydu. bizi, bize sormadan bir yarisa itti.
ve hemen hemen herkes bu yarisa sormadan, etmeden katildi. bazilari ise bunu anlayamadilar. onlar, kosusan karincalar surusu içinde etrafa bakan agustos bocekleri gibiydiler. olan biteni geç anliyorlar ve çevrelerine katilamiyorlardi. kararsizdilar çunku nasil yapilacagini bilmiyorlardi. deger yargilari yok gibiydi, çunku onlar için fark etmiyordu. iyi insanlardi, çunku baskasinin ekmegini zorla almaya gerek duymuyorladi, çunku hirssizdilar ve toktular.
bu genç kizlar ve genç erkekler için rehberler hazirlanmali:
deger yargilari rehberi: içki içelim mi? bekaret ne zaman kaybedilir? gunde kaç kere namaz kilmali? kendini az suçlu hissetme yollari.
insan iliskileri rehberi: kendini ezdirmemek için/ nasil arkadas olunur?/ nasil arkadas kalinir?/ telefonda
gunluk yasam: alisveris, dogruyu yanlistan ayirt etmek için.
ansiklopedi karistirmaya useniyorum. su sorularin cevabini istiyorum. bir bilen varsa bana anlatsin, açiklasin:
1) otto dix homoseksullere karsi miydi? karsiysa neden? aslinda otto dix nasil biriydi, kimdi?
2) louis ferdinand céline gerçekten antisemit miydi? oyleyse neden? acaba massacre bilmemne bilmemne sadece dalga geçmek için yazilmis bi kitap mi? o kitabi bulabilir miyim?
3) kavgam'da ne yaziyor?
4) adam beni kuçumsuyor mu? yoksa beni seviyor mu aslinda? trende ona sordugum soruyu dogru anladi mi? verdigi cevapta ne demek istemisti?
5) cihad taraftarlari hakli olabilir mi?
6) degistirilmemeis incil nasildir?
7) l.f.'nin intiharinin gerçek sebebi ne?
8) galatasaray lisenin masonlarla gerçekten ilgisi var mi?
bunlardan bazilari arastirma ile ogrenilebilir aslinda. tanrim. dunya ne kadar karisik.
1) otto dix homoseksullere karsi miydi? karsiysa neden? aslinda otto dix nasil biriydi, kimdi?
2) louis ferdinand céline gerçekten antisemit miydi? oyleyse neden? acaba massacre bilmemne bilmemne sadece dalga geçmek için yazilmis bi kitap mi? o kitabi bulabilir miyim?
3) kavgam'da ne yaziyor?
4) adam beni kuçumsuyor mu? yoksa beni seviyor mu aslinda? trende ona sordugum soruyu dogru anladi mi? verdigi cevapta ne demek istemisti?
5) cihad taraftarlari hakli olabilir mi?
6) degistirilmemeis incil nasildir?
7) l.f.'nin intiharinin gerçek sebebi ne?
8) galatasaray lisenin masonlarla gerçekten ilgisi var mi?
bunlardan bazilari arastirma ile ogrenilebilir aslinda. tanrim. dunya ne kadar karisik.
Çarşamba, Mayıs 24, 2006
Salı, Mayıs 23, 2006
rakilar
bu sarkiyi geçen sene yazmistim, okuldayken. burda pek sarki yazmadim, bir iki fransizca sey yazmaya çalistim, pek olmadi. ara sira sarki yayinlayacagim, belki. blogumu daha renkli kilmak için. bu yaptigim sey (bloga video koymak) bana aslinda urkutucu ve garip geliyor. bunu da paylasmak istedim. fakat internet bir paylasim ortami ise urettigimiz baska seyleri de buraya koyamaz miyiz? (sarki, resim gibi)
dun blogumun 1. yildonumu imis. demek ki bir senedir blog yaziyorum. geçen mayis ayinda yani, 22 mayis bir pazar gunuymus ya, o haftanin persembesi annem babam ben kardesim sile'ye gunluk bir gezintiye gitmistik. yilani da orda gormustuk. o gun babam ile okul sonrasi planlarima dair konusmustuk. simdi ise baska bir seyle ugrasiyorum. belki de aslinda hep ayni seyle ugrasiyorumdur. okulun bilgisayar odasinda zeynep'e yeni blogumu gostermis, nasil olmus diye sormustum. ilk yazdigim yazilari begenmiyor, yuzeysellestigimden yakiniyordum. zeynep'e buna dair yakinmistim. zeynep de "haklisin" demisti. mutlu olunca yazamaz insan diye dusunuyordum. iste, ne kadar garip degil mi, bir insanin hayatinin bir yillik bir bolumu internette bulunabiliyor. bundan once gunlukler vardi. ben erkek arkadas konusunda takintili biriydim. ilk defterim yaprakli bir defterdi, hediyeydi. daha once de defterler yazmistim ama hiçbirini bitirmiyordum. o defteri bitirmistim. çok ilginç bir defterdi. birileri okumadigi için yazik olmus. blog o kadar ilginç degil. çunku baskasinin okuyacagini bilerek yaziyorsun. ikinci defterim ustunde opusen çiftlerin oldugu bir genç kiz hatira defteriydi. uçuncusune geçtigim yil geçen soneydi sanirim. on alti yasina basmistim. guzel, ince bir defterdi. içini mutlu bir yasamin hafif lakirdilari ile doldurmustum. simdiki gibi degil, daha çocuk isi, daha renkli idi. içinde ask yazilari, arkadaslarimi anlatan yazilar vardi. sonra dine dondum, o yaz. kara, kalin bir defter aldim. çaliskan biri olacagima defterin ilk sayfasinda soz vermisim. fakat dindarlik, bende psikolojik bir rahatsizliga donusurdu zamanla. simdiki gibi degil. simdi keske biraz aklima takilsa dini konular. yok. kosullar uzaklastiriyor insani. ben onceleri daha heyecanli, kuskulu biriydim. galiba daha renkli bir yasanti suruyordum. bunu da ben simdi uydurmus olabilirim. neyse, bir sene de geçti iste. daha çok okumak, yazmak, seyahat etmek isterdim. daha guzel fransizca konusabilmek, islerimi aksatmamak isterdim. bu durum degerlendirmesini de yapmali insan. siz de yapin.
not: "aa kutlu olsun caniim, bekliyoruz yazilarinin devamini" gibi yorumlar bekliyorum.
not: "aa kutlu olsun caniim, bekliyoruz yazilarinin devamini" gibi yorumlar bekliyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

