Cumartesi, Mayıs 27, 2006
ah! profilimde ay ve gunu yanlis yazdigim için yillardir kova burcundan oldugum yaziyormus. oysa benim burcum yengeç. yazik! tum okuyucularim beni yanlis tanidi. bir de "ben daha onsekizimi doldurmadim ki, neden burda onsekiz yaziyor?" diye kendi kendimi yiyordum. iste, zararin neresinden donersen kardir. bir de salak gibi yengeç burcunu ingilizcede "aquarius" zannediyordum, oysa herkes bilir ki yengeç demek "cancer" demektir. neyse, duzelttim ya, rahatladi içim. yeni profilimi "wiew my profil" tusuna basip gorebilirsiniz. ah ne kadar guzel, ne kadar mutluyum simdi. bir yanlis daha fonetik kaktus sayasinde duzeltildi. yasasin e.s.! bu arada benim uslubum yine bozuldu. gazete kose yazarlari gibi yazmaya basladim, dandik kose yazarlari gibi, hatta daha kotu yazmaya basladim. onemli degil, gerçek insan sarraflari aslinda o kadar ucuz olmadigimi anlayacaklardir. ben gidiyorum sevgili okurlar, kendinize iyi bakin. artik beni daha iyi taniyorsunuz, gun geçtikçe beni daha iyi taniyorsunuz. bunun ne kadar guzel oldugunu belki daha anlamadiniz, yakinda anlayacaksiniz. bir sans tanidim size, beni daha iyi taniyabilme sansi. bu konuda da çok comertim. oyleyse her yazimi somurur gibi okumalisiniz. her ayriniyi çozmeye çalismalisiniz. bu gun sizin bayram gununuz olmali. ezgi'nin analizi sizin en sevdiginiz ders olmali. ders notlarini yazdirip satirlarin altini çizmenin zevki bambaskadir. anlmamiyorum sizi, bu beni tanima isinin ne kadar guzel oldugunu hala anlayamadiginiz için. ya ben bir gun araba altinda kalip olseydim? o zaman bitirilmemis bir is gibi kalirdim iste. "kimbilir o dudaklarin arasinda daha neler sakliydi" diye tepine tepine durursunuz. saka yapiyorum, saka. farkindayim yani bunlar saçmalik. taklit ediyorum sadece baskalarini.
yaz- kis
yalnizlik yazin daha guzel, daha katlanilir olur. bir kere dunya uyanir ve siz istemeseniz ve çabalamasaniz da sizi içine almaya hazirlanir. ikincisi evde geçirilen aksamustleri guzellesir. kisin sikinti ve korkuyla dolu karanlik aksamustleri, yazin yerini gunesli kitap okuma saatlerine birakir. sikintiniz sicakla mayisir ve guzellesir. soyut dusuncelerle daha çok ilgilenir olursunuz. hem sonra, sokaga çikmak isterseniz sokaklar sizi bekler. eger yaz mevsiminde çok ilerlemisseniz istemezsiniz de zaten. fakat ben bir kuzey ulkesinde oldugum için yaz hiçbir zaman çok sicak olmuyor, çok guzel. kediniz de divanin ustunde kivrilmis uyurken siz, salkim saçak çamasir suyuyla lekenmis soluk eflatun bir tisort ve uzun namazlik etekle ve bakimsiz kirli saçlarla etrafta hafif ve zarif bir kelebek gibi dolasirsiniz. etegin altindaki bakimsiz bacaklar çorapsiz çorapsiz ve çiplaktir evinize biri gelirse gulumseyerek: "kusura bakma, giyinmedim bugun" dersiniz. kim gelirse gelsin bu isik saçan bakimsiz guzelliginizi fark eder ve o da gulumseyerek: "yok canim, rahatina bak" der. "rahatina bak", anahtar cumle budur iste. "bugunumu ders çalismaya ayirdim" dersiniz siz de. çingenelerle ilgili bir kitap okuyorum. baslayali az oldu.
oysa kis ne katlanilmazdi. kisi çok zor geçirdim, hani. hava oyle erken karariyorduki aksmalari tiyatro dersine gitmek için o kopruyu geçmek çok zor oluyordu benim için. korkuyordum, hava da soguk oluyordu. en onemlisi ise duygusal bakimdan kendimi çok kopuk, yalniz hissediyordum. aksamlari tiyatro dersinde ise çok yorgun, sikkin oluyordum, hiç uykumu alamiyordum. içimi dokecek birini ariyordum, bu soguk havada insani bag kurabilecegim birini. simdi kimseye gerek kalmadi.
sinifimizda eski okulundan atildigi için aramiza katilmis bir çocuk var. deri ceket falan giyiyor.
oysa kis ne katlanilmazdi. kisi çok zor geçirdim, hani. hava oyle erken karariyorduki aksmalari tiyatro dersine gitmek için o kopruyu geçmek çok zor oluyordu benim için. korkuyordum, hava da soguk oluyordu. en onemlisi ise duygusal bakimdan kendimi çok kopuk, yalniz hissediyordum. aksamlari tiyatro dersinde ise çok yorgun, sikkin oluyordum, hiç uykumu alamiyordum. içimi dokecek birini ariyordum, bu soguk havada insani bag kurabilecegim birini. simdi kimseye gerek kalmadi.
sinifimizda eski okulundan atildigi için aramiza katilmis bir çocuk var. deri ceket falan giyiyor.
Cuma, Mayıs 26, 2006
hep soyle sarkilar soyleyen, yazan bir sevgilim olsun istemisimdir:
"sitting here, wishing on the cement floor, just wishing that i had just something you wore, i'll put it on when i go lonely, will you take of your dress and send it to me?"
"burda oturup çimento zeminde hayal ederken, keske az once giydigin bir giysin olsaydi yanimda diye. yalnizlastigimda giyerdim hiç degilse, elbiseni çikarip bana gondersene.
kafani ve opusunu ozluyorum, ve bir mektubunu, olmedigini belirten. ekmegini ve çorbani ozluyorum. sarabini ve kahvaltini elbisenin ustune dok, sonra çikar elbiseni bana gonder."
bu satirlari yazan birine, isterse dunyanin en ucube insani olsun, hiç tereddutsuz kaçardim. çunku muhtemelen ailem evlenmeme karsi olurdu. geçen gun ruyamda evlendigimi gordum. sisman bir tarihçiyle evlenmisim. kel fakat çok seker bir adamdi, birbirimizi çok seviyorduk.
"sitting here, wishing on the cement floor, just wishing that i had just something you wore, i'll put it on when i go lonely, will you take of your dress and send it to me?"
"burda oturup çimento zeminde hayal ederken, keske az once giydigin bir giysin olsaydi yanimda diye. yalnizlastigimda giyerdim hiç degilse, elbiseni çikarip bana gondersene.
kafani ve opusunu ozluyorum, ve bir mektubunu, olmedigini belirten. ekmegini ve çorbani ozluyorum. sarabini ve kahvaltini elbisenin ustune dok, sonra çikar elbiseni bana gonder."
bu satirlari yazan birine, isterse dunyanin en ucube insani olsun, hiç tereddutsuz kaçardim. çunku muhtemelen ailem evlenmeme karsi olurdu. geçen gun ruyamda evlendigimi gordum. sisman bir tarihçiyle evlenmisim. kel fakat çok seker bir adamdi, birbirimizi çok seviyorduk.
sen hangi tip gunahkarsin ezgi? bilmiyorum. bir tip gunahkarim iste. tembellik ve korkaklik ve inkar gunahkariyim. cehennemi adil buluyor musun? va te faire foudre, bu tur sorular sorma bana. suçlulugunu bile web sitesinde pazarlayan bir canliya daha rastlanmamistir. ve bir suçlayici ordu gelip yakacak beni.
bazi insanlar için yasama rehberleri hazirlanmali. hangi insanlar için? mutlaka karsilasmissinizdir. sadece kendileriyle ilgileniyorlarmis gibi gorunur, hep yardiminizi isterler. dertleri çoktur. her karsilasmanizda size kendi analizerini yapar ve dertlerini anlatirlar. t.l. anlatiyor:
"arkadasim y.h.'yi çok seviyordum. fakat iliskimiz sanki tek tarafli idi. o anlatiyordu ve ben dinliyordum. sanki beni arkadasi yapmasinin tek nedeni bana dertlerini anlatabilmesi idi. kendimi onemsiz hissediyordum. ayni zamanda pesimi birakmiyordu. karasizdi. onun yasamina yon vermemi istiyordu. ben annelik yapacak degildim o yastaki birine. çok çabuk kestim iliskimizi."
gerçek su ki, bu zavalli y.h. ve digerleri aslinda kendilerine odakli degiller. evet, oyleler ama bunun sebebi gerçekten dertli olmalari. aslinda bu bir tembellikten ileri geliyor. gerçek su ki, allah bizi yaratti ve yasayabilmemiz için bizi dunyaya saldi. bize savas, sikintilar, ekmegini kazanabilme ve dogru kalabilme sorumlulugu verdi. varolma yukunu ustumuze itti. sonuç olarak bazi mukafatlar koydu. bizi, bize sormadan bir yarisa itti.
ve hemen hemen herkes bu yarisa sormadan, etmeden katildi. bazilari ise bunu anlayamadilar. onlar, kosusan karincalar surusu içinde etrafa bakan agustos bocekleri gibiydiler. olan biteni geç anliyorlar ve çevrelerine katilamiyorlardi. kararsizdilar çunku nasil yapilacagini bilmiyorlardi. deger yargilari yok gibiydi, çunku onlar için fark etmiyordu. iyi insanlardi, çunku baskasinin ekmegini zorla almaya gerek duymuyorladi, çunku hirssizdilar ve toktular.
bu genç kizlar ve genç erkekler için rehberler hazirlanmali:
deger yargilari rehberi: içki içelim mi? bekaret ne zaman kaybedilir? gunde kaç kere namaz kilmali? kendini az suçlu hissetme yollari.
insan iliskileri rehberi: kendini ezdirmemek için/ nasil arkadas olunur?/ nasil arkadas kalinir?/ telefonda
gunluk yasam: alisveris, dogruyu yanlistan ayirt etmek için.
"arkadasim y.h.'yi çok seviyordum. fakat iliskimiz sanki tek tarafli idi. o anlatiyordu ve ben dinliyordum. sanki beni arkadasi yapmasinin tek nedeni bana dertlerini anlatabilmesi idi. kendimi onemsiz hissediyordum. ayni zamanda pesimi birakmiyordu. karasizdi. onun yasamina yon vermemi istiyordu. ben annelik yapacak degildim o yastaki birine. çok çabuk kestim iliskimizi."
gerçek su ki, bu zavalli y.h. ve digerleri aslinda kendilerine odakli degiller. evet, oyleler ama bunun sebebi gerçekten dertli olmalari. aslinda bu bir tembellikten ileri geliyor. gerçek su ki, allah bizi yaratti ve yasayabilmemiz için bizi dunyaya saldi. bize savas, sikintilar, ekmegini kazanabilme ve dogru kalabilme sorumlulugu verdi. varolma yukunu ustumuze itti. sonuç olarak bazi mukafatlar koydu. bizi, bize sormadan bir yarisa itti.
ve hemen hemen herkes bu yarisa sormadan, etmeden katildi. bazilari ise bunu anlayamadilar. onlar, kosusan karincalar surusu içinde etrafa bakan agustos bocekleri gibiydiler. olan biteni geç anliyorlar ve çevrelerine katilamiyorlardi. kararsizdilar çunku nasil yapilacagini bilmiyorlardi. deger yargilari yok gibiydi, çunku onlar için fark etmiyordu. iyi insanlardi, çunku baskasinin ekmegini zorla almaya gerek duymuyorladi, çunku hirssizdilar ve toktular.
bu genç kizlar ve genç erkekler için rehberler hazirlanmali:
deger yargilari rehberi: içki içelim mi? bekaret ne zaman kaybedilir? gunde kaç kere namaz kilmali? kendini az suçlu hissetme yollari.
insan iliskileri rehberi: kendini ezdirmemek için/ nasil arkadas olunur?/ nasil arkadas kalinir?/ telefonda
gunluk yasam: alisveris, dogruyu yanlistan ayirt etmek için.
ansiklopedi karistirmaya useniyorum. su sorularin cevabini istiyorum. bir bilen varsa bana anlatsin, açiklasin:
1) otto dix homoseksullere karsi miydi? karsiysa neden? aslinda otto dix nasil biriydi, kimdi?
2) louis ferdinand céline gerçekten antisemit miydi? oyleyse neden? acaba massacre bilmemne bilmemne sadece dalga geçmek için yazilmis bi kitap mi? o kitabi bulabilir miyim?
3) kavgam'da ne yaziyor?
4) adam beni kuçumsuyor mu? yoksa beni seviyor mu aslinda? trende ona sordugum soruyu dogru anladi mi? verdigi cevapta ne demek istemisti?
5) cihad taraftarlari hakli olabilir mi?
6) degistirilmemeis incil nasildir?
7) l.f.'nin intiharinin gerçek sebebi ne?
8) galatasaray lisenin masonlarla gerçekten ilgisi var mi?
bunlardan bazilari arastirma ile ogrenilebilir aslinda. tanrim. dunya ne kadar karisik.
1) otto dix homoseksullere karsi miydi? karsiysa neden? aslinda otto dix nasil biriydi, kimdi?
2) louis ferdinand céline gerçekten antisemit miydi? oyleyse neden? acaba massacre bilmemne bilmemne sadece dalga geçmek için yazilmis bi kitap mi? o kitabi bulabilir miyim?
3) kavgam'da ne yaziyor?
4) adam beni kuçumsuyor mu? yoksa beni seviyor mu aslinda? trende ona sordugum soruyu dogru anladi mi? verdigi cevapta ne demek istemisti?
5) cihad taraftarlari hakli olabilir mi?
6) degistirilmemeis incil nasildir?
7) l.f.'nin intiharinin gerçek sebebi ne?
8) galatasaray lisenin masonlarla gerçekten ilgisi var mi?
bunlardan bazilari arastirma ile ogrenilebilir aslinda. tanrim. dunya ne kadar karisik.
Çarşamba, Mayıs 24, 2006
Salı, Mayıs 23, 2006
rakilar
bu sarkiyi geçen sene yazmistim, okuldayken. burda pek sarki yazmadim, bir iki fransizca sey yazmaya çalistim, pek olmadi. ara sira sarki yayinlayacagim, belki. blogumu daha renkli kilmak için. bu yaptigim sey (bloga video koymak) bana aslinda urkutucu ve garip geliyor. bunu da paylasmak istedim. fakat internet bir paylasim ortami ise urettigimiz baska seyleri de buraya koyamaz miyiz? (sarki, resim gibi)
dun blogumun 1. yildonumu imis. demek ki bir senedir blog yaziyorum. geçen mayis ayinda yani, 22 mayis bir pazar gunuymus ya, o haftanin persembesi annem babam ben kardesim sile'ye gunluk bir gezintiye gitmistik. yilani da orda gormustuk. o gun babam ile okul sonrasi planlarima dair konusmustuk. simdi ise baska bir seyle ugrasiyorum. belki de aslinda hep ayni seyle ugrasiyorumdur. okulun bilgisayar odasinda zeynep'e yeni blogumu gostermis, nasil olmus diye sormustum. ilk yazdigim yazilari begenmiyor, yuzeysellestigimden yakiniyordum. zeynep'e buna dair yakinmistim. zeynep de "haklisin" demisti. mutlu olunca yazamaz insan diye dusunuyordum. iste, ne kadar garip degil mi, bir insanin hayatinin bir yillik bir bolumu internette bulunabiliyor. bundan once gunlukler vardi. ben erkek arkadas konusunda takintili biriydim. ilk defterim yaprakli bir defterdi, hediyeydi. daha once de defterler yazmistim ama hiçbirini bitirmiyordum. o defteri bitirmistim. çok ilginç bir defterdi. birileri okumadigi için yazik olmus. blog o kadar ilginç degil. çunku baskasinin okuyacagini bilerek yaziyorsun. ikinci defterim ustunde opusen çiftlerin oldugu bir genç kiz hatira defteriydi. uçuncusune geçtigim yil geçen soneydi sanirim. on alti yasina basmistim. guzel, ince bir defterdi. içini mutlu bir yasamin hafif lakirdilari ile doldurmustum. simdiki gibi degil, daha çocuk isi, daha renkli idi. içinde ask yazilari, arkadaslarimi anlatan yazilar vardi. sonra dine dondum, o yaz. kara, kalin bir defter aldim. çaliskan biri olacagima defterin ilk sayfasinda soz vermisim. fakat dindarlik, bende psikolojik bir rahatsizliga donusurdu zamanla. simdiki gibi degil. simdi keske biraz aklima takilsa dini konular. yok. kosullar uzaklastiriyor insani. ben onceleri daha heyecanli, kuskulu biriydim. galiba daha renkli bir yasanti suruyordum. bunu da ben simdi uydurmus olabilirim. neyse, bir sene de geçti iste. daha çok okumak, yazmak, seyahat etmek isterdim. daha guzel fransizca konusabilmek, islerimi aksatmamak isterdim. bu durum degerlendirmesini de yapmali insan. siz de yapin.
not: "aa kutlu olsun caniim, bekliyoruz yazilarinin devamini" gibi yorumlar bekliyorum.
not: "aa kutlu olsun caniim, bekliyoruz yazilarinin devamini" gibi yorumlar bekliyorum.
Pazartesi, Mayıs 22, 2006
Cumartesi, Mayıs 20, 2006
dunyanin butun eril varliklarini seviyorum 1
antoine (A degil)
mavi kibar gozlu, zayif ve kirilgan antoine, gerçekten "gentil" bir izlenim veriyordu. ilgili, olçulu, entellektuel yuzu ve sarhos sesi ve yavas konusmasi ile beni bu aksam kendine iki dakikada asik etti. "ah, dedim, sen papazi oynayan çocuksun." "evet" dedi gulerek ve dikkatle bakiyordu. "sana ne diye sesleneyim?" (çevirinin a.k.) antoine ot çekmis gibi duruyor, fakat yavas ve gevis getirir gibi konusuyor ama bunlari yaparken kibar hafif gay iyi aile çocugu okumus tiyatro sanatçiligindan hiçbir sey kaybetmiyordu. antoine'i alip kendime yar etmek o anda tabi buyuk istekti benim için, fakat biliyorum ki ayni istek kimle karsilasirsam karsilasayim beliriveriyor. dunyanin butun eril varliklarini seviyorum, ve kizlari da seviyorum:
elisabeth
kizil saçli seker amerikan kizi, etine dolgun ama asla sisman degil. beyaz tenli ve mutevazi ve çekingen yani çok atilgan degil. ama o gozluklu utangaç gudubet ( çavdar tarlasindaki çocuklardan ozenmenin a.k.) ( hadi bakalim a.k. ne demek?) (ancak 139 anlasin) amerikan ezik kizlarindan degil. çok guzel bir kiz, baktikça insan bakmak istiyor. ve tipik amerikan jestlerine ve çok seker bir aksana sahip. ben de ona ingilizce konustum biraz. gulmekten oldu. (abartma)
antoine (A degil)
mavi kibar gozlu, zayif ve kirilgan antoine, gerçekten "gentil" bir izlenim veriyordu. ilgili, olçulu, entellektuel yuzu ve sarhos sesi ve yavas konusmasi ile beni bu aksam kendine iki dakikada asik etti. "ah, dedim, sen papazi oynayan çocuksun." "evet" dedi gulerek ve dikkatle bakiyordu. "sana ne diye sesleneyim?" (çevirinin a.k.) antoine ot çekmis gibi duruyor, fakat yavas ve gevis getirir gibi konusuyor ama bunlari yaparken kibar hafif gay iyi aile çocugu okumus tiyatro sanatçiligindan hiçbir sey kaybetmiyordu. antoine'i alip kendime yar etmek o anda tabi buyuk istekti benim için, fakat biliyorum ki ayni istek kimle karsilasirsam karsilasayim beliriveriyor. dunyanin butun eril varliklarini seviyorum, ve kizlari da seviyorum:
elisabeth
kizil saçli seker amerikan kizi, etine dolgun ama asla sisman degil. beyaz tenli ve mutevazi ve çekingen yani çok atilgan degil. ama o gozluklu utangaç gudubet ( çavdar tarlasindaki çocuklardan ozenmenin a.k.) ( hadi bakalim a.k. ne demek?) (ancak 139 anlasin) amerikan ezik kizlarindan degil. çok guzel bir kiz, baktikça insan bakmak istiyor. ve tipik amerikan jestlerine ve çok seker bir aksana sahip. ben de ona ingilizce konustum biraz. gulmekten oldu. (abartma)
Cuma, Mayıs 19, 2006
sevgili A bolum uç

havalar bir garip. akdenize kaçsak. cherry blossom girl. c o kadar guzel ki, yolda ates istedigi zaman uç bes adam birden çakmagini çikariyor. ben de c'yi seviyorum, guzel oldugu için.
bu sene floransa'da c ile bir kanala bakiyorduk. c sarki soylemeye baslamisti. bir kabare sarkisi imis soyledigi. orta yasli bir adam da yanimiza gelip hayranlikla dinlemisti. sonra fotograflarimizi çekti.
biriyle oturup bir seyler içmeyeli çok oldu. iki kisi olarak oturup karsilikli içmeyi seviyorum.
yukaridaki fotograf ne alaka dediginizi duyar gibiyim. ben o fotograf amasra adini koydum. kuçukken boyle poz verirdim. gerizekali bir gulusle çaliskan çaliskan objektife bakardim. yuzumde salak fakat iyi kalpli bir ifade olurdu.
Salı, Mayıs 16, 2006
http://www.orospu.in/3/orospu-lisesi.html
saf ve temiz blogumun adresi bu sayfada yer aliyor. dediklerine gore sitem bir "bedava orospu lisesi sitesi" imis. (?) aslinda yazdiklarimin içinde "orospu" ve basligin içinde de "lise" geçiyor. vay be.
saf ve temiz blogumun adresi bu sayfada yer aliyor. dediklerine gore sitem bir "bedava orospu lisesi sitesi" imis. (?) aslinda yazdiklarimin içinde "orospu" ve basligin içinde de "lise" geçiyor. vay be.
az zamanim kaldi burda. çocukken cuma gunleri ne guzeldi. istedigim saatte yatabildigim, televizyon zevkli programlarini gonlumce izleyebildigim bir gundu. odev falan yapmak zounda da degildim. simdi ise odev yapmiyorum ama stres altindayim. garip bir stres bu. kosturmadan kosturuyormus gibi hissetmek gibi.
temmuzda resit oluyorum ama ben olsam bana oy verme hakki vermezdim. aslinda ben yine iyiyim de bizim okuldaki tipler kesinlikle oy vermemeli.
temmuzda resit oluyorum ama ben olsam bana oy verme hakki vermezdim. aslinda ben yine iyiyim de bizim okuldaki tipler kesinlikle oy vermemeli.
Pazar, Mayıs 14, 2006
Çarşamba, Mayıs 10, 2006
uyku dolu bir gun
bugun butun gun uyudum. sabah 6.30da kalktim. otobusume yetistim. sans eseri bos bir yer buldum. hemen uykuya daldim. okula bir durak kala uyandim tesadufen ve otobusten indim. bahçede bir banka oturdum ve tekrar uyumaya basladim. zil çaldi. sinifa girdim, herkese gunaydin dedim, "yine yorgun gorunuyorsun" dediler. "yorgunum" dedim. cografya dersi basladi, basim yukarda uyuklamaya basladim. zil çaldi, ben esniyordum. vucudun uyandigina bir isarettir bu. nitekim ikinci derste pek uykum gelmedi. uçuncu ders sinav olduk ve dorduncu derste yine uyudum.
ogleden sonra siddet karsiti bir gosteriye katildim. yalniz on bes kisi falandik bu yuzden herkes bize bakip bakip dalga geçiyordu. herkes utaniyordu bu gosteriye katilmis oldugu için.
gosteri bitti, yorgunlugum dorugundaydim. ayakkabi tamircisine ugardim, daha tamir etmemis ayakkabilari. onu beklerken yol kenarina oturdum ve biraz uyudum. sonra kitapçiya gittim. ergenlik problemlerinin çozumleri ile ilgili bir kitap bulup biraz onu okudum, sonra ayakkabilari aldim ve otobus duragina gittim. otobus kaçmis. bir sonraki yarim saat sonraydi. onu beklerken duragin yanindaki parka gittim ve biraz daha uyudum. otobusun gelmesine 5 dakika kala tesadufen uyandim ve otobusume rahat rahat bindim. koltuga oturdum ve az onceki uykuma devam ettim. inecegim yere iki durak kala tesadufen uyandim ve eve yurudum sizlana sizlana. bende bir hastalik olmali. hep yorgunum, hiç takatim yok.
ogleden sonra siddet karsiti bir gosteriye katildim. yalniz on bes kisi falandik bu yuzden herkes bize bakip bakip dalga geçiyordu. herkes utaniyordu bu gosteriye katilmis oldugu için.
gosteri bitti, yorgunlugum dorugundaydim. ayakkabi tamircisine ugardim, daha tamir etmemis ayakkabilari. onu beklerken yol kenarina oturdum ve biraz uyudum. sonra kitapçiya gittim. ergenlik problemlerinin çozumleri ile ilgili bir kitap bulup biraz onu okudum, sonra ayakkabilari aldim ve otobus duragina gittim. otobus kaçmis. bir sonraki yarim saat sonraydi. onu beklerken duragin yanindaki parka gittim ve biraz daha uyudum. otobusun gelmesine 5 dakika kala tesadufen uyandim ve otobusume rahat rahat bindim. koltuga oturdum ve az onceki uykuma devam ettim. inecegim yere iki durak kala tesadufen uyandim ve eve yurudum sizlana sizlana. bende bir hastalik olmali. hep yorgunum, hiç takatim yok.
Pazartesi, Mayıs 08, 2006
senaryo
(t.k. bir blog yazaridir)
sevgili blog,
dun ruyamda yazdigim yaziya 75 yorum gelmisti. hepsi de sevgi ve ilgi doluydu, sonra beni hediye odasina goturduler. çok tarz kupeler, kolyeler, guzellesmemi saglayacak takilar almislar bana. sonra fotograf seansi duzenledik. ben yeni selulit kremimi suruyordum ve bacaklarim purussuzlesiyordu birden. herkes karakterimdeki hosluktan bahsediyodu, beni yeni yeni sifatlarla tanimladilar. bana "orijinal" dediler. iste, ben de bir tip olmustum, taklitlerim bile olacakti:
t.k.: bizden biri, melankolik, neseli ve muzur!!!
altta boy boy fotolar. bir tanesinde lolipop yiyorum. bir tanesinde okul etegiyle poz vermisim. 17 yasini hala bitirmedi sayin seyirci! oyleyse, bu gençligin sesi olsun. evet, belçika'da bir turk genç kizi(misal), ulkemizi en guzel sekilde temsil ediyor. enteller de onu seviyor, evet turk entelinin sevdigi bir tip. bio urunler tuketmeyi hayatin anlami olarak tanimliyor o da. evet, populer guzellik anlayisina karsi. ama yuzune bakilmicak bir tip de degil, bunlari çirkin olmayan birinin agzindan duymak isi daha da çekicilestiriyor tabi. hatta, umursamiyor diyelim. dogal. evet dogal, evet bu. gunumuz kadinlari gibi degil. evet, evet eliz murak diye bir arkadasi var. ikisi sistemi yerden yere vuruyor. bakalim ne demis bu t.k.:
"bence istanbul'daki insanlar tam buyuksehir insani olmadiklari için (en azindan buyuk kismi) çok hazir besin tuketmiyor, hem zaten çogu kadin evde. biz daha saglikli besleniyoruz."
blog kurbani t.k. yazilarinda masumiyeti ararmis gibi yapiyor, holden gibi, art naifçiler gibi. din kitaplari demode oldu degil mi t.k.?? hosa git.
sevgili blog,
dun ruyamda yazdigim yaziya 75 yorum gelmisti. hepsi de sevgi ve ilgi doluydu, sonra beni hediye odasina goturduler. çok tarz kupeler, kolyeler, guzellesmemi saglayacak takilar almislar bana. sonra fotograf seansi duzenledik. ben yeni selulit kremimi suruyordum ve bacaklarim purussuzlesiyordu birden. herkes karakterimdeki hosluktan bahsediyodu, beni yeni yeni sifatlarla tanimladilar. bana "orijinal" dediler. iste, ben de bir tip olmustum, taklitlerim bile olacakti:
t.k.: bizden biri, melankolik, neseli ve muzur!!!
altta boy boy fotolar. bir tanesinde lolipop yiyorum. bir tanesinde okul etegiyle poz vermisim. 17 yasini hala bitirmedi sayin seyirci! oyleyse, bu gençligin sesi olsun. evet, belçika'da bir turk genç kizi(misal), ulkemizi en guzel sekilde temsil ediyor. enteller de onu seviyor, evet turk entelinin sevdigi bir tip. bio urunler tuketmeyi hayatin anlami olarak tanimliyor o da. evet, populer guzellik anlayisina karsi. ama yuzune bakilmicak bir tip de degil, bunlari çirkin olmayan birinin agzindan duymak isi daha da çekicilestiriyor tabi. hatta, umursamiyor diyelim. dogal. evet dogal, evet bu. gunumuz kadinlari gibi degil. evet, evet eliz murak diye bir arkadasi var. ikisi sistemi yerden yere vuruyor. bakalim ne demis bu t.k.:
"bence istanbul'daki insanlar tam buyuksehir insani olmadiklari için (en azindan buyuk kismi) çok hazir besin tuketmiyor, hem zaten çogu kadin evde. biz daha saglikli besleniyoruz."
blog kurbani t.k. yazilarinda masumiyeti ararmis gibi yapiyor, holden gibi, art naifçiler gibi. din kitaplari demode oldu degil mi t.k.?? hosa git.
Pazar, Mayıs 07, 2006
bugun pazara, ordan da patroya gittim. çok yorgun ve dalgindim, istesem de konsantre olamiyordum ki zaten hiç çaba gostermedim. patrodan sonraki toplantiya "yorgunum" diye katilmadim, eve dondum. dun de c'nin oyununu izlemeye gittim, doris'i de yanima alarak. doris, c'nin çok zayif oldugunu soyledi. onunla çikan kemik torbasiyla çikiyormus gibi olur dedi. ben buna içten içe guldum, kadinlarin avunmasi tabi. bence c çok guzel, ince bir dal gibi etrafta suzuluyor. tanri guzel kizlari etrafta suzulsunler diye yaratmis. kuçuk de bir midesi var, okul gezisinde bir tatli almistik, ben benimkini iki dakikada bitirirken o her gun azar azar yiyerek tatlisini 5 gunde bitirdi. bir de çok yemek yedigini soyluyor. bir gun bir oturusta bir ekmek yemis ama sonrasinda kendini kusturmus. hastalikli bir guzellik demek ki. ben de rejimimi her gun bozmasam iyi olur.
Cumartesi, Mayıs 06, 2006
yasamanin zorluklari
bu sonsuz ofke ne için rahat insanlara duydugunuz? muzede kas goz isareti yaparlar, ofkelenerek delicesine: "çekil, insanlar goremiyor." insanlar goremiyorlarsa kendileri soylesin salak. ayrica goremiyorlarsa arkamdan çekilsinler, kendilerini ona gore ayarlasinlar. yerini degistirmek zorunda olan hep benim. sonra, kendilerini benden sorumlu hissediyorlar. "bebek gibisin, seninle ugrasmak zorundayiz" diyorlar. ugrasmayin o zaman. keske ugrasmasaniz. rahat rahat yasayip giderdik hepimiz. ama hayir, herkes onlar gibi yapmali. kimse benim yaptigim gibi yapamaz. hijyensizlikten, pislikten oluruz o zaman. kurulmus kurallar bozulur. "bu kiz nasil boyle rahat rahat yasayabiliyor, biz kosturup dururken?" GUNLUK YASAMA SEN DE UYUM SAGLAMALISIN, HAYIR, DALGIN OLAMAZSIN, BIZIM CEKTIGIMIZ ACILARIN BIN KATINI SANA DA CEKTIRECEGIZ YOK OYLE. UZUNTULERINI DINLEMEYECEGIZ, BIZIMKILER DAHA SOMUT, BIZIM AILEVI SORUNLARIMIZ BILE VAR, SENIN YOK, SEN HIC PARA SIKINTISI CEKMEDIN, SEN HIC KOSTURMAK, CALISMAK NEDIR BILMEDIN, SEN YAVAS VE DALGINSIN, YOLUMUZU TIKIYORSUN, SANA GUNUNU GOSTERECEGIZ, ILKGENCLIGINDE CEKTIKLERIN YETMEDI, BIR DE BIZ GOSTERECEGIZ, CEKIL ORDAN HANTAL CEKIL SENIN GIBI BIRI VAR BILE OLAMAZ OLMAMALI ABARTIYORSUN KENDINE ACIYORSUN. intolerance parfait. adaya çekilsem daha mutlu olurdum. bok kafalilar. suratiniz dagilsin.
anlatirken bile gozlerim doluyor. insanlarin tabloyu gorememesi dunyanin en onemli seyi mi?? bunun için bu kadar sinirlenmeye gerek var mi? annem beni dogururken bana mi sordu? siz benden daha mi yararlisiniz? 18 yasina kadar okula gitmem zorunlu, kendimi eve mi kapatsaydim? olsem sevinir misiniz? bunlarin içinize dokunmuyor oldugunu bilmem ne isime yariyor ve haksiz oldugumu bilmem de. guzellesmek istemem afrika'daki çocuklarin olumune mi sebep? butun bunlar benim suçum mu, soyleyin. sisman çocuklara duyulan ofke neden? kendileri çok iyiymis gibi baskalarina çatanlari yakmali. adalet size kalmadi efendim. suratinizi yumruklasam zayif kalisima gulersiniz, kendinden emin gulusunuzle, kendini sarlatan etti diye gevrek gevrek gulersiniz. kendine guven denen sey yerin dibine batsin. siddet dersiniz, hiç dusunmeden etmeden. asil siddet sizinki. dominantliginizla, kendinden eminliginizle yeryuzunun pis siçanlarisiniz.
anlatirken bile gozlerim doluyor. insanlarin tabloyu gorememesi dunyanin en onemli seyi mi?? bunun için bu kadar sinirlenmeye gerek var mi? annem beni dogururken bana mi sordu? siz benden daha mi yararlisiniz? 18 yasina kadar okula gitmem zorunlu, kendimi eve mi kapatsaydim? olsem sevinir misiniz? bunlarin içinize dokunmuyor oldugunu bilmem ne isime yariyor ve haksiz oldugumu bilmem de. guzellesmek istemem afrika'daki çocuklarin olumune mi sebep? butun bunlar benim suçum mu, soyleyin. sisman çocuklara duyulan ofke neden? kendileri çok iyiymis gibi baskalarina çatanlari yakmali. adalet size kalmadi efendim. suratinizi yumruklasam zayif kalisima gulersiniz, kendinden emin gulusunuzle, kendini sarlatan etti diye gevrek gevrek gulersiniz. kendine guven denen sey yerin dibine batsin. siddet dersiniz, hiç dusunmeden etmeden. asil siddet sizinki. dominantliginizla, kendinden eminliginizle yeryuzunun pis siçanlarisiniz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
