ansiklopedi karistirmaya useniyorum. su sorularin cevabini istiyorum. bir bilen varsa bana anlatsin, açiklasin:
1) otto dix homoseksullere karsi miydi? karsiysa neden? aslinda otto dix nasil biriydi, kimdi?
2) louis ferdinand céline gerçekten antisemit miydi? oyleyse neden? acaba massacre bilmemne bilmemne sadece dalga geçmek için yazilmis bi kitap mi? o kitabi bulabilir miyim?
3) kavgam'da ne yaziyor?
4) adam beni kuçumsuyor mu? yoksa beni seviyor mu aslinda? trende ona sordugum soruyu dogru anladi mi? verdigi cevapta ne demek istemisti?
5) cihad taraftarlari hakli olabilir mi?
6) degistirilmemeis incil nasildir?
7) l.f.'nin intiharinin gerçek sebebi ne?
8) galatasaray lisenin masonlarla gerçekten ilgisi var mi?
bunlardan bazilari arastirma ile ogrenilebilir aslinda. tanrim. dunya ne kadar karisik.
Çarşamba, Mayıs 24, 2006
Salı, Mayıs 23, 2006
rakilar
bu sarkiyi geçen sene yazmistim, okuldayken. burda pek sarki yazmadim, bir iki fransizca sey yazmaya çalistim, pek olmadi. ara sira sarki yayinlayacagim, belki. blogumu daha renkli kilmak için. bu yaptigim sey (bloga video koymak) bana aslinda urkutucu ve garip geliyor. bunu da paylasmak istedim. fakat internet bir paylasim ortami ise urettigimiz baska seyleri de buraya koyamaz miyiz? (sarki, resim gibi)
dun blogumun 1. yildonumu imis. demek ki bir senedir blog yaziyorum. geçen mayis ayinda yani, 22 mayis bir pazar gunuymus ya, o haftanin persembesi annem babam ben kardesim sile'ye gunluk bir gezintiye gitmistik. yilani da orda gormustuk. o gun babam ile okul sonrasi planlarima dair konusmustuk. simdi ise baska bir seyle ugrasiyorum. belki de aslinda hep ayni seyle ugrasiyorumdur. okulun bilgisayar odasinda zeynep'e yeni blogumu gostermis, nasil olmus diye sormustum. ilk yazdigim yazilari begenmiyor, yuzeysellestigimden yakiniyordum. zeynep'e buna dair yakinmistim. zeynep de "haklisin" demisti. mutlu olunca yazamaz insan diye dusunuyordum. iste, ne kadar garip degil mi, bir insanin hayatinin bir yillik bir bolumu internette bulunabiliyor. bundan once gunlukler vardi. ben erkek arkadas konusunda takintili biriydim. ilk defterim yaprakli bir defterdi, hediyeydi. daha once de defterler yazmistim ama hiçbirini bitirmiyordum. o defteri bitirmistim. çok ilginç bir defterdi. birileri okumadigi için yazik olmus. blog o kadar ilginç degil. çunku baskasinin okuyacagini bilerek yaziyorsun. ikinci defterim ustunde opusen çiftlerin oldugu bir genç kiz hatira defteriydi. uçuncusune geçtigim yil geçen soneydi sanirim. on alti yasina basmistim. guzel, ince bir defterdi. içini mutlu bir yasamin hafif lakirdilari ile doldurmustum. simdiki gibi degil, daha çocuk isi, daha renkli idi. içinde ask yazilari, arkadaslarimi anlatan yazilar vardi. sonra dine dondum, o yaz. kara, kalin bir defter aldim. çaliskan biri olacagima defterin ilk sayfasinda soz vermisim. fakat dindarlik, bende psikolojik bir rahatsizliga donusurdu zamanla. simdiki gibi degil. simdi keske biraz aklima takilsa dini konular. yok. kosullar uzaklastiriyor insani. ben onceleri daha heyecanli, kuskulu biriydim. galiba daha renkli bir yasanti suruyordum. bunu da ben simdi uydurmus olabilirim. neyse, bir sene de geçti iste. daha çok okumak, yazmak, seyahat etmek isterdim. daha guzel fransizca konusabilmek, islerimi aksatmamak isterdim. bu durum degerlendirmesini de yapmali insan. siz de yapin.
not: "aa kutlu olsun caniim, bekliyoruz yazilarinin devamini" gibi yorumlar bekliyorum.
not: "aa kutlu olsun caniim, bekliyoruz yazilarinin devamini" gibi yorumlar bekliyorum.
Pazartesi, Mayıs 22, 2006
Cumartesi, Mayıs 20, 2006
dunyanin butun eril varliklarini seviyorum 1
antoine (A degil)
mavi kibar gozlu, zayif ve kirilgan antoine, gerçekten "gentil" bir izlenim veriyordu. ilgili, olçulu, entellektuel yuzu ve sarhos sesi ve yavas konusmasi ile beni bu aksam kendine iki dakikada asik etti. "ah, dedim, sen papazi oynayan çocuksun." "evet" dedi gulerek ve dikkatle bakiyordu. "sana ne diye sesleneyim?" (çevirinin a.k.) antoine ot çekmis gibi duruyor, fakat yavas ve gevis getirir gibi konusuyor ama bunlari yaparken kibar hafif gay iyi aile çocugu okumus tiyatro sanatçiligindan hiçbir sey kaybetmiyordu. antoine'i alip kendime yar etmek o anda tabi buyuk istekti benim için, fakat biliyorum ki ayni istek kimle karsilasirsam karsilasayim beliriveriyor. dunyanin butun eril varliklarini seviyorum, ve kizlari da seviyorum:
elisabeth
kizil saçli seker amerikan kizi, etine dolgun ama asla sisman degil. beyaz tenli ve mutevazi ve çekingen yani çok atilgan degil. ama o gozluklu utangaç gudubet ( çavdar tarlasindaki çocuklardan ozenmenin a.k.) ( hadi bakalim a.k. ne demek?) (ancak 139 anlasin) amerikan ezik kizlarindan degil. çok guzel bir kiz, baktikça insan bakmak istiyor. ve tipik amerikan jestlerine ve çok seker bir aksana sahip. ben de ona ingilizce konustum biraz. gulmekten oldu. (abartma)
antoine (A degil)
mavi kibar gozlu, zayif ve kirilgan antoine, gerçekten "gentil" bir izlenim veriyordu. ilgili, olçulu, entellektuel yuzu ve sarhos sesi ve yavas konusmasi ile beni bu aksam kendine iki dakikada asik etti. "ah, dedim, sen papazi oynayan çocuksun." "evet" dedi gulerek ve dikkatle bakiyordu. "sana ne diye sesleneyim?" (çevirinin a.k.) antoine ot çekmis gibi duruyor, fakat yavas ve gevis getirir gibi konusuyor ama bunlari yaparken kibar hafif gay iyi aile çocugu okumus tiyatro sanatçiligindan hiçbir sey kaybetmiyordu. antoine'i alip kendime yar etmek o anda tabi buyuk istekti benim için, fakat biliyorum ki ayni istek kimle karsilasirsam karsilasayim beliriveriyor. dunyanin butun eril varliklarini seviyorum, ve kizlari da seviyorum:
elisabeth
kizil saçli seker amerikan kizi, etine dolgun ama asla sisman degil. beyaz tenli ve mutevazi ve çekingen yani çok atilgan degil. ama o gozluklu utangaç gudubet ( çavdar tarlasindaki çocuklardan ozenmenin a.k.) ( hadi bakalim a.k. ne demek?) (ancak 139 anlasin) amerikan ezik kizlarindan degil. çok guzel bir kiz, baktikça insan bakmak istiyor. ve tipik amerikan jestlerine ve çok seker bir aksana sahip. ben de ona ingilizce konustum biraz. gulmekten oldu. (abartma)
Cuma, Mayıs 19, 2006
sevgili A bolum uç

havalar bir garip. akdenize kaçsak. cherry blossom girl. c o kadar guzel ki, yolda ates istedigi zaman uç bes adam birden çakmagini çikariyor. ben de c'yi seviyorum, guzel oldugu için.
bu sene floransa'da c ile bir kanala bakiyorduk. c sarki soylemeye baslamisti. bir kabare sarkisi imis soyledigi. orta yasli bir adam da yanimiza gelip hayranlikla dinlemisti. sonra fotograflarimizi çekti.
biriyle oturup bir seyler içmeyeli çok oldu. iki kisi olarak oturup karsilikli içmeyi seviyorum.
yukaridaki fotograf ne alaka dediginizi duyar gibiyim. ben o fotograf amasra adini koydum. kuçukken boyle poz verirdim. gerizekali bir gulusle çaliskan çaliskan objektife bakardim. yuzumde salak fakat iyi kalpli bir ifade olurdu.
Salı, Mayıs 16, 2006
http://www.orospu.in/3/orospu-lisesi.html
saf ve temiz blogumun adresi bu sayfada yer aliyor. dediklerine gore sitem bir "bedava orospu lisesi sitesi" imis. (?) aslinda yazdiklarimin içinde "orospu" ve basligin içinde de "lise" geçiyor. vay be.
saf ve temiz blogumun adresi bu sayfada yer aliyor. dediklerine gore sitem bir "bedava orospu lisesi sitesi" imis. (?) aslinda yazdiklarimin içinde "orospu" ve basligin içinde de "lise" geçiyor. vay be.
az zamanim kaldi burda. çocukken cuma gunleri ne guzeldi. istedigim saatte yatabildigim, televizyon zevkli programlarini gonlumce izleyebildigim bir gundu. odev falan yapmak zounda da degildim. simdi ise odev yapmiyorum ama stres altindayim. garip bir stres bu. kosturmadan kosturuyormus gibi hissetmek gibi.
temmuzda resit oluyorum ama ben olsam bana oy verme hakki vermezdim. aslinda ben yine iyiyim de bizim okuldaki tipler kesinlikle oy vermemeli.
temmuzda resit oluyorum ama ben olsam bana oy verme hakki vermezdim. aslinda ben yine iyiyim de bizim okuldaki tipler kesinlikle oy vermemeli.
Pazar, Mayıs 14, 2006
Çarşamba, Mayıs 10, 2006
uyku dolu bir gun
bugun butun gun uyudum. sabah 6.30da kalktim. otobusume yetistim. sans eseri bos bir yer buldum. hemen uykuya daldim. okula bir durak kala uyandim tesadufen ve otobusten indim. bahçede bir banka oturdum ve tekrar uyumaya basladim. zil çaldi. sinifa girdim, herkese gunaydin dedim, "yine yorgun gorunuyorsun" dediler. "yorgunum" dedim. cografya dersi basladi, basim yukarda uyuklamaya basladim. zil çaldi, ben esniyordum. vucudun uyandigina bir isarettir bu. nitekim ikinci derste pek uykum gelmedi. uçuncu ders sinav olduk ve dorduncu derste yine uyudum.
ogleden sonra siddet karsiti bir gosteriye katildim. yalniz on bes kisi falandik bu yuzden herkes bize bakip bakip dalga geçiyordu. herkes utaniyordu bu gosteriye katilmis oldugu için.
gosteri bitti, yorgunlugum dorugundaydim. ayakkabi tamircisine ugardim, daha tamir etmemis ayakkabilari. onu beklerken yol kenarina oturdum ve biraz uyudum. sonra kitapçiya gittim. ergenlik problemlerinin çozumleri ile ilgili bir kitap bulup biraz onu okudum, sonra ayakkabilari aldim ve otobus duragina gittim. otobus kaçmis. bir sonraki yarim saat sonraydi. onu beklerken duragin yanindaki parka gittim ve biraz daha uyudum. otobusun gelmesine 5 dakika kala tesadufen uyandim ve otobusume rahat rahat bindim. koltuga oturdum ve az onceki uykuma devam ettim. inecegim yere iki durak kala tesadufen uyandim ve eve yurudum sizlana sizlana. bende bir hastalik olmali. hep yorgunum, hiç takatim yok.
ogleden sonra siddet karsiti bir gosteriye katildim. yalniz on bes kisi falandik bu yuzden herkes bize bakip bakip dalga geçiyordu. herkes utaniyordu bu gosteriye katilmis oldugu için.
gosteri bitti, yorgunlugum dorugundaydim. ayakkabi tamircisine ugardim, daha tamir etmemis ayakkabilari. onu beklerken yol kenarina oturdum ve biraz uyudum. sonra kitapçiya gittim. ergenlik problemlerinin çozumleri ile ilgili bir kitap bulup biraz onu okudum, sonra ayakkabilari aldim ve otobus duragina gittim. otobus kaçmis. bir sonraki yarim saat sonraydi. onu beklerken duragin yanindaki parka gittim ve biraz daha uyudum. otobusun gelmesine 5 dakika kala tesadufen uyandim ve otobusume rahat rahat bindim. koltuga oturdum ve az onceki uykuma devam ettim. inecegim yere iki durak kala tesadufen uyandim ve eve yurudum sizlana sizlana. bende bir hastalik olmali. hep yorgunum, hiç takatim yok.
Pazartesi, Mayıs 08, 2006
senaryo
(t.k. bir blog yazaridir)
sevgili blog,
dun ruyamda yazdigim yaziya 75 yorum gelmisti. hepsi de sevgi ve ilgi doluydu, sonra beni hediye odasina goturduler. çok tarz kupeler, kolyeler, guzellesmemi saglayacak takilar almislar bana. sonra fotograf seansi duzenledik. ben yeni selulit kremimi suruyordum ve bacaklarim purussuzlesiyordu birden. herkes karakterimdeki hosluktan bahsediyodu, beni yeni yeni sifatlarla tanimladilar. bana "orijinal" dediler. iste, ben de bir tip olmustum, taklitlerim bile olacakti:
t.k.: bizden biri, melankolik, neseli ve muzur!!!
altta boy boy fotolar. bir tanesinde lolipop yiyorum. bir tanesinde okul etegiyle poz vermisim. 17 yasini hala bitirmedi sayin seyirci! oyleyse, bu gençligin sesi olsun. evet, belçika'da bir turk genç kizi(misal), ulkemizi en guzel sekilde temsil ediyor. enteller de onu seviyor, evet turk entelinin sevdigi bir tip. bio urunler tuketmeyi hayatin anlami olarak tanimliyor o da. evet, populer guzellik anlayisina karsi. ama yuzune bakilmicak bir tip de degil, bunlari çirkin olmayan birinin agzindan duymak isi daha da çekicilestiriyor tabi. hatta, umursamiyor diyelim. dogal. evet dogal, evet bu. gunumuz kadinlari gibi degil. evet, evet eliz murak diye bir arkadasi var. ikisi sistemi yerden yere vuruyor. bakalim ne demis bu t.k.:
"bence istanbul'daki insanlar tam buyuksehir insani olmadiklari için (en azindan buyuk kismi) çok hazir besin tuketmiyor, hem zaten çogu kadin evde. biz daha saglikli besleniyoruz."
blog kurbani t.k. yazilarinda masumiyeti ararmis gibi yapiyor, holden gibi, art naifçiler gibi. din kitaplari demode oldu degil mi t.k.?? hosa git.
sevgili blog,
dun ruyamda yazdigim yaziya 75 yorum gelmisti. hepsi de sevgi ve ilgi doluydu, sonra beni hediye odasina goturduler. çok tarz kupeler, kolyeler, guzellesmemi saglayacak takilar almislar bana. sonra fotograf seansi duzenledik. ben yeni selulit kremimi suruyordum ve bacaklarim purussuzlesiyordu birden. herkes karakterimdeki hosluktan bahsediyodu, beni yeni yeni sifatlarla tanimladilar. bana "orijinal" dediler. iste, ben de bir tip olmustum, taklitlerim bile olacakti:
t.k.: bizden biri, melankolik, neseli ve muzur!!!
altta boy boy fotolar. bir tanesinde lolipop yiyorum. bir tanesinde okul etegiyle poz vermisim. 17 yasini hala bitirmedi sayin seyirci! oyleyse, bu gençligin sesi olsun. evet, belçika'da bir turk genç kizi(misal), ulkemizi en guzel sekilde temsil ediyor. enteller de onu seviyor, evet turk entelinin sevdigi bir tip. bio urunler tuketmeyi hayatin anlami olarak tanimliyor o da. evet, populer guzellik anlayisina karsi. ama yuzune bakilmicak bir tip de degil, bunlari çirkin olmayan birinin agzindan duymak isi daha da çekicilestiriyor tabi. hatta, umursamiyor diyelim. dogal. evet dogal, evet bu. gunumuz kadinlari gibi degil. evet, evet eliz murak diye bir arkadasi var. ikisi sistemi yerden yere vuruyor. bakalim ne demis bu t.k.:
"bence istanbul'daki insanlar tam buyuksehir insani olmadiklari için (en azindan buyuk kismi) çok hazir besin tuketmiyor, hem zaten çogu kadin evde. biz daha saglikli besleniyoruz."
blog kurbani t.k. yazilarinda masumiyeti ararmis gibi yapiyor, holden gibi, art naifçiler gibi. din kitaplari demode oldu degil mi t.k.?? hosa git.
Pazar, Mayıs 07, 2006
bugun pazara, ordan da patroya gittim. çok yorgun ve dalgindim, istesem de konsantre olamiyordum ki zaten hiç çaba gostermedim. patrodan sonraki toplantiya "yorgunum" diye katilmadim, eve dondum. dun de c'nin oyununu izlemeye gittim, doris'i de yanima alarak. doris, c'nin çok zayif oldugunu soyledi. onunla çikan kemik torbasiyla çikiyormus gibi olur dedi. ben buna içten içe guldum, kadinlarin avunmasi tabi. bence c çok guzel, ince bir dal gibi etrafta suzuluyor. tanri guzel kizlari etrafta suzulsunler diye yaratmis. kuçuk de bir midesi var, okul gezisinde bir tatli almistik, ben benimkini iki dakikada bitirirken o her gun azar azar yiyerek tatlisini 5 gunde bitirdi. bir de çok yemek yedigini soyluyor. bir gun bir oturusta bir ekmek yemis ama sonrasinda kendini kusturmus. hastalikli bir guzellik demek ki. ben de rejimimi her gun bozmasam iyi olur.
Cumartesi, Mayıs 06, 2006
yasamanin zorluklari
bu sonsuz ofke ne için rahat insanlara duydugunuz? muzede kas goz isareti yaparlar, ofkelenerek delicesine: "çekil, insanlar goremiyor." insanlar goremiyorlarsa kendileri soylesin salak. ayrica goremiyorlarsa arkamdan çekilsinler, kendilerini ona gore ayarlasinlar. yerini degistirmek zorunda olan hep benim. sonra, kendilerini benden sorumlu hissediyorlar. "bebek gibisin, seninle ugrasmak zorundayiz" diyorlar. ugrasmayin o zaman. keske ugrasmasaniz. rahat rahat yasayip giderdik hepimiz. ama hayir, herkes onlar gibi yapmali. kimse benim yaptigim gibi yapamaz. hijyensizlikten, pislikten oluruz o zaman. kurulmus kurallar bozulur. "bu kiz nasil boyle rahat rahat yasayabiliyor, biz kosturup dururken?" GUNLUK YASAMA SEN DE UYUM SAGLAMALISIN, HAYIR, DALGIN OLAMAZSIN, BIZIM CEKTIGIMIZ ACILARIN BIN KATINI SANA DA CEKTIRECEGIZ YOK OYLE. UZUNTULERINI DINLEMEYECEGIZ, BIZIMKILER DAHA SOMUT, BIZIM AILEVI SORUNLARIMIZ BILE VAR, SENIN YOK, SEN HIC PARA SIKINTISI CEKMEDIN, SEN HIC KOSTURMAK, CALISMAK NEDIR BILMEDIN, SEN YAVAS VE DALGINSIN, YOLUMUZU TIKIYORSUN, SANA GUNUNU GOSTERECEGIZ, ILKGENCLIGINDE CEKTIKLERIN YETMEDI, BIR DE BIZ GOSTERECEGIZ, CEKIL ORDAN HANTAL CEKIL SENIN GIBI BIRI VAR BILE OLAMAZ OLMAMALI ABARTIYORSUN KENDINE ACIYORSUN. intolerance parfait. adaya çekilsem daha mutlu olurdum. bok kafalilar. suratiniz dagilsin.
anlatirken bile gozlerim doluyor. insanlarin tabloyu gorememesi dunyanin en onemli seyi mi?? bunun için bu kadar sinirlenmeye gerek var mi? annem beni dogururken bana mi sordu? siz benden daha mi yararlisiniz? 18 yasina kadar okula gitmem zorunlu, kendimi eve mi kapatsaydim? olsem sevinir misiniz? bunlarin içinize dokunmuyor oldugunu bilmem ne isime yariyor ve haksiz oldugumu bilmem de. guzellesmek istemem afrika'daki çocuklarin olumune mi sebep? butun bunlar benim suçum mu, soyleyin. sisman çocuklara duyulan ofke neden? kendileri çok iyiymis gibi baskalarina çatanlari yakmali. adalet size kalmadi efendim. suratinizi yumruklasam zayif kalisima gulersiniz, kendinden emin gulusunuzle, kendini sarlatan etti diye gevrek gevrek gulersiniz. kendine guven denen sey yerin dibine batsin. siddet dersiniz, hiç dusunmeden etmeden. asil siddet sizinki. dominantliginizla, kendinden eminliginizle yeryuzunun pis siçanlarisiniz.
anlatirken bile gozlerim doluyor. insanlarin tabloyu gorememesi dunyanin en onemli seyi mi?? bunun için bu kadar sinirlenmeye gerek var mi? annem beni dogururken bana mi sordu? siz benden daha mi yararlisiniz? 18 yasina kadar okula gitmem zorunlu, kendimi eve mi kapatsaydim? olsem sevinir misiniz? bunlarin içinize dokunmuyor oldugunu bilmem ne isime yariyor ve haksiz oldugumu bilmem de. guzellesmek istemem afrika'daki çocuklarin olumune mi sebep? butun bunlar benim suçum mu, soyleyin. sisman çocuklara duyulan ofke neden? kendileri çok iyiymis gibi baskalarina çatanlari yakmali. adalet size kalmadi efendim. suratinizi yumruklasam zayif kalisima gulersiniz, kendinden emin gulusunuzle, kendini sarlatan etti diye gevrek gevrek gulersiniz. kendine guven denen sey yerin dibine batsin. siddet dersiniz, hiç dusunmeden etmeden. asil siddet sizinki. dominantliginizla, kendinden eminliginizle yeryuzunun pis siçanlarisiniz.
Cuma, Mayıs 05, 2006
meraklilar için sevgili A episode 2
Çarsamba gunu L kentinde duzenlenen eglenceye gidecektim. Sicak bir ogledensonraydi. Saçim basim pis, yapisikti, kiyafetlerim guzel degildi. Trene bindim ve S ile karsilastim. Onun yanina oturdum, bir yandan S’nin hiç de fena olmadigini dusunmeye baslamistim. Fakat yanasmalarima karsilik vermedi. Amsterdam’a gitmis, çok eglenmisler. Burayi sevdigini, partilerden geri kalmadigini anlatiyordu. Ben basimla onayliyordum, sonra P geldi. S ve P, yaptiklari yolculuklara ve gittikleri partilere dair koyu bir sohbete daldilar. P, ayda iki kere yolculuk ediyormus ve 4 gecedir uyuyamamis. Bana gittigim yerleri sordular, soyledim. Begenmediler ve tekrar koyu sohbetlerine daldilar. Sonra R geldi. R iyi, mutevazi bir kizdi. Onunla da L kentine ilk gidisi oldugu için epey dalga geçtiler, ama R’nin kismen ortamci olusu ve kendine guvenli durusu bunu abartmalarini engelledi.
Ben kendimi dissmissed programinda gibi hissetmeye baslamistim çunku S ve P iyice yakinlasmisti, S P’ye « bana salsa ogret » diyordu. Yarinki sinav için aldigim kagitlarimi gorup « burda ders mi çalisiyorsun ? » dediler. Ben ise bazi sinavlara çalismak zorunda oldugumu, çunku burda sinifi geçmem gerektigini, yoksa arkadaslarimla okuyamayacagimi ve 1 sene kaybedecegimi soyledim. Baslariyla onayladilar, yerimde olsalardi onlar da biraz çalisirlardi. Yine de çalismayi sevmedigimi ve aslinda pek çaliskan olmadigimi anlayamdilar, çunku onlara o izlenimi verememistim.
Ben kendimi dissmissed programinda gibi hissetmeye baslamistim çunku S ve P iyice yakinlasmisti, S P’ye « bana salsa ogret » diyordu. Yarinki sinav için aldigim kagitlarimi gorup « burda ders mi çalisiyorsun ? » dediler. Ben ise bazi sinavlara çalismak zorunda oldugumu, çunku burda sinifi geçmem gerektigini, yoksa arkadaslarimla okuyamayacagimi ve 1 sene kaybedecegimi soyledim. Baslariyla onayladilar, yerimde olsalardi onlar da biraz çalisirlardi. Yine de çalismayi sevmedigimi ve aslinda pek çaliskan olmadigimi anlayamdilar, çunku onlara o izlenimi verememistim.
Iki saat sonraydi, ben bir kosede birileri ile konusyordum. Artik kendime guvensizligimden bikmistim ve ne kadar çirkin olursam olayim aldirmiyor ve herkesle konusuyordum. Bana sevgiyle gulumsuyor ve soylediklerimi onayliyorlardi. Bir çocuk elimi tuttu, beni dansa kaldirdi. Iki baska çocukla fondip yarisi yaptik, herkes bana gulumsuyor ve iyi seyler soyluyordu, mutluydum. Tuvalete giderken A’yi gordum. Duvarin dibinde yalnizdi, sigara içiyordu. Birden onu aslinda sevdigimi dusundum. Yanina gittim. Gulumsedi. Iyi kalpli bir gulustu bu. Gulumseyerek konusmaya basladim ama ilgisizdi, havaya bakiyordu. Beni içten içe kuçumsedigini anladim ve merdivene oturdum. Basimi ellerimin arasina aldim.
A’ya karsi buyuk bir askla dolu oldugumu anladim, ama bu ask biraz zorlama idi.
Derken bir çocuk yanima geldi, egildi: „ne yapiyorsun burda?“ dedi sefkatli bir sesle. „onu istiyorum“ dedim. Parmagimla A’yi gosterivermistim. Orkestra durdu. Herkes bana bakiyordu. Utanarak kalktim:
_ sen ve ben ayniyiz A, dedim.
Bunu nerden buldugumu dusunurken aklima “Arizona dream” geldi:
“sen ve ben ayniyiz grace. Once…’a asik oldugumu saniyordum, simdi ise o bir bulut gibi dagiliyor, ve bulutun arkasinda seni goruyorum.”
_nerden çikardin bunu? Dedi A.
cevap veremedim. Oylece bakiyordum. “ben, dedim, sana baktikça, gerçekten, dedim, butun bu insanlar bir bulut gibi dagiliyor ve seni goruyorum.”
O an, hatirlatmalar korosu geldi ve “sen kendini bir sey sanma, bizim gibi degilsin, sut çocugu, kendi dunyasinda, çirkin e.s., çirkin e.s.” sarkisi çalmaya basladi. Ve baska bir hatirlatma korosu daha geldi ve “bu ask degil, sahip olma istegi” adli bestelerini çaldilar. Iki dakika sonar askim geçmisti ve nesem uçup gitmisti. Kendimi komik buluyordum.
Yalniz, bu kotu ani bende hiç kotu tesir yapmadi.
A’ya karsi buyuk bir askla dolu oldugumu anladim, ama bu ask biraz zorlama idi.
Derken bir çocuk yanima geldi, egildi: „ne yapiyorsun burda?“ dedi sefkatli bir sesle. „onu istiyorum“ dedim. Parmagimla A’yi gosterivermistim. Orkestra durdu. Herkes bana bakiyordu. Utanarak kalktim:
_ sen ve ben ayniyiz A, dedim.
Bunu nerden buldugumu dusunurken aklima “Arizona dream” geldi:
“sen ve ben ayniyiz grace. Once…’a asik oldugumu saniyordum, simdi ise o bir bulut gibi dagiliyor, ve bulutun arkasinda seni goruyorum.”
_nerden çikardin bunu? Dedi A.
cevap veremedim. Oylece bakiyordum. “ben, dedim, sana baktikça, gerçekten, dedim, butun bu insanlar bir bulut gibi dagiliyor ve seni goruyorum.”
O an, hatirlatmalar korosu geldi ve “sen kendini bir sey sanma, bizim gibi degilsin, sut çocugu, kendi dunyasinda, çirkin e.s., çirkin e.s.” sarkisi çalmaya basladi. Ve baska bir hatirlatma korosu daha geldi ve “bu ask degil, sahip olma istegi” adli bestelerini çaldilar. Iki dakika sonar askim geçmisti ve nesem uçup gitmisti. Kendimi komik buluyordum.
Yalniz, bu kotu ani bende hiç kotu tesir yapmadi.
Salı, Mayıs 02, 2006
sevgili A
A'nin sigara içisi ne hos. bu ani izlemek bir zevktir benim için. 18 yasinda çocuk, nasil da buyuk adam gibi tutar ve içine çeker sigarasini. tabi A'nin bir avantaji daha var ki o da guzel, çok guzel ellerininin olusu. uzun piyanist parmaklari ve uzgun, dalgin bir hali var. bir baskasi onun biraktigi gibi biraksaydi disari nefesi, içine çektikten sonra sigarasini, komik olurdu, ama A bu abartili hareketi yillardir yapiyormus, aliskinmis gibi yapiyor. bir yumurta yarisinda sigara bagimlisi A, sigarasini eline aldi ve agzinda kasik, yumurtayi dusurmememeye çalisti zavalli. bunu filme almaliydim, evde sikildikça izlerdim, o denli guzeldi. ben A'yi her gorusumde saklamadigim bir sevince kapilirim. samimiyetimiz buna el vermese de boynuna sarilir, sefkatli ve ilgili bir sesle: "nasilsin A, okul nasil gidiyor?" diye sorarim. A bunlara ilgisiz olsa da sorularima cevap verir. bana A'ya hep iskence ediyorlarmis gibi gelir, oysa A, ortamlarda her zaman benden daha çok kabul gormustur aslinda. A ile olan iliskimizi anlamissinizdir umarim. A'ya asigim diyemem, ama etrafta A'nin olmasi her zaman hosuma gitmistir. fakat kendisini hiç anlayamadim.
Pazartesi, Mayıs 01, 2006
zalim teenagerlar

x: sevgili y, ben senden hoslaniyorum, bu durum için ne yapabiliriz?
y: (en cynique ve en zalim bakisiyla) bilmem, ne yapalim? (arada guler dalga geçerek)
x: beni opebilirsin?
y: neden seni opeyim ki simdi? (suratinda hala daha deminki moral bozucu ifade vardir)
x: iyi tamam. ben gidiyoum. (basini one eger, kamburunu çikarir, gider.)
digerleri arkasindan "bu da bi garip" diye guluserek bakarlar.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

