Cuma, Mayıs 19, 2006

sevgili A bolum uç

Photobucket - Video and Image Hosting

havalar bir garip. akdenize kaçsak. cherry blossom girl. c o kadar guzel ki, yolda ates istedigi zaman uç bes adam birden çakmagini çikariyor. ben de c'yi seviyorum, guzel oldugu için.

bu sene floransa'da c ile bir kanala bakiyorduk. c sarki soylemeye baslamisti. bir kabare sarkisi imis soyledigi. orta yasli bir adam da yanimiza gelip hayranlikla dinlemisti. sonra fotograflarimizi çekti.

biriyle oturup bir seyler içmeyeli çok oldu. iki kisi olarak oturup karsilikli içmeyi seviyorum.

yukaridaki fotograf ne alaka dediginizi duyar gibiyim. ben o fotograf amasra adini koydum. kuçukken boyle poz verirdim. gerizekali bir gulusle çaliskan çaliskan objektife bakardim. yuzumde salak fakat iyi kalpli bir ifade olurdu.

Salı, Mayıs 16, 2006

http://www.orospu.in/3/orospu-lisesi.html

saf ve temiz blogumun adresi bu sayfada yer aliyor. dediklerine gore sitem bir "bedava orospu lisesi sitesi" imis. (?) aslinda yazdiklarimin içinde "orospu" ve basligin içinde de "lise" geçiyor. vay be.
az zamanim kaldi burda. çocukken cuma gunleri ne guzeldi. istedigim saatte yatabildigim, televizyon zevkli programlarini gonlumce izleyebildigim bir gundu. odev falan yapmak zounda da degildim. simdi ise odev yapmiyorum ama stres altindayim. garip bir stres bu. kosturmadan kosturuyormus gibi hissetmek gibi.

temmuzda resit oluyorum ama ben olsam bana oy verme hakki vermezdim. aslinda ben yine iyiyim de bizim okuldaki tipler kesinlikle oy vermemeli.

Pazar, Mayıs 14, 2006

bakiyorum da yazilarim epey kotulesmis. anneler gununuz kutlu olsun. çok yorgunum.

Çarşamba, Mayıs 10, 2006

uyku dolu bir gun

bugun butun gun uyudum. sabah 6.30da kalktim. otobusume yetistim. sans eseri bos bir yer buldum. hemen uykuya daldim. okula bir durak kala uyandim tesadufen ve otobusten indim. bahçede bir banka oturdum ve tekrar uyumaya basladim. zil çaldi. sinifa girdim, herkese gunaydin dedim, "yine yorgun gorunuyorsun" dediler. "yorgunum" dedim. cografya dersi basladi, basim yukarda uyuklamaya basladim. zil çaldi, ben esniyordum. vucudun uyandigina bir isarettir bu. nitekim ikinci derste pek uykum gelmedi. uçuncu ders sinav olduk ve dorduncu derste yine uyudum.

ogleden sonra siddet karsiti bir gosteriye katildim. yalniz on bes kisi falandik bu yuzden herkes bize bakip bakip dalga geçiyordu. herkes utaniyordu bu gosteriye katilmis oldugu için.

gosteri bitti, yorgunlugum dorugundaydim. ayakkabi tamircisine ugardim, daha tamir etmemis ayakkabilari. onu beklerken yol kenarina oturdum ve biraz uyudum. sonra kitapçiya gittim. ergenlik problemlerinin çozumleri ile ilgili bir kitap bulup biraz onu okudum, sonra ayakkabilari aldim ve otobus duragina gittim. otobus kaçmis. bir sonraki yarim saat sonraydi. onu beklerken duragin yanindaki parka gittim ve biraz daha uyudum. otobusun gelmesine 5 dakika kala tesadufen uyandim ve otobusume rahat rahat bindim. koltuga oturdum ve az onceki uykuma devam ettim. inecegim yere iki durak kala tesadufen uyandim ve eve yurudum sizlana sizlana. bende bir hastalik olmali. hep yorgunum, hiç takatim yok.

Pazartesi, Mayıs 08, 2006

senaryo

(t.k. bir blog yazaridir)
sevgili blog,
dun ruyamda yazdigim yaziya 75 yorum gelmisti. hepsi de sevgi ve ilgi doluydu, sonra beni hediye odasina goturduler. çok tarz kupeler, kolyeler, guzellesmemi saglayacak takilar almislar bana. sonra fotograf seansi duzenledik. ben yeni selulit kremimi suruyordum ve bacaklarim purussuzlesiyordu birden. herkes karakterimdeki hosluktan bahsediyodu, beni yeni yeni sifatlarla tanimladilar. bana "orijinal" dediler. iste, ben de bir tip olmustum, taklitlerim bile olacakti:

t.k.: bizden biri, melankolik, neseli ve muzur!!!

altta boy boy fotolar. bir tanesinde lolipop yiyorum. bir tanesinde okul etegiyle poz vermisim. 17 yasini hala bitirmedi sayin seyirci! oyleyse, bu gençligin sesi olsun. evet, belçika'da bir turk genç kizi(misal), ulkemizi en guzel sekilde temsil ediyor. enteller de onu seviyor, evet turk entelinin sevdigi bir tip. bio urunler tuketmeyi hayatin anlami olarak tanimliyor o da. evet, populer guzellik anlayisina karsi. ama yuzune bakilmicak bir tip de degil, bunlari çirkin olmayan birinin agzindan duymak isi daha da çekicilestiriyor tabi. hatta, umursamiyor diyelim. dogal. evet dogal, evet bu. gunumuz kadinlari gibi degil. evet, evet eliz murak diye bir arkadasi var. ikisi sistemi yerden yere vuruyor. bakalim ne demis bu t.k.:

"bence istanbul'daki insanlar tam buyuksehir insani olmadiklari için (en azindan buyuk kismi) çok hazir besin tuketmiyor, hem zaten çogu kadin evde. biz daha saglikli besleniyoruz."

blog kurbani t.k. yazilarinda masumiyeti ararmis gibi yapiyor, holden gibi, art naifçiler gibi. din kitaplari demode oldu degil mi t.k.?? hosa git.

Pazar, Mayıs 07, 2006

bugun pazara, ordan da patroya gittim. çok yorgun ve dalgindim, istesem de konsantre olamiyordum ki zaten hiç çaba gostermedim. patrodan sonraki toplantiya "yorgunum" diye katilmadim, eve dondum. dun de c'nin oyununu izlemeye gittim, doris'i de yanima alarak. doris, c'nin çok zayif oldugunu soyledi. onunla çikan kemik torbasiyla çikiyormus gibi olur dedi. ben buna içten içe guldum, kadinlarin avunmasi tabi. bence c çok guzel, ince bir dal gibi etrafta suzuluyor. tanri guzel kizlari etrafta suzulsunler diye yaratmis. kuçuk de bir midesi var, okul gezisinde bir tatli almistik, ben benimkini iki dakikada bitirirken o her gun azar azar yiyerek tatlisini 5 gunde bitirdi. bir de çok yemek yedigini soyluyor. bir gun bir oturusta bir ekmek yemis ama sonrasinda kendini kusturmus. hastalikli bir guzellik demek ki. ben de rejimimi her gun bozmasam iyi olur.

Cumartesi, Mayıs 06, 2006

artik kaybeden edebiyati yapmayacagim. hiç kaybedene benzer bir halim yok. sadece iyi niyetli seker biriyim. kimse bana haksizlik etmiyor.

yasamanin zorluklari

bu sonsuz ofke ne için rahat insanlara duydugunuz? muzede kas goz isareti yaparlar, ofkelenerek delicesine: "çekil, insanlar goremiyor." insanlar goremiyorlarsa kendileri soylesin salak. ayrica goremiyorlarsa arkamdan çekilsinler, kendilerini ona gore ayarlasinlar. yerini degistirmek zorunda olan hep benim. sonra, kendilerini benden sorumlu hissediyorlar. "bebek gibisin, seninle ugrasmak zorundayiz" diyorlar. ugrasmayin o zaman. keske ugrasmasaniz. rahat rahat yasayip giderdik hepimiz. ama hayir, herkes onlar gibi yapmali. kimse benim yaptigim gibi yapamaz. hijyensizlikten, pislikten oluruz o zaman. kurulmus kurallar bozulur. "bu kiz nasil boyle rahat rahat yasayabiliyor, biz kosturup dururken?" GUNLUK YASAMA SEN DE UYUM SAGLAMALISIN, HAYIR, DALGIN OLAMAZSIN, BIZIM CEKTIGIMIZ ACILARIN BIN KATINI SANA DA CEKTIRECEGIZ YOK OYLE. UZUNTULERINI DINLEMEYECEGIZ, BIZIMKILER DAHA SOMUT, BIZIM AILEVI SORUNLARIMIZ BILE VAR, SENIN YOK, SEN HIC PARA SIKINTISI CEKMEDIN, SEN HIC KOSTURMAK, CALISMAK NEDIR BILMEDIN, SEN YAVAS VE DALGINSIN, YOLUMUZU TIKIYORSUN, SANA GUNUNU GOSTERECEGIZ, ILKGENCLIGINDE CEKTIKLERIN YETMEDI, BIR DE BIZ GOSTERECEGIZ, CEKIL ORDAN HANTAL CEKIL SENIN GIBI BIRI VAR BILE OLAMAZ OLMAMALI ABARTIYORSUN KENDINE ACIYORSUN. intolerance parfait. adaya çekilsem daha mutlu olurdum. bok kafalilar. suratiniz dagilsin.

anlatirken bile gozlerim doluyor. insanlarin tabloyu gorememesi dunyanin en onemli seyi mi?? bunun için bu kadar sinirlenmeye gerek var mi? annem beni dogururken bana mi sordu? siz benden daha mi yararlisiniz? 18 yasina kadar okula gitmem zorunlu, kendimi eve mi kapatsaydim? olsem sevinir misiniz? bunlarin içinize dokunmuyor oldugunu bilmem ne isime yariyor ve haksiz oldugumu bilmem de. guzellesmek istemem afrika'daki çocuklarin olumune mi sebep? butun bunlar benim suçum mu, soyleyin. sisman çocuklara duyulan ofke neden? kendileri çok iyiymis gibi baskalarina çatanlari yakmali. adalet size kalmadi efendim. suratinizi yumruklasam zayif kalisima gulersiniz, kendinden emin gulusunuzle, kendini sarlatan etti diye gevrek gevrek gulersiniz. kendine guven denen sey yerin dibine batsin. siddet dersiniz, hiç dusunmeden etmeden. asil siddet sizinki. dominantliginizla, kendinden eminliginizle yeryuzunun pis siçanlarisiniz.

Cuma, Mayıs 05, 2006


Photobucket - Video and Image Hosting



kardesimle �ektigimiz film. burda elif'in oyunculugunu �ok begeniyorum.

meraklilar için sevgili A episode 2

Çarsamba gunu L kentinde duzenlenen eglenceye gidecektim. Sicak bir ogledensonraydi. Saçim basim pis, yapisikti, kiyafetlerim guzel degildi. Trene bindim ve S ile karsilastim. Onun yanina oturdum, bir yandan S’nin hiç de fena olmadigini dusunmeye baslamistim. Fakat yanasmalarima karsilik vermedi. Amsterdam’a gitmis, çok eglenmisler. Burayi sevdigini, partilerden geri kalmadigini anlatiyordu. Ben basimla onayliyordum, sonra P geldi. S ve P, yaptiklari yolculuklara ve gittikleri partilere dair koyu bir sohbete daldilar. P, ayda iki kere yolculuk ediyormus ve 4 gecedir uyuyamamis. Bana gittigim yerleri sordular, soyledim. Begenmediler ve tekrar koyu sohbetlerine daldilar. Sonra R geldi. R iyi, mutevazi bir kizdi. Onunla da L kentine ilk gidisi oldugu için epey dalga geçtiler, ama R’nin kismen ortamci olusu ve kendine guvenli durusu bunu abartmalarini engelledi.
Ben kendimi dissmissed programinda gibi hissetmeye baslamistim çunku S ve P iyice yakinlasmisti, S P’ye « bana salsa ogret » diyordu. Yarinki sinav için aldigim kagitlarimi gorup « burda ders mi çalisiyorsun ? » dediler. Ben ise bazi sinavlara çalismak zorunda oldugumu, çunku burda sinifi geçmem gerektigini, yoksa arkadaslarimla okuyamayacagimi ve 1 sene kaybedecegimi soyledim. Baslariyla onayladilar, yerimde olsalardi onlar da biraz çalisirlardi. Yine de çalismayi sevmedigimi ve aslinda pek çaliskan olmadigimi anlayamdilar, çunku onlara o izlenimi verememistim.
Iki saat sonraydi, ben bir kosede birileri ile konusyordum. Artik kendime guvensizligimden bikmistim ve ne kadar çirkin olursam olayim aldirmiyor ve herkesle konusuyordum. Bana sevgiyle gulumsuyor ve soylediklerimi onayliyorlardi. Bir çocuk elimi tuttu, beni dansa kaldirdi. Iki baska çocukla fondip yarisi yaptik, herkes bana gulumsuyor ve iyi seyler soyluyordu, mutluydum. Tuvalete giderken A’yi gordum. Duvarin dibinde yalnizdi, sigara içiyordu. Birden onu aslinda sevdigimi dusundum. Yanina gittim. Gulumsedi. Iyi kalpli bir gulustu bu. Gulumseyerek konusmaya basladim ama ilgisizdi, havaya bakiyordu. Beni içten içe kuçumsedigini anladim ve merdivene oturdum. Basimi ellerimin arasina aldim.

A’ya karsi buyuk bir askla dolu oldugumu anladim, ama bu ask biraz zorlama idi.

Derken bir çocuk yanima geldi, egildi: „ne yapiyorsun burda?“ dedi sefkatli bir sesle. „onu istiyorum“ dedim. Parmagimla A’yi gosterivermistim. Orkestra durdu. Herkes bana bakiyordu. Utanarak kalktim:

_ sen ve ben ayniyiz A, dedim.

Bunu nerden buldugumu dusunurken aklima “Arizona dream” geldi:
“sen ve ben ayniyiz grace. Once…’a asik oldugumu saniyordum, simdi ise o bir bulut gibi dagiliyor, ve bulutun arkasinda seni goruyorum.”

_nerden çikardin bunu? Dedi A.

cevap veremedim. Oylece bakiyordum. “ben, dedim, sana baktikça, gerçekten, dedim, butun bu insanlar bir bulut gibi dagiliyor ve seni goruyorum.”

O an, hatirlatmalar korosu geldi ve “sen kendini bir sey sanma, bizim gibi degilsin, sut çocugu, kendi dunyasinda, çirkin e.s., çirkin e.s.” sarkisi çalmaya basladi. Ve baska bir hatirlatma korosu daha geldi ve “bu ask degil, sahip olma istegi” adli bestelerini çaldilar. Iki dakika sonar askim geçmisti ve nesem uçup gitmisti. Kendimi komik buluyordum.

Yalniz, bu kotu ani bende hiç kotu tesir yapmadi.

Salı, Mayıs 02, 2006

sevgili A

A'nin sigara içisi ne hos. bu ani izlemek bir zevktir benim için. 18 yasinda çocuk, nasil da buyuk adam gibi tutar ve içine çeker sigarasini. tabi A'nin bir avantaji daha var ki o da guzel, çok guzel ellerininin olusu. uzun piyanist parmaklari ve uzgun, dalgin bir hali var. bir baskasi onun biraktigi gibi biraksaydi disari nefesi, içine çektikten sonra sigarasini, komik olurdu, ama A bu abartili hareketi yillardir yapiyormus, aliskinmis gibi yapiyor. bir yumurta yarisinda sigara bagimlisi A, sigarasini eline aldi ve agzinda kasik, yumurtayi dusurmememeye çalisti zavalli. bunu filme almaliydim, evde sikildikça izlerdim, o denli guzeldi. ben A'yi her gorusumde saklamadigim bir sevince kapilirim. samimiyetimiz buna el vermese de boynuna sarilir, sefkatli ve ilgili bir sesle: "nasilsin A, okul nasil gidiyor?" diye sorarim. A bunlara ilgisiz olsa da sorularima cevap verir. bana A'ya hep iskence ediyorlarmis gibi gelir, oysa A, ortamlarda her zaman benden daha çok kabul gormustur aslinda. A ile olan iliskimizi anlamissinizdir umarim. A'ya asigim diyemem, ama etrafta A'nin olmasi her zaman hosuma gitmistir. fakat kendisini hiç anlayamadim.

Pazartesi, Mayıs 01, 2006

zalim teenagerlar

Photobucket - Video and Image Hosting

x: sevgili y, ben senden hoslaniyorum, bu durum için ne yapabiliriz?
y: (en cynique ve en zalim bakisiyla) bilmem, ne yapalim? (arada guler dalga geçerek)
x: beni opebilirsin?
y: neden seni opeyim ki simdi? (suratinda hala daha deminki moral bozucu ifade vardir)
x: iyi tamam. ben gidiyoum. (basini one eger, kamburunu çikarir, gider.)

digerleri arkasindan "bu da bi garip" diye guluserek bakarlar.
Photobucket - Video and Image Hosting Photobucket - Video and Image Hosting

Pazar, Nisan 30, 2006

guzel bir pazar gunu: ostende

bu haftasonum guzel ve huzurlu geçti. cuma aksami bira bayramina gittim, cumartesi sabahi patro'ya gittim. cumartesi gununu sinifta kalmamak için kimya çalisarak geçirmem gerekti. fen notlarim kotu. cumartesi gecesi depresyona girdim ve asagidaki yazilari yazdim. bu sabah ise yasitim bir kaç genç kizla ostende'a gittik.

Photobucket - Video and Image Hosting

ayiklanmis karidesler adina! ostende, kuzey denizine kiyisi olan bir fersaye sehridir. burada fersaye kavramini açiklamaliyim:

bir yaz gecesi, bir kaç genç oturmus bir seyler içiyor ve deniz kiyisinda ustlerine esen akdeniz yelinin verdigi mayismislikla gulusup konusuyorlardi. aralarindan adi cansu olani soyle dedi: "bu hale bir ad verelim. "ne haline?" "bu iyi olma haline." ve "ferah"tan turemis "fersaye"yi hallerine uygun buldular. ostende da bir fersaye sehridir.

ben kumsala "ezgi was here" yazarken, françoise sagan'in da dedigi gibi, mutluydum, çunku "pour moi, le bonheur, c'est etre bien" (mutluluk iyi olma halidir benim için) oysa mutsuzken bu mutlu oldugum zamanlari nasil da kuçumserim:

"yanilmis olmaliyim muhakkak, mutlu olabilecek donanimim yok. ne kadar yazik ki bir aldatmacanin içinde yasiyormusum. kendimden nasil memnun olabildim, ki o zamanlar daha da kotuydum, saftirik."oysa mutluluk, sarti, limiti, sebebi olmayan, fiziksel, çok fiziksel bir sey idi.

neyse, ostende yeni binalarla kaplidir. çok guzel bir sehir. eve donmek istemiyordum, mons'ta biraz daha dolasmak istiyordum. evimizde negatif enerji var sanirim. yapmam gereken islerdendir.
bunu opera gibi soylerdim ben kuçukken:
jandarma biz, sosyalistiz, dostuz yalniz biz sana, kurtulusun bizimledir, elini uzatsana. "jandarma filan yalan oldu, eski solcular simdi zengin" diyor herkes yakinarak, belçika'da fakir yok, hizli gazeteci çok poser bir tip, nefret ediyorum. yeah. (agzini burnunu kirmak geliyor içimden e.s.)

sorry ryan, you're dissmissed, mais la vache! j'hallucine. que tu es bien foutu... oh la la, je veux un mec musclé et qui s'en sorte super hyper bien dans le lit.

il a jamais baisé, il a jamais baisé. oh la honte! oh la honte!
hayir, hayir!!

yarinki ya da bir sonraki yazim naif sanat'la ya da françoise sagan'in "bonjour tristesse" kitabiyla ilgili olacak. ya da :

ostende'i anlatabilirim.
kazanova, yahut, ya da maus, ikinci dunya savasi, toplama kamplari ya da kimya, asit ve bazlar uzerine bir yazi. ya da izcilik. ya da bira bayrami tanitimi. ya da baharin gelisi.

size gelince, "geri" tusu orda duruyor, burayi terk etmekte ozgursunuz. ben de gonlumce yazmakta. kendi delirgen imparatorlugumu kurdum bile, bu cumartesi aksaminda, yorgunluk ustumde deli deli duruyor, PORNO SITELERE GIR BEGENMIYORSAN, sana daha ilginç gelir belki. "deli gibiyim bugun" diyordu kina gecesindeki bas ortulu genç kiz, sakin ol hayatim, her sey normal. istedigin zaman sakin davranabilirsin, hiç bir sey dememissin gibi. artik her seyi biliyorlar, yasasin, ne kadar guzel, oh, anlattim, ustumden yuk kalkti. platonik askinizi itiraf edin, içinizde kalmasin. kalmasin. valla. belki o da sizden hoslaniyordur. hiç sanmiyorum ama neyse.

yazmak için mi yasiyorsun, yasamak için mi yasiyorsun? d'abord vivre, après philosophier.

benmerkezcilik ve zararlari

yeni sarkimi dinlemek ister misin?
beni seviyorlar sinifta.
sence ben nasilim?

artik herkesin canina tak etmeye basladi. herkesin. herkes kendisini pek umursamadigimi anladi artik. "dinle beni!" diye bagiriyorlar, "azicik beni de dinle." içimden gelen yararsiz, kuçuk sikintilarin, abartilmis endiselerin sesleri o kadar buyudu ki kimseyi dinleyecek halim yok. dusuncelerim tekduze, engelleyemedigim dusunceler. beni engelleyen ve ilerlememi engelleyen dusunceler. bir baskasi ileyken sikiliyorum, yalnizken daha çok. kitap okurken sikiliyorum, kitabi kapatip dusuncelere daliyorum. dusuncelerimin kaynaklari tukendi artik. bir gunum, nasil geçiyor, yalniz. bu yalnizlik insanlarla iken bir duman gibi beynimi kapliyor, dikkatimi dagitiyor. tek basimayken insan ariyorum, çekilir sey degil.

bu bir dram degil tabi, yani bu yaptigim daha da ben merkezci. bunu abarttim. kimseyi anlatmak içimden gelmiyor. kendimi anlatmak içimden geliyor sadece. yakinda arkadassiz kalacagim.

olanakli, parali, baskalarinin sevgisine ve ilgisine sahip bir genç kizin kendi kapasitesini, parasini, zamanini ve belki de gelecegini, nasil tuketebilecegini izlediniz. bu da size ders olsun, kendine odakli olmak,

1 baskalarini kirar
2 ozelliksiz kalirsin
3 egitimsiz kalirsin
4 yasamdan tad alamazsin
5 gunluk yasamdan kopuk olursun
6 arkadassiz kalirsin
7 tembel ve isteksiz olursun
8 yasamak yuk olur
9 mutsuz olursun, ama sebebini bulamazsin
10 hiçbir partiden haberin olmaz
11 sevgili edinecek olgunlugun yoktur.
12 yabanci bir dilde gramer hatalari yaparsin (dikkat etmedigin için°
13 ders dinleyemezsin
14 ders çalisamazsin
15 mutsuz olursun

durumdan kurtulma yollari : yok. senin alinyazin bu. sen zavalli birisin. lanetli bir insansin. ha yasadin, ha yasamadin. bir laf salatasindan ibaretsin.

Pazartesi, Nisan 24, 2006

dunyada neler oluyor?

je ne sais pas. bazen kendimi izole, kisirdongulu, renksiz ve ruhsuz hissediyorum. ey yerimde olmak isteyen baba, yerimde olmak isterdin de, sen sen olarak kalarak yerimde olsan daha iyi olur, sen ben olarak kalmayacagin için, benimle ayni dertlerden muzdarip olmazsin.

yine abarttim, yine yine. okuyucudan bunlara ne?

Pazar, Nisan 23, 2006

dun gece ezgi trak'lara gittim. okulunu ne kadar sevdiginden bahsetti durdu. bu sabah da host babasiyla louvain la neuve'de biraz dolastik. ona dert yandim. louvain la neuve çok guzelmis.
zavalli babam aradi beni. dedi ki: bosver depresyonu vakit kaybi. demek ki depresyona girecek vakti yok. anlamiyor boyle lukslerden. bir de dedi ki yerimde olmak istermis.