bugun her sey iyi gidiyor, yalniz dun çok kotuydu. insanlari dinlemeye çalistigimi soylemistim, etrafimda konusulanlari hep dinliyorum. pazartesi gunu beden egitimi dersi vardi. cep telefonumu ve cuzdanimi madama verdim, hiç de adetim degildir halbuki. fakat benim disimda herkes oyle yapiyor. bir isi herkes gibi yapmis olmanin gururuyla esyalarimi kuçuk esya kutusuna biraktim.
fakat her sey tasarladigim gibi gitmedi, esyalarimi geri almayi unutmusum. okul bittikten sonra farkettim bunu. oysa gara gidip çikolatali gauffre yerken babami aramayi duslemistim okuldan sonra. okula dondum, madami sordum, dogal olarak okulu terketmis.
ertesi gun okula gittim, madamin esyalarimdan haberi yoktu. gozlerim doldu ve akmaya basladi. o gun butun gun çilginlar gibi agladim. her derste bosluga bakiyor, ve içime gelen garip kasilmayla agliyordum. yalnislikla gozleri bana kayanlar agladigimi gorup gulumsuyor ve "courage, ezgi" (cesaret, ezgi) diyorlardi. iki esya için bu kadar agladigimi gormelerinden utandim. kredi kartimin iptali için annemi aramam gerekti. annem bana o kadar iyi davrandi ki bu daha çok aglamama sebep oldu. cep telefonsuz kendimi boslukta hissediyordum. sanki hiç anlayanim, sahibim yokmus gibime geldi. insanlari islerimi yaptiklari için mi sevip sevmedigimi dusundum. dessin scientifique dersinde butun gun aglamis olmanin verdigi yorgunlukla uyudum, ama madame segot uyumama hiç ses çikarmadi. yanima gelip bana kenari 60 derece kadar çikik olan kupu nasil çizecegimi anlatti sefkatlice. bu bana annemin davranisini hatirlatti. beni huzne bogdu. o anlatirken benim gozlerimdeki tukenmeyen yaslar akiyor ve akiyordu. oysa boyle davranmamasi gerekti, diye dusundum sonra. bana neden kagitlarini unuttun diye kizabilirdi. turkum diye beni simartmasi gerekmiyor.
iste bir daha sorumluluklarini baskasini ustune attin, dedim kendi kendime. bu oldukça kolay. hayatin sorumluluklarina katlanacak olgunlukta degilim. cuzdanlarin, anahtarliklarin, odenecek faturalarin dunyasinda yasayamam. yasamak dedigimiz gibi yasama istegim yok zaten. butun bunlar tabi ki affettiremez. zorunda oldugumuz bazi seyler var.
aksam tiyatroya gittim, 6 aralikta yaslilar beni aralarina davet etti. hep bir bosluk duygusuna dusuyorum, bir arabada, sicak ve isikli, tanidigim biriyle olmak istiyorum. bu duyguya çok dustum, oyle geceler oldu ki tanrinin yoklugunu hissederdim. uyanir ve pencereden bakardim, annemin yanima gelmesi durumu degistiremezdi. tanriya inaniyorum tabi. yoklugunu ne zaman hissetsem, tum insanlar, sevdiklerim, hiçbiri o korkunç issiz duyguya çozum degil. aksine, onlar da çaresizlesiyor gozumde, onlar için endiseleniyor ve korkuyorum. ve uzaklasiyorlar.