Cuma, Ekim 28, 2005
afs is passing by
insan sesleri dolduruyor caddeleri ama bana ne ben çok asosyalim
bu hareketsizligin içinde sen de ol isterim
bu sessizligin içinde sen de ol isterim"
çok pismis spagettiye benziyorum. bu aksam saçma sapan bir sey yuzunden aglamaya baslayinca beni avutmak istediler. afs grafigini gosterip, kasim- aralik ayindaki dusen çizgiyi isaret ettiler: "1. kultur soku donemindesin. bunlar normal seyler."
durumumun kulturle alakasi yok. en sinir bozucu sey ise benimki gibi zayif bir karaktere sahip olmak. zayif da demeyelim, assez gentil. evet boyle deniyor frenkçe.
ben de adam'i aradim. asiri gurultu vardi. bir saat sonra ara dedi. bir saat sonra arayinca yarim saat sonra arayacagini soyledi. sosyallesmesi sinirimi bozuyor.
hayir. bak. oldukça kayitsizim tamam mi. bu ruh halimin kaybolmasindan korkamayacagim. kaybolmaz çunku. bana ne tamam mi, hiçbir seyden utandigim yok. eve erken donecek olmamiz benim elimde olan bir sey degil. skuas oynamis olmasi daha utanç verici. o kizi hatirliyorum, mtvdeki. evet. aferin ona. bak, ne kadar mutluyum simdi. ve ata, sen de umrumda degilsin, soylediklerin.
ezgi trak bi oyku yazmis, harika.
Çarşamba, Ekim 26, 2005
elleri su kokana kadar tutmak

hayata karsi durusun ne ezgi s.? tepkisizim. umursamaz gorunmek i�in deme bunlari. hayir, gercekten. ne peki?
kisisel yazilar yaziyorsun. devam edecek misin? evet. baska turlusunu bilmiyorum. hadi hadi. ayse arman da olmazsin herhalde. aslinda yazilarim pek kisisel degil. abartma simdi. nasil kisisel degil? ama okuyan annem. evet. bu da var. ama annenin de bir hayati oldugunu dusunursek... evet, biliyorum. konusmustuk. gunluk ne peki?
hayata karsi tepkisizim diyorsun... boyle mutluyum, evet. bugun mons garina giden cesmenin tasina oturdum. ellerimi akan suyun altina tuttum. guzeldi. suyun da bir kokusu oldugunu biliyor muydun? ellerim su kokuyordu. kokladim, gercekten su kokuyordu. bunu fark ettin mi hic? ellerini suyun altinda cok tutarsan su kokuyor. ben de dakikalarca ellerimi kokladim. doris'in dun cok mutsuz oldugunu biliyor musun? bunu mu dusundun? hayir, elbette dusunmedim. hicbir sey dusunmedim. degersiz seyler dusunmekle gecirdim zamanimi. bir yazar okuru etkilemek icin yazar. durumuna uzuluyorum bazen. beni etkilemek icin boyle huzunlu gorunen cumleler kurma. sevdigim cocukla mons yayalar yolunda taze krem santili gauffre yedigimi anlatsam, herkes inanir. bunu anlatmak hosuma gider. yazilarin bok gibi. hahaaa. mtldanin da bok gibi. millet bayiliyor ama. kenar, sen kimsin de mtlda'yi kucumsicek, kic? hadi lan, sen nesin? sosyeteye yaranmaya calisan sozde elestirel mutevazi kimse?? ben hic degilse egleniyorum. sen git okura kendini acindir. durust gorun. bu da bi prim. anlamadim sanma. zekanin sinirlarina hayranim. bu yaziyi da gondericen yani? tabi. o kadar yazdim. worde mi kaydetseydim. narsist megaloman. ozurlu.
Cuma, Ekim 21, 2005
Salı, Ekim 18, 2005

_ Tum interrolarini bilerek kaçiriyosun di mi? neden geç kagidi getirmedin?
_ Yok oyle bir sey. geç kagidi vermiyor egitmen. serbest ogrenciyim ben.
_ Serbest ogrenciler interroya girmiyor mu hanim?
_ Si
_ Neden geç kaldin?
_ Otobusu kaçirdim.
_ Uyuya mi kaldin?
_ Evet
_ Hep uyuyosun zaten
_ Uyuyorum.
bunun boyle olmadigini hepimiz biliyoruz. kadin konustu, ben sustum, kadin konustu ben sustum.
surrealist ruya gorup de aglayan velet bir ben varimdir herhalde. çok enteresanim ya ben.
Pazar, Ekim 16, 2005
x: ben bir ara dinlerdim, artik dinlemiyorum.
y: ben de bir ara dinlerdim, sonra biraktim, artik tekrar dinliyorum.
x: ne guzel...
...
x: (aniden) bugun bize gelsene
y: niye?
x: ...
ne biliyim
y: yani, çok iyisin ama, benim lenslerim var. onlari çikarmam lazim, solusyonu evde.
x: hii.
y: su z'nin uzakta oturmasi ne kotu. çok tatli bi kiz. boyle tatli insanlar hep uzakta oturur zaten.
x: evet di mi, ne sanssizlik.
y: di mi.
Çarşamba, Ekim 12, 2005
aferin. buyuk marifet.
insanlarin nasil amuda kalktigini da anlayamiyorum. vucudu nasil yillardir kullaniyormusçasina rahat kullanabildiklerine sasiyorum, çunku ben yapamam boyle bir sey. "evet, çunku etrafinla ilgilenmiyorsun" dedi doris. "pratik seylerde sifirsin. ama sifir. (null diyor abartarak) etrafindaki seylerin nasil isledigini anlamaman normal, seni bisikletini bahçeye tasirken izledim. tanrim, dedim, bir insan nasil bir bisikleti merdivenlerden boyle indirebilir?"
ben siritarak yere baktim, boyle radikal bir sifatimin olmasi hosuma gitmisti. evet, hakli aslinda. dun bana bir kutlama mesaji geldi:
"DUNYANIN EN AZ ATLETIK INSANI OLMA ODULU
sevgili e.s. hanim,
beden egitimi dersinde sergilediginiz davranislar, amuda kalkmanin, parande atmanin sizin için imkansiz olmasi, agaca çikmayi, kasadan atlamayi, ve, ve, (duyunca inanamayacaksiniz buna) BISIKLETE BINMEYI hala ogrenememis olmaniz, ustune ustluk bunlari yapmaya çalisirken sergilediginiz çekinceli davranislar, en basit merdivenden inmeye bile korkmaniz size bu odulu vermemize vesile oldu. yapabildiginiz en estetik hareket Matisse tablolarindaki kadinlar gibi butlarinizi serbestçe serip yatmak. size inanamiyoruz. aferin. insanlik artik, akil almaz kesifler yapabilecek kadar ustun bir dehaya sahip. her sey gelisiyor. bunu konumuzla alakasi yok ama olsun."
ben de dedim ki evet ya, bugun ne yaptim ki ben? su an yaptigim is mi mesela, BAKIN SEVGILI OKUYUCULARIM BEN GAYET HAYATTAN KOPUK, HAYATLA CELISEN, ETRAFINDA OLUP BITENI ANLAMAYAN, KENDI DUNYASINDA YASAYAN, YANI HAFIF ARIZALI VE ORIJINAL BIR EDEBIYATCININ SAHIP OLMASI GEREKEN TUM OZELLIKLERE SAHIP BIR KISIYIM.
karsimda oturan tanguy'le goz goze geliyoruz. içimden, dogal, ama hiç mudehalesiz, bir ses yavas yavas:
"ne bakiyon dik dik, anani mi siktik?"
diyor.
bu ses bana asiri komik geliyor bir an için. yavas yavas yukselen bir sesle içimden tekrarliyorum:
ne bakiyon dik dik, anani mi siktik?
ne bakiyon dik dik, anani mi siktik?
bu bir sarki halini aliyor. degisik tonlamalarda ayni seyi tekrarliyorum. içimden yavas yavas gulmeye basliyorum. içimdeki gulumseme, kahakaha haline donusuyor, en sonunda agzima vuruyor bir siritis olarak.
yeny garip garip bakmakta bana: "ezgi asik olmus" diyor. ben yine dudagimda ayni siritisla ona bakiyorum. "ahh nerde"yi fransizca'ya çeviremedigim için, fransizca, çok isterdim ama bir turlu olmuyor, bulamiyorum, diyorum. yeny bana garip garip bakip guldukten sonr arkasini donuyor. aman bok yesin.
Pazar, Ekim 09, 2005
platonik
2004 Rumeli Konserleri'nde Yeni Türkü´yü dinlemeye gelen sarı saçlı, mavi gözlü, müthiş güzel kız, bana adının Yasemin olduğunu ve İstanbul Üniversitesi´nde yüksek lisans yaptığını söylemiştin.O gün seninle ilgilenmek istedim ama hem sen bana pek yüz vermedin hem de yanımda akrabalarım vardı. Konser çıkışında arabana kadar peşinden geldim, telefonunu istedim ama vermedin. O güzel arabaya binip gittiğinde içimden bir şeyler koptu gibi oldu. Ankara´ya dönünce hep seni düşündüm. Bu sene ilk fırsatta üniversitene geldim ama üç gün boyunca kime sorduysam tanımadıklarını söylediler. En son sorduğum bir öğretim görevlisi okulu bitirdiğini söyledi. Bu sene gene Yeni Türkü konserine gittim seni görürüm diye, otoparkta arabaları taradım seninkini bulurum diye ama yok. Gene yoksun. Bunu okuyorsan mutlaka bana yaz.
she_manner; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 21; İl: İstanbul
Galeria Beymen'de çalışan Erdem, seni görür görmez "İşte bu o!" dedim. Sen yılardır aradığım insansın. Sana aşık oldum. Ne olur gör artık beni. Ben o esmer kız.
kaynak: itiraf.com
Cumartesi, Ekim 08, 2005
l'enfant
ben neler yapiyorum
din hakkinda ileri geri konusmak istemem, konusanlara da kil olurum ama amacim bu degil. aslinda buradan van gogh'a geçecektim. bugun doris bana van gogh'un rahip olmak istedigini, isçiler yemek yemiyor diye kendisinin de yemedigini anlatti. su kulak hikayesine zaten hastayim. ve kendisinin teknik anlamda resimde pek basarili olmadigini soyledi, dali'yse istese çok asmis çizebiliyormus. ben van gogh'u dali'ye bin kez yegledigimi soyledim. bir kere çok iyi bir adam. muthis bir bosvermislige sahip. kurt cobain de boyledir. hz. isa karakterine sahiptirler. belki oyle degildirler ama ne bileyim. tutunamayanlar'in hepsini okumadim ama bence selim de oyleydi. ben de oyle olmak isterdim. ama oyle olsaydim oyle oldugumun farkinda olmayacak kadar salak olurdum. ama bana 13 yasimdan bu yana bir çok insan iyi biri oldugumu tekrarlayip duruyor. bu yuzden kor gozume parmak oldugu için, artik ben de iyi biri oldugumu biliyorum ve bu beni biraz megoloman yapti. en ufak bir iyiligimi bile farkedebiliyorum. eskiden mutsuzdum, artik degilim. bahtsiz da degilim. ersin karabulut'la ayni kaderi mi paylasiyoruz? ama ben onu da severim. yasasaydi van gogh da bizimle ayni kaderi paylasirdi belki. belki de degil; çunku bu bir karakter meselesi olabilir. yok, artik benim idolum dali.
Pazartesi, Ekim 03, 2005
yetiskin bakisiyla yuzumun betimlemesi
sevilmemek uzuntu
sevilmek mutluluk verir,
sevmemekse sikinti"
boyle filozofça laflar eden bir babanin ozlemiyle ozdeslesmis, kirmizilasmis gozlerine ragmen hala safligi bozulmamis bir yuz tasiyorum. bogaz'in derin sularini, amasra'da balikçi lokantalarinin sen kahkalarini barindiran, safligi bozmaya yonelik egilimlerin (kimilerine gore geç kalmis egilimlerin) daha da safdillestirdigi, siyah goz makyajinin veya dun gece uyumamis olmanin degistiremedigi (ne yazik), buna ragmen her su serpiste berraklasan bir yuz bu. evden yeni çikmis olmanin heyecanli gulusu ve yuvarlak gozlerin verdigi sut çocugu ifadesi, daha dunyayi tanimiyor oldugunu ele veriyor yuzun sahibinin, yazik. itici bir dargoruslulukten ote kafasi karisik, sevecen bir dindarlik tasidigini goruyorum. piercing yaptirmaya korktugunu anliyor ve guluyorum. kendimi bir yetiskin edasiyla seviyorum. zeyneple açik havada sen kahkahalarla guluyorken ayni seyleri onda da goruyorum. bir sarilisin izlerini goruyorum onda. mutluyum. bunu kaybetmek istemezdim. çocuklar gibi seniz simdi.
Perşembe, Eylül 29, 2005
hislerle ilgili

Arizona veya Tutunamayanlar. Ibsen, Akçakoca yahut Bruksel meydani. Gunesli bir gunde denize bakmak ya da Tunel'deki açiklik, Lambo'nun tavani. Neyin ozlemini çekmekteyim? Yalniz sunu hatirlamam gerek ki nereye gidersem gideyim orayi siradanlastiririm ben. Neyin ozlemini çekmekteyim?
Salı, Eylül 27, 2005

haftasonu baslayan midemdeki sikisma bu pazartesi sirtima geçti ve dayanilmaz bir hal aldi. her nefes alisimda genisleyen akcigerlerim bir igne batmasiyla aciyor gibiydi. akcigerlerimde bir sorun oldugunu dusundum. hayalimde akcigerde toplanmis ve bir akne halini almis cerrahat ya da mosmor olmus bir kan pihtisi canlaniyordu. bu mide yanmasini tukuruk sivisiyla açiklamaya benziyor. zavalli hasta halimle aynada gobegime bakiyor ve govdemin ayni hasta bir insaninki gibi kuçuk ve zarif oldugunu dusunuyordum, ki aslinda hiç de oyle degildir. ezgi trak ve zeynep bu konuda bana biraz kizginlar, geçen hafta sonu bana kendimi, gereksiz bir sekilde içten içe begendimi soylediler. bense bunun çok hos bir sey oldugunu dusunuyorum, narsizm sanki sadece guzel ve zarif insanlara ozgu bir ozellikmis gibi geliyor. narsist olunca guzellik artarmis gibi. melissa p. nin kitabini da sevmemim nedeni buydu. yumusak boynundan ve guzel omuzlarindan bahsetmesi ve kullandigi dil çok hosuma gitmisti. edebi degeri var mi tartisilir tabi. yani gelecek kusaklari herhalde melissa p.nin yumusak boynu veya guzel omuzlari veya kalin dudaklari ilgilendirmez. gelecek kusaklari tabi benim akcigerimle ilgili korkularim da ilgilendirmez. aslinda ara sira gelecek kusaklari ilgilendirecek seyler yazasim geliyor. ama o zaman bu kadar kendine odaklanmis (self centered) olmuyorum. daha çok gozlemci ve sakin oluyorum, ideal insan. ideal insan ruh halimi takinmayali çok oldu.
bu sabah da sirtim için doktora gittim. sirtimi usutmusum, yorgansiz yattigim için. sinirler için B vitamini verdi. dedim ya, yetersiz beslenmekten. gozlerimin alti da çokmustur belki, kim bilir. ah bir de ishal olsam, nasil mutlu olurum. hasta. hasta çocuk. kuçuk hastalikli ve sari benizli, bilekleri hastaliktan incelmis, govdesi usumus çunku hep atletsiz geziyor.
boyle deseler nasil sevinirsin degil mi salak?




