
o gün beraber ilk televizyon seyredişimizin bugün bana bu kadar anlamlı geleceğini bilemezdim o zaman. bilseydim o zaman dikkat eder, bugün hayıflanmazdım boş yere. zihin, ya da zaman, o kadar kurnaz ki sonraları böyle anları tutup çıkarmakta üstüne yok, sırf bizi üzmek için.
x ile yeni yeni tanışıyorduk. televizyonda sıkıcı bir yarışma programı vardı. evleri köpekle karışık ve bir hoş kokuyorudu, sonraları bu koku burnuma tekrar tekrar gelmiş, xin kokusu olarak benim hafızama geçmişti, sonra onu evinin dışında gördüğüm zaman, aslında böyle kokmadığını anlayınca şaşıracaktım. kanepelerinde uyuyakalmıştım, uyandığımda birileri üstüme battaniye örtmüş, ama ne kadar utanmıştım başkasının evinde uyuyakaldığım için, yine de bana çok iyi davrandılar, bir genç kıza nasıl davranılırsa öyle.
bu ve buna benzer birçok anı, beni nedensiz yere heyecanlandırıyor şimdi. oraya geri dönmek, zamanı durdurmak, x ile aynı odada aynı havayı tekrar tekrar soluyarak anlamadığımız, izlemediğimiz bir yarışma programının parçası olmak ve sıkılınca sıkılganlıkla birbirimize bakıp gülümsemek, kimsenin kanalı değiştirmeye cesaret edememesi. bunlar ne kadar kıymetli bilseydiniz. ve ben tekrar uyuyakalırdım bu masallar odasında.
şu an gitmek isteği sarmalıyor ruhumu. kıymet bilmez biriyim tabi. kıymet bilmezmiş. neresi kıymetli bunun?? dershaneye gitmenin zevki. uzaklara gitme isteğiyle yaşayadurmanın başdöndürücü heyecanı. salak ezgi, her anın uzakta geçmek zorunda mı? anlamıyorsun. öyle demek istemiyorum ki ben ayol. ne demek istediğim ortada. hayır. hiç de öyle değil. açıkla o zaman. pekala.
benim derdim nerde olduğumuzla ya da ne yaptığımızla alakalı değil. yaşamdaki garip, güzel anları bulmak ve onları yüceltmek istiyorum. iyi, sen bunu ipek ongun zannet hala. ipek ongun'dan ne farkı var dingil bunun? yaşamdaki garip, güzel anları bulmakmış. amerikan güzelinde zannettin kendini galiba. torbayı kameraya alsaydın, sonra buna "işte yaşamdan güzel bir kesit" deseydin.
sen beni eleştirmesen var ya, ben her şeyi yaparım. evet, torba da çekerim. benden başka ne bekliyorsun? sana burda yaşam öykümü mü anlatayım? ben gencim daha. doğal bunlar. arayış içindeyim. kabuğumu yırtmak istiyorum. brüksel'i o yüzden sevdim. o yüzden tek başıma olduğum anlara, yeni keşfettiğim şeylere bu kadar bağlandım.
sen iyice aptallaştın kızım. yazdıklarının hiçbir manası yok şu an. olur böyle, yazamayabilir insan. yarın da duygusal komedilere olan nefretini dile getirmek istersin. buna karşın da senin şu çocuğa aşkının başladığı günnü anlatırsın. aslında o günün hiçbir farkı olmaz duygusal komediden. hadi yavrum. hadi. sen git uyu bakayım. genç bir kızsın, sevimlisin, ama daha kat edecek yolun var. ne ille bir şey olacağım diye tutturdun ki şimdi? elallem rezil olma. ya da olmadın, ne olacak. alışkınlşar böyle şeylere.

















