konuşma kurslarına gideceğim çünkü konuşamıyorum. cümlelerimi tamamlayamıyorum, orta yerde cesaretim kırılıyor ve mecburen susuyorum ya da sesimi gittikçe alçaltarak karşımdakinin bozuk cümlelerimi duymamasını sağlıyorum bana diyorlar ki "sen türkçe'yi mi unuttun bakiyim?" aslında unutmadım kelime dağarcığım falan iyi ama konuşma biçimimi bulamıyorum "hangi cümleyi kimin karşısında hangi ses tonuyla söylemek" işte sorun bu. fransızcada yoktu böyle bir şey. aksanlı ama spontane bir konuşma biçimi tutturmuştum, hızlı ve neşeli konuşuyordum, konuşurken mimiklerimi ve bakışlarımı kullanmaktan çekinmiyordum böylece ortaya ferah ve sevimli bir konuşmacı çıkıyordu. üstelik konuşurken böyle şeyleri düşünmezdim bile. ne de olsa değişim öğrencisiyim derdim ve çok rahat olurdu. burda bir şey sorsan diyorlar ki " kendi vatanın, kendi şehrin, nasıl bilmezsin?" bunun sorumluluğu var tabi.
bugün boş boş otururken (evden çıkmam gerek ama çıkmaya üşeniyorum) tembelliğim meyvesini verdi ve ben bir şarkının nakaratını yazdım. şarkım o kadar derin değil ama kız sesine ağırlık veren hüzünlü bir aşk şarkısı:
est ce que je peux rester ici, un soir, ou deux?
une nuit, ou deux?
une moi, ou deux
toi et moi, nous deux, est ce que nous sommes si impossibles?
3 yorum:
saçmalamak serbest yoksa beni öldürebilirlerdi "sen" diye başlayan cümlemi "gitmedik" fiiliyle falan bitirebilen bir insanım da..
:) konuşmak zor ya hakikaten ben bunu anladım bir kaç haftadır.
AY EVET!!!ben de kanada'dan ilk döndüğümde turist gibiydim bi de aptal amerikan filmlerindeki kızlar gibi sürekli "ummm" diyodum...bir de cümle kuruluşunu bazen ingilizcedeki gibi tersten yapıyodum..rezil bir durum..2-3 ay kadar bir sürede atlatmıştım ama merak etme..
Yorum Gönder