Perşembe, Eylül 15, 2005

turkçe dusunmenin buyusu. okulun avlusunda çantami kafamin altina alip uyudum. tiffanie, nadege, edwige, celine etrafimda gulusuyorlardi. hafifçe gozlerimi kapadim, epey yorulmusum. sonra anadilimde dusunmeye basladim. o zaman kuçuk bir damlacik oldum. okyanusun yuzeyinde biraz gezindikten sonra vakumla çekilmis gibi dibe dusmeye basladim. derinlerde anadilimin barindirdigi seyler, okulum, annem, babam, halalarim, sarma ve borekler, mahmutpasanin sari otlari, bogazdan vapurla geçis, altinci sinifta asik oldugum çocuk sakliydi, bu bana kendimi ozel hissettirdi. dusunmenin konusmaktan daha guzel ve derin bir eylem oldugunu anladim ve etrafimdaki kizlari kuçumsedim. konustugun dille dusunmenin ne kadar yuzeysel bir sey oldugunu dusundum, ve dusuncelerimi duysalar bile anlamayacaklari gerçegi hosuma gitti. geride biraktigin bir hayatinin olmamasi ne kotu, diye dusundum, geride biraktigin bir kaç hayatinin, bir kaç çocugunun olmamasi ne kotu, bir erkekle hayati tuketmek ne kotu, bir çocuga hayatini adamak ne kotu, bir dille yetinmek ve dusundugun dille konusmak ne kotu, kocani sevdigini bilmemek, çocuklarini sevdigini anlamamak, dilini sevdigini dusunmemek ve dogdugun sehri ozlememek ne kotu.

ben boyle anadilimde dusunedurayim, tiz bir ses uyandirdi beni: uyanin matmazel, burasi plaj degil. anadilimin getirdigi masum tavirla cevap verdim: peki.

Hiç yorum yok: