Pazartesi, Ocak 24, 2011

bugün kelimenin tam anlamıyla yalnız ve tuhaf bir gündü. gece 3te kalktım ve ödev yaptım, 12de ise teslim ettim, ancak ticaret kürsüsünün görüp görebileceği en dandik ödevdi. kapının önünde bazı kimseleri gördüm, deniz'i mesela, ama ben ödevi verene kadar hepsi gitmişti. telefonum da yanımda olmadığı için kimseyi arayamadım. ama eve gitmek de içimden gelmiyordu. ben de deniz'in evine gittim. kapıyı çaldım, çaldım ama kimse yoktu. eve gitmek istemememin sebebi içimde tuhaf bir korkunun peydah olmuş olmasıydı. korku ve mide bullantısı. bir de benim için şaşırtıcı olsa da bu yüzden hiçbir şey yiyemiyordum. ancak eve gittim. kimse yoktu, ben de kendimi oyalamaya çalıştım. olmayınca deniz'i aradım, adana'ya gidiyormuş. sonra sevil'i aradım, bakırköy'deymiş. çisem ise ödev yapıyordu. dışarı çıkabilirdim ama üşendim. çaresiz uyudum. ama uyurken korkuyordum nedense. her an biri gelecek, ellerimi ve ağzımı kapatacak ve beni öldürecek gibi hissediyorum. yalnızlık her zaman güzel bir şeydir benim için, böyle zamanlar hariç. tanrı'ya inanan biri olsun istiyordum yanımda. insan aşkın değerlere inanıyorsa bu benim için yeterlidir, ancak ben korkulu anlarımda bir de tanrı'ya inanma şartı ararım. bir de vegan, hayvansever ve yeşilci bir insan olsun isterim konuşacağım kişi. dünya'nın yeniden emin ve küçük bir yer olması için bu şarttı. aksi halde voldemort gelebilirdi açıkçası.

annemin bağırma sesleriyle uyandım. uyuduğum ve söylemesine rağmen pencereyi kapatmadığım için kızmıştı. ben eve biri geldi diye sevinirken o biri de keyifsizdi, şansa bak! teyzemi aradım. teyzem de kuruntular kraliçesi olduğundan çok güzel moral verir. ama ona da bir şey demedim. ingilizce ödevimi yazıp hocaya gönderdim. sonra ibrahim aradı. genelde ibrahim'in insanlar üzerinde rahatlatıcı bir etkisi vardır, ancak bu gerçekleşmedi. onu da şaşırtarak kapattım telefonu. annemlere isim şehir hayvan oynamayı teklif ettim "yarın işe gidiyoruz biz, iş güç sahibi insanlarız senin aksine" dediler. sonra bu yazıyı yazarken zeki aradı. adana'daymış, halep'e gidiyormuş. yiyecek bir şey ister miymişim. hah hah hah, ne komik ne komik. dünya, eski sıcaklığına ne zaman kavuşacaksın? lütfen bizi suçluluk duygularımızdan arındır ve tanrı sevgisi ile sarmala! her şeyin normal olduğu güzel ve steril bir yaşamdan başka bir şey olmasa şu dünyada ya!

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Irvin Yalom okusana biraz bence iyi gelebilir. bu dünyanin tekinsiz bir yer oldugu hissine dair ilginç klinik ornekleri var

sinirkoyu dedi ki...

bugün aşkın celladı diye çok güzel bir kitabına başladım. ilk 76 sayfası mükemmel:)