dün (cumartesi) son sınav ola droit comparé ile finaller bitti sözde. tabi çoğundan büte kaldık, hele son sınav feciydi. herkes gülmeye başladı soruları görünce. umutsuzluk gülüşleriydi bunlar. çıkınca durum çok hoşuma gitti. en azından bu sefer tüm fakülte beraber kalacaktık. final dönemlerini seviyorum galiba, çünkü herkesi kendim kadar derbeder görebildiğim tek zaman dilimi finaller. kapının önünde sınıf arkadaşlarımı makjaysız, renksiz suratlarıyla sıkıntılı sıkıntılı sigara içerken görmek çok hoşuma gidiyor. bir tür kardeşlik, dayanışma duygusu benliğimi tatlı tatlı sarıyor. kaş ve bıyıklarımı almayışımla ilgili "frida istanbul'a geldiği için" diyerek şaka yapıyorum, sanki her zamankinden daha komik. ve işte cumartesi bitti.
pazar günü ise sadece uyudum. yapmamam lazımdı çünkü yarına ödev teslimi var. nitekim şimdi kalktım. uyumadan önce "eroin güncesi"ni okudum. 1987de başlayan, 1997de biten gerçek bir hikaye. kitap çok güzeldi. sonra uyudum, rüyamda neler yoktu neler. daha çok uyuşturucuyla ilgili rüyalar gördüm, wir kinder von der bahnhof zoo mu idi neydi işte almancam olmadığı için yazamadım, o filmden imgeler, bu kitaptan sahneler, françoise sagan'ın ve nedense buket uzuner'in kiatplarından örülmüş bir rüyaydı. protesto gibi bir uyumaktı. prozac sayesinde hiç gündüz uyumuyordum uzun süredir. prozac ne kadar iyi bir şey ya. her doktora gittiğinde aynı şikayetlerle gidiyorsun, ciddi olmayann şeyler, sana 20 mgcık prozac yazıyor, ilk birkaç gün çarpıntı yapıyor sonrası muhteşem. kafan temizleniyor adeta. ama birkaç gün almayınca tekrar sıkıntı oluyor.
sınavlar başlamadan kalbim deli gibi çarpıyordu, uyuyamıyordum. işte galiba şu ilacın ilk günlerdeki etkisi. yattığım yerde karın ağrısıyla kıvranıyordum. annemlerin yanına gidip orda uyumak istiyordum. annemin düzenli nefes alış verişi beni her zaman uyutur. fakat tabi olmazdı. uyuyamadığım zamanlar yanımda sevdiğim birinin uyuduğuna hayal ederim. onun düzenli nefeslerini zihnimde canlandırır, bu vesileyle sakinleşirim ve hemencecik uyurum. "ancak yalnız uyuyabiliyorum" diyenlere hayret ediyorum. babam dedi ki ben çocukken televizyonda uzmanlar hep "çocuğunuz yalnız uyusun" dermiş, bu yüzden beni hiç yanlarına kabul etmemişler. kardeşim küçükken ise böyle bir tavsiye kalmamışmış. o yüzden onu hep aralarına almışlar. şimdi kardeşim sarılmaktan filan hiç hoşlanmayan, yalnız uyumayı seven bir kişi oldu. bilmiyorum buna bağlamak ne derece doğru. işte eskiden hayal ederdim fakat artık edemiyorum. çünkü yaşamda sevdiğim kimse kalmamıştı. aklıma gelen herkese bir kulp taktım. sonra birden yanımda tanımadık bir yüz belirdi, tam seçemiyordum ama gülümsüyordu. bana bakıp "git çişini yap" dedi. çişim varmış ve fark etmemişim. geldim, bu sefer tekrar bakıp "bununla üşüyorsun, üstüne kalın bir şeyler giy." dedi. söyleneni yaptım. "şimdi yanıma gel" dedi. içeri girip bu tanrı-babaya sarıldım. düzenli ve yavaş uyku nefeslerini dinleyerek uyuyakalmışım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder