Pazartesi, Temmuz 19, 2010

benim gibi ruhunda dışarlık havası olan, fakat frankofon liseden çıkma obur bir kız ne hayali kurar? elbette somon füme, kaz ciğeri, balık yumurtalı kanepe, bir de cin tonik. ha bu arada hiç cin tonik içmedim. ama görünüşü sodaya benzediğinden, ben de sodayı çok sevdiğimden hep cin tonik içme hayali kurarım. bir de bu saydıklarımı yeme hayali. seyrek de olsa bu saydıklarımı ne zaman yesem, hep çok sevmiş, çok lüks bir şey yapıyormuşum hissine kapılmışımdır. zaten benim bir yemeği yiyip de sevmemem mümkün değil. sadece yılan balığı yeemek istemiyordum onu da yedim. suşinin içindeydi. gayet güzeldi aslında.

bunları neden anlattım? bugün sevil'in ablasının düğününe gittim, orda da böyle zengin yemekleri yedim de ondan. offf, o nasıl bir yemekti. zaten bana dar gelen emanet elbise yırtılacaktı nerdeyse.

fakat annemle küsüz. neden küsüz? çünkü onunla saatlerce kavga ettim. bunu neden yaptım? bilmiyorum ki... öyle bir noktaya gelmiştim ki mutfaktan aldığım bıçakla anneme bakarak koluma çizikler atıyor, göya kendimi kesiyordum. sebep? bilmiyordum, ya da o an biliyordum ve şimdi unuttum. ve şimdi ne kadar pişmanlık duyarsam duyayım, biliyorum yine bir kavga çıkaracağım. sebebi içimdeki sinir. neden bu kadar sinirliyim ve niçin hayatlarında en büyük uğraşları beni sevmek olan insanlara bu siniri gösteriyorum? sonra da pişman olup ağlıyorum. bütün bunların nedeni ne? babam beni ciddiye almadı, güldü geçti, hatta sinirim yatışınca bana sarıldı. ama annem hala benle küs. çünkü en ufak bir şey diyeyim, o ona dokunur ve günlerce bu yüzden beni affetmez. huysuzluğumun, kavgacılığımın bir takım sebepleri olduğunu, benim o anlarda bir suçludan çok yardıma muhtaç bir insan olduğumu anlayamıyor. ve bana yardım etmeye çalışacağına tüm söylediklerimi şahsına alıyor ve üzülüyor. o anlarda sinirden ve üzüntüden dolayı kendimden geçmiş olduğumu anlayamıyor. öfkemin sebebinin dış dünyada varolmadığını da. ancak "git nerde tedavi olacaksan ol!" diye bağırıyor bana. sonra üzülüyor. teyzemde obsesif kompülsif bozukluk var. sürekli kendini hasta zanneder. annem ona da çok kızar. babam teyzemi ciddiye almaz, acır. onun bu huylarına hastalık olarak bakar. oysa annem teyzeme küser, bazen teyzeme üzülür, ağlar. bende bu derece bir hastalık yok ama mizaç olarak aşırı sinirliyim. içimde kalan şeyleri güzel güzel söyleyeceğime surat asıyorum, ima ediyorum, kapı çarpıyorum, insanları rahatsız ediyorum. bunun önüne geçemiyorum. sonra da pişman oluyorum, ama sonra yine yapıyorum. öyle işte...

Hiç yorum yok: