Çarşamba, Mayıs 26, 2010

(yazılarım son zamanlarda bir kadın dergisi tadına büründü biliyorum. bunun için de biraz seviniyorum aslında. bugün yine öyle bir konuyu işleyeceğim.)

doğrudan sevmek zor bir şeydir. çok sevgi kişiyi dolambaçlı yollara sokar. az sevmek kolaydır: hiç sorun çıkarmaz. az sevdiği birine insan iyi davranır.

sevgiyi zora sokan şey başta kıskançlıktır. bu, doğrudan bir sevgi ilişkisi kurmaya engel olur. en sevdiğiniz insanla bir de bakmışsınız iğneli iğneli, imalı imalı konuşuyorsunuz. sonra bir de bakmışsınız o da sizinle öyle konuşuyor. sonra bir de bakmışsınız bir rekabet halindesiniz.

oysa siz birbirinizi sevmiştiniz. hala da çok seviyorsunuz. sevgi o kadar çoğaldı ki sizi zora soktu. ama sizi zora sokan şey sevgi değil, güvensizliktir.

sevdiğiniz insanın elini tutun: "biz neden böyle birbirimizi umursamaz gibi konuşuyoruz canım?" deyin. çünkü biz cosmo politan olarak biliyoruz ki siz aslında o havalara rağmen birbirinizi umursuyorsunuz. güç yarışına gireceğiniz en son kişi, en çok sevdiğiniz kişidir.

söylemesi kolay, yapması zor, evet. ben de bu yüzden birçok arkadaşımla uzaklaşmıştım. şimdi de saçma sapan bir neden bulmuştum kendime: zeki'nin karakterini kıskanıyordum. iç yakan duygular, saldırgan yapar sizi. unutmayın, sevgi yarıştırmaz, işbirliğine götürür.

moden dünya kıskanmak, kıskandırmak, dudak ısırtmak, rekabet, elde tutmak, sahip olmak vb vb üzerine kurulmuş olsa da savaşmak aşkın doğasında varmış gibi gösterilse de bunlarla hayatızı zehretmeyin. siz siz olun savaşmayın. sevişebilirsiniz.

Hiç yorum yok: