Pazartesi, Mayıs 03, 2010

dün anneannem ve dedem mersin'e döndüler. bu bir hafta içinde evde onlardan köşe bucak kaçtım. ev genişlediği için çok kolay oldu. babam benden fransızca dersi almak istedi. hayali hep fransızca öğrenmekmiş. bir de türk sanat müziği korosuna yazıldı. artık şarkıları notasından okuyor. ilk dersimizde alfabeyi öğretmeye başladım. ders verirken anneannem içeri girdi, durdu, gözlerini bize dikti ve hüzünlü hüzünlü bakmaya başladı. ben kafamı kaldırıp "babam da heves etti öğrenmeye" gibisinden bir şeyler söylüyordum, babam öfkeyle: "boşver onu, işine bak." dedi. babam kaç gündür özellikle dedemin insanın hayatına müdaheleci tavrından sıkılıyordu.

ben de "insanın kendi yaşamını yaşaması mı önemli, yoksa büyüklerini, sevdiği insanları memnun etmesi mi önemli?" diye düşünüyorum son günlerde. özgürlük merkezli bir yaşam mı, yoksa sevgi merkezli bir yaşam mı? ama gerçekten seven insan diğerinin özgürlüğünü kısıtlar mı? yoksa kimsenin birbirine karışmadığı tek yer yalnızlık mıdır?

sadece sabah okula geç gittiğim için anneannemle, dedemle kahvaltı yapma olanağını buluyordum. dedem kökten dinci olmasına rağmen ileri görüşlü, akıllı bir adamdı. valla ikisi nasıl bir arada oluyor diye sormayın, oluyor. anneannemse saf, iyi niyetlidir. fakat dedemden daha beter sıkar insanı. yine de aramızda görüş ayrılıklarına rağmen sevgi vardı. insan "dedeciğim" diyince, koşup ona çay koyunca karşılığını alıyor.

son gün ben artık iyice sinirliydim, onlar yüzünden doğru düzgün gece istediğim yere gidemiyordum. sırf gece mi, aynı zamanda gündüz de... durmadan fısır fısır dua etmeleri de sinirimi bozuyordu. bir ara anneannem odamdan içeri girdi. heyecanlı heyecanlı bana baktı. bu kadar sevgi dolu ilk defa baktığı için çok etkilendim. neden sonra, çıktı gitti.

özgürlük ayrılmakla mı olur, bütünleşmekle mi? yalnızlıkta mıdır, beraberlikte mi? olmasa da olur mu? yoksa sevginin önşartı mıdır? siz ne düşünüyorsunuz?

Hiç yorum yok: