şimdi size başımdan bundan 12-13 yıl önce geçmiş bir olayı anlatacağım. o zamanlar ben 5-6 yaşlarındaydım. işte o gün, televizyonda kayıp aranıyor programına çıkmıştım. annemin televizyoncu bir arkadaşı vardı. bu kayıp aranıyor ve katil kim programlarının yapıldığı kanaldaydı herhalde. beni kayıp aranıyorun bir bölümünde oynatmak, daha doğrusu kaybolan bir kızın küçüklüğünü canlandırmamı istiyormuş. haliyle bir gün kreşi asıp gittik. hikaye şöyleydi: anne ve babası boşanmış olan kübra kaçırılmıştır. bir minübüse binmiştik. bu arada ben daha küçük olabilirim. minübüste saçları simsiyah boyalı ve kabartılmış, ağır makyajlı, ve şu an hatırlamasam da muhtemelen leopar desenli giysili bir kadın vardı. bu kadının rolü de annem ve babam boşanmadan önce çekilen bir kadınlar günü sahnesinde " e boşan şekerim." demekti. tam da tipine uygun bir replik vermişlerdi. ben bu kadından, daha doğrusu onun süslü kokana vamp görüntüsünden korkmuştum çocuk halimle. "bu kadın atatürk'ü sevmiyor galiba" diye düşünmüştüm. çocuk mantığı ne kadar sürreal. herhalde kafamda atatürk dinin korucuyusu, süslülerin düşmanı gibi bir şeydi. neyse. orda benden bir iki yaş küçük bir kız vardı, o da benim daha da küçük halimi canlandırıyordu. beni akşama kadar hiçbir şey yapmadan beklettiler. sonra sahnem geldi. sahnem şuydu: babam bana oyuncak ayı getiriyor. ben de ayıyı yere atıyor ve babaanneme sarılıyorum. bu sahneyi birkaç kere çektik. sonra evinde çekim yaptığımız kadın bize pizza verdi. sonra da annemler beni almaya gelmişti zaten. hiç sorun çıkarmamışım, çok usluymuşum.
bundan sonra da televizyona birkaç kez çıkmışlığım vardır. bir tanesinde askeri alana düzenlediğimiz il içi bir okul geziside kameraya dönüp "askerden niye kaçarlar hiç anlamam" diyorum. bir tanesi 19 mayıs programı, utancımdan eve gidip izleyememiştim. beni istiklal'de durdurmuşlardı, gençlerin görüşlerini alıyorlarmış. ben 14 ya da 15 yaşındaydım. sunucu kız "konuşurken yüzüme bakarsan daha iyi olur" demişti. sonra türkiye'nin durumu hakkında ne düşündüğümü sormuşlardı. ben de tabi ne diyecektim ki? : "türkiye'nin durumu eeee.... kötü... gitgide amerika'nın etkisinde kalıyoruz." ne yapmak istiyorsun ileride? : "ımm, üniversite... bir de evlenmek isterim." sunucu kız gülmüştü, ben de yoluma gitmiştim.
4 yorum:
cevap süper :))
sana çağla'nın blogundan, çağla'ya da 'search blog' da : kabataş erkek lisesi'nden ulaştım..
onun yazıları 13 yaşı için (eğer yanlış görmediysem) çok profesyonelce..bir de yanılmıyorsam sen de bizim okulda oyun sergilemişsin ?
çağla kardeşimin arkadaşı. bence yazıları çok güzel, çok zeki bir kız, bu sene sekizinci sınıfa geçti, kabataş lisesine girmek istiyor. oyun sergiledik galiba iki sene önceydi galatasaray lisesi ayışığında şamata. okulunuz çok güzel, insanlar dost canlısıydı.
inşallah o kız bulunmuştur. yazyı yazarken çok duyarsızmışım.
Yorum Gönder