aptal şeyleri abartmayı ne çok severim. lise2 psikoloji kitabına göre bir savunma şekli bu. başına kötü bir şey gelince insan ezilmişlik duygularını abartır ve sanat yapar: yüceltme. insana kendini özel hissettirir. mesela kimse seni okumuyor değil mi, buna dersin ki: ''kimsenin beni anladığı yok. şu koca dünyada garip, savunmasız bir varlığım ben. ah, şehir! benim yegane dostum sensin. ne de severim hüzünlü gecede parlayan ışıklarını...'' böyle deyince okunmayan, ezik blogger olma duygusu, yerini anlaşılmamış, değerli fakat değeri bilinmemiş, şerefli bir ''loser''lığa bırakır, ve bu duyguyu yaşamak gerçekten çok hoştur. (işin garibi bunu güzel bir şekilde ifade edersen, eserin beğenilir ve sen de sevilirsin. fakat kimse gerçek yüzünü keşfetmemeli.)
ben de dün, böyle duygular içindeyken tam, babamla arabada, bir sarhoş gelip bir kaç milyon istedi açım diye. sevgili babam adama 5 milyon uzattı. adam ''saol'' dedi, babam ''sen de saol'' dedi. sonra bana bakıp kendine has bir biçimde gülerek ''şarap içmiş lavuk'' dedi. o zaman, tam da bu duygular içindeyken babamı sevdiğimi, sevmekten çok ondan hoşlandığımı düşündüm. bazı insanların bazı şeyleri hoşuma gider, onları severim, ama onlardan hoşlanırım da aynı zamanda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder