bu sabah okula gittim, sınıf arkadaşım ve liseden beri sürekli havalı civalı bir çocuk hem sempatik hem yakışıklı hem zengin hem de çalışkan olan cem bana bakıp "kaplumbağam bir mutlu bir mutlu sorma. ona su ısıtıcısı ve filtre aldım, hem de çeşit çeşit yem" dedi. birden bir üzüldüm ki sormayın. benimki yaz demez kış demez, plastik bir kabın içinde öylece durur. o kadar üzülürüm, ama bir türlü param olmaz gerekli ekipmanı almaya. deniz de bana gaz verdi, "seninkinin neyi eksik?" dedi. ben de doğruca pet shop'a gittim, bayramda topladıklarımın hepsiyle şöyle kocaman bir akvaryum, filtre, ısıtıcı, uv ampulu, vitaminler, yemler aldım, geldim, ekipmanı kurdum, havalı fotolarını da çektim, cem'e yolladım. bir de altına "seninkisi varoş turtle, benimkisi tiki" yazdım. ama sonra sorunlar ortaya çıktı. birincisi pet shopçu "ısıtıcıyı saklayın, pek yaklaşmasın." dedi. bu manyak gidip gidip üstüne oturuyor, teyze ruhlu. ikincsi, bu cihazlar hep böyle çalışırsa elektrik parası girdi demektir. annem bu bahaneyle hepsini benden alır. bilemedim...
bir de bugün cem çağrı'dan bahsetti. çağrı 2007 öss birincisi, bizim sınıftaydı. "para için yaptım" diyen çocuk. sonra da "dershaneden parasını alamayınca kızdı" diye haberler çıkmıştı. çok tatlı bir çocuktu ama biraz deli gibiydi. cem bugün onu aramış, o da günde 14 saat çalıştığını söylemiş şu aralar. matematik mi ne bir şeyde çift anadal yapıyor. bunu duyunca aşırı kıskandım. "kimbilir çağrı'nın beyni şu an ne kadar gelişkin, ben hala küçük sırlar'ı izleyeyim, beynim güdük kalsın." diyerek üzüldüm ve eve gidip ben de çalıştım. tam çalışıyordum ki deniz aradı ve "bugün 3. banyo yapışım."dedi. bu su israfını kınamam lazımken birden içimde çok büyük bir kıskançlık belirdi çünkü 3 gündür yıkanmamıştım, gittim ben de yıkandım. mis gibi kurulanırken, o da ne deniz yine aradı ve "emin ticaretten yardımcı kaynak kitaplar okuyormuş" dedi. işte bu beni bitirdi. bununla rekabet edemezdim.
ulan ne vakit yapıyorlar, ne vakit? ne vakit bu kitapları okuyorlar, bu sporları yapıyorlar, bu sevgilileri buluyorlar, ne vakit o kadar güzel kıyafetleri alıyorlar? dünya meselelerinden ne vakit bu kadar haberdar oluyor bu puştlar?! ne vakit greenpeace'e gönüllü yazılıyorlar hem de benimle gelip küçük sırlar muhabbeti çevirebiliyorlar? yoksa uyumuyorlar mı? onu ben de yapmıyorum, yazının saatinden anlaşılacağı üzere. ama ruhum uyuşuk, bunu da bilen biliyor:(
4 yorum:
sıradan gençliğin sorunlarına eğildiğin yazıları ilgiyle takip ediyorum. gün gelecek maskeler inecek, en ufak şüphen olmasın e.ş
e.y
:) çok mutsuz birine kahkaha attırdın bu gece. teşekkürler.
kaplumbağan yaşıyor mu hala?
evet bildiğim kadarıyla yani annem yalan söylemediyse :) 5 aydr evden uzağım yanıma almam mumkun değildi. Ama şubatta dönüyorum.
Yorum Gönder