şimdiki gençler kendi alemlerinde yuvarlanadursunlar, ben hala eski gençleri hatırlıyorum. hala dediğim bazen hatırlıyorum onları. 2002'de, 16 yaşında boğaz köprüsünden atlayan ve ülkede satanizm tarışması çıkaran Lara Falay'ı mesela. 1998'de duvara "we don't belong here" yazıp elele atlayan cenan yuğaç ve aslı yardımcı, hap içerek ölen tenis şampiyonu ceylan konuk, bunlar da var. 1995'te lösemiden ölen, "mavi saçlı kız"ın yazarı burçak çerezcioğlu da var. kanat güner'i de bu kategoriye sokabiliriz. hepsi birbirine yakın yıllarda öldüler. hiçbirini tanımıyorum, ama arada düşünüyorum onları. eski gençler. yani tam eski değil de, modası henüz geçmiş gençler. onlar hep genç kaldılar, öldükleri anda güzel ve hüzünlü bir öykü olarak ebediyete kaldılar. biz de o halleriyle onları sevdik.
diyeceksiniz ki, burçak çerezcioğlu'nu o gruba sokamazsın. zaten kendisi kitabında insanın kendini öldürmesini, uyuşturucu kullanmasını anlamadığını, kendisinin yaşamak için mücadele verdiğini söylüyor. ama hayır, diğer saydıklarım da yaşamı en az burçak kadar sevmektedirler. yaşamayı çok seviyor, yaşamdan ve ilişkilerden çok fazla şey bekliyorlardı, bu yüzden de kendilerini farklı yollarla öldürdüler. zaten burçak'ta benzer beklentiler ve hayal kırıklıklarına tanık oluyoruz.
genç yaşta ölmenin anlamsızlığını insan yaşlandıkça anlıyor. 16 yaşındayken ben de seneye ölmek isterdim, sonra yavaş yavaş bu isteğim kayboluyor. hala biraz var ama herhalde o da geçecek. olgunlaşmak demek, alışmak, kaşarlanmak demek olabilir. başka ne demek olabilir ki?
1 yorum:
olgunlasmak demek mi? bilmiyorum ama olme istegini surekli gelecek yila ertelemek demek olabilir:)
yani o kadar basit de degil aslinda ama sorumluluklar vs giriyo isin içine iste anladin sen:)
Yorum Gönder