şu an kendimi psikolog filan gibi hissediyorum çünkü ardarda depresif teyzemle ve depresif arkadaşım osmanla konuştum. ikisi de çok yorgundu, hayatları umdukları gibi geçmemişti. hiç de küçümsemediğim dertlerle boğuşuyorlardı. ve ideale ulaşmak istiyorlardı... herkesi, normal olan, sıradan olan, mutlu olan herkesi, "ideal"i kıskanıyorlardı.
ay ay. dün zeki beşiktaş'tan kabataş'a, sonra gülhane'den beyazıt'a, ordan taksim'e yürümeme vesile oldu ve ben öldüm. ne zaman tramvaya binmeyi teklif etsem bana küçümser gibi baktı, ben de durup dedim ki: "doğru söyle zeki, beni şişman mı buluyorsun?" yani herhalde beni zayıflatmak istedi, başka açıklaması olamaz. eve gittim, kuyruksokumumda bir ağrı. yürüyemedim bir süre. telefon açıp bunu ona söyledim. o da pişkin pişkin: "alışkın değilsen yarın da ağrır." dedi. demek alışkınmışım ki bugün hiç ağrımadı. bugün ortaköy'den eve yürüdüm.
ben de sağlıklı alışknalıklar kazanınca ideale daha yakın hissediyorum kendimi. şaka lan şaka. hangi idealden bahsediyorsunuz? 6 milyar insan var, yanlışım varsa söyleyin. hangi ideal? ideali söylemek insanları sevmekten vazgeçmektir. insanları sevelim. ayyy akşam akşam sevecenlik bastı uff.
3 yorum:
dünya nüfusu 7 milyara yaklaştı, ne 6'sı? yanlışım varsa söyleyin demişsin de.
tamam işte o yüzden sordum ben de zaten, emin değilim diye. ay ben ne bileyim dünyada kim ne doğuruyor bekçisi miyim? allah bağışlasın hepsini, analı babalı büyüsün o bir milyar, ne diyeyim. bu arada sen hangi ukalasın çok merak ettim doğrusu. allah allah. "adsız" isminin ardına saklanmayın lütfen. ahmet misin, mehmet misin bilelim. burası babanızın çifliği mi, değil.
sevgiler,
blogun sahibi
peki bebişim, söyleyeyim dedim sadece.
Yorum Gönder