hello sivik
isteyim, yapacak bir seyim yok ben de aklima gelen yeni ve cok sahane fikirleri yaziyim, paylasiyim dedim. son zamanlarda kafami astrolojiyle bozdum. bu da iyi bisey diil. yani kafami karakterimle bozmus olmak demek bu. tamam, saglam temelleri olan bir kac sey var elbette ama gerisi olusturulmus bos bir mukavva kutu gibi. yengec yengec. bu da burcum. ozelliklerini okuyup duruyorum.ve her seferinde kendi kendime hmm ben boyle boyleyim diyerek mutlu oluyorum. ben boyle boyleyim dedikce oyle oyle davranmaya alisiyorum ve sonunda dun, asiri bir ic sikintisiyla uyandim: oha dedim, e.s., kendini nasıl bir dar cemberin icine hapsettiginin farkinda misin??
beni bu dar cemberde tutan bir insan da milan kundera. onun o utangac kizlarini idol yaptim kendime tabi farkinda olmadan. yazdigim oykuler, nasil anlatsam.. bak simdi bu yazarin oykulerinin birinde utangac kiz hakkinda diyor ki "sevgilisine her seyi vermek istiyordu ama buna cabaladikca ona flortlesmenin yuzeysel hazzini veremiyordu." yani ben surekli derinlesmeye calistikca, aslinda olmayan trickadan konular uzerine yogunlastikca yogunlasiyorum ve ne oluyor? sokagin, insanlarin yuzeysel ama guzel seslerini kaciriyorum. ve budur beni bunaltan, yeah. ornegin gecen gun internette amelie hakkinda bir adam soyle demis onu okudum: montmarte da bissuru zenci olmasina ragmen filmde sirf parisin ideal goruntusune uysun diye sadece beyazlar var. benim de kafamda soyle banliyo ya da sokak gibi bi yerde, iste degisik degisik insanlarin yasamini, hayat mucadelelerini ya da eglencelerini konu alindigi bir oyku yazmak gecti. fakat bunun icin sadece dissal ogeleri kullanmak gerekiyordu. fakat ben bunu yapabilir miydim? boyle, insanlari kendimden ayri tutarak onlari sadece disardan ele alabilir miydim? bunun gibi seyler.
ben de ne yaptim, hizli gazeteci adli bir cizgiromanin ikinci cildini aldim. onu okuyarak 1994 yilinda cem boyner in kurdugu liberal siyasi parti hakkinda fikir sahibi oldum. cok sasirticiydi aslinda. ve simdi gulme ama ihtiyacim olan sey buymus! kendimin disinda bir konuda kafa yormak yani.
gecen gun sevil ve kemale ders anlattim. sevil ve kemal, onlar da bana cok iyi geldi. civil civildik. onlara benzeyen insanlarla konusmak, beni kendi trickadan sikintilarimdan uzaklastiriyor, en azindan, uzuldugum konulardan beni uzaklastiriyor, dunyadaki tek secenek bu degil!! diye dusunuyorum yani. okula gittim onlari calistirmak icin, bogaza bakarken, su evlerin birinde olsam diye gecirdim icimden, ama burda degil, ne oldu da yasamdan zevk alamaz oldum dedim, bu uzuntu 1 sene once haberdar bile olmadigin ama buna ragmen mutlu oldugun bir sey icin, sacmalama yavrum ezgi dedim kendime. ama kendine demekle olmuyor, iste.
ohoo, iyice de abartmisim, hayatimi anlatmisim. sen nasilsin? sen nasilsin? nasil oldugunu az cok tahmin ediyorum aslinda. bu maili hotmailde yaziyordum ama su an bloga koymaya karar verdim. bilmem, daha surprizli olacagi icin herhalde. bir de icinde cok ayrinti oldugu icin, okumaya usenenler olabilir. boyle surprizler yapmak da dogamda vardir. muneccim.com oyle diyor. haydi eyw.
1 yorum:
canim benim, sindi evimde internet keyfimce yazamiorum sana. evime gelince internet yazicam..optum çok!!!
Yorum Gönder