internetim yok. bilgisayarım bozuk.
size bayramın ikinci gününü anlatmak isterdim. çünkü o günü yaşarken, bugünü mutlaka yazmalıyım diye düşündüm. neden? öyle bir sebebi yok. bir kere bir cumartesi günüydü. yağmur yağıyordu. sabah ders vermeye gidecektim. otobüs bomboştu. sadece bu mutlu, yağmurlu bayram sabahını paylaşan birkaç mahalleli. otobüsle aktarma yaparak taksim'e geldim. ordan tekrar otobüse bindim (geç kalmıştım) ve nişantaşı'na gittim. üstümde mavi fitilli kadife bir ceket vardı. saçım başım pisti ve ıslanmıştı. derste uzak bir akrabamı gördüm, konuştuk teyzeyle. ders çok güzel geçti. o neşeyle dışarı çıktım ve yürüdüm. yürürken bir salyangoza rastladım ve az kalsın eziyordum. vaktim vardı ama istiklale gitmek de en son isteyeceğim şeydi. parklara bayılıyorum. bir sevgilim olursa elinden tutup parklara sürükleyeceğim onu. istedikleri kadar kıro desinler. kafe yerine çay bahçesi!!! işte hayat! sonra ben çay bahçesinden kalkıp beşiktaş'a doğru yürürken (size hiç artık sabahları kabataş'tan ya da taksim'den ortaköy'e yürüdüğümü söylemiş miydim?) (yürümek cildi güzelleştiriyor) babama rastladım arabasına atladım.
eve geldiğimde bayram havası beni karşıladı. ekmek ve yoğurt aldım bakkaldan. şehrin pis kokularını vücudumdan attım, yıkandım. eski 19 yaşında anaç ve olgum genç kız kokum yine giysilerimin içinden etrafa yayıldı. hadi be narsist demeyin hakikaten böyle bir şey var. sonra o akşam babamın ingilterelerde yaşamış evlenmiş bir de tatlı kızı olmuş sonra boşanmış ve şu an milliyetçi görüşlere sahip akrabasıylan yine bizimkilerin 301 kaldırılsın ermeni azınlıkların hakları hayır istiklal marşı faşist oh yes çok entellektüelim diyen ve benim çok çok sevdiğim arkadaşları geldi. ve tahmin edebileceğiniz gibi bu ikisi bütün gece kavga etti. sonra kavgayı bırakıp gürcü yemeklerinden, löbye ve çerkes tavuğundan bahsettiler de durulduk. giderken de iyiydiler. ben o gece ses kayıt aletine mikares tuço adlı uydurukça bestemi çaldım ve söyledim:
mi, mikares tuço, sono faite sone valt, yayte sudo
lus klaritas işta hoyte sina fayte mayne sudo
diye devam ediyor. yarın da allah kahretmesin yine siyasal bir şey var bu tür şeylerde keşke daha küçük olsaydım diyorum.
gördüğünüz gibi keyfim yerine geldi garip düşüncelere ara verdim ister istemez biraz da çabayla bilmiyorum ama hala değiştirmek istediğim şeyler var, her zaman. din hocamın da dediği gibi: hayatının dümenini eline alırsan renklenir. doğru yöne çevirirsen değer kaznır. okula da gittikçe alışıyorum. işte böyle. blog yazmak çok boş bir uğraş aslında.? ben biraz sorumluluk gibi yazmaya başladım sanki...
2 yorum:
yazıların çok hoş, anlatım, akış.. sanırım ara vermişsin, devamını dilerim, huzurlu kal..
teşekkür ederim
Yorum Gönder