Cumartesi, Ekim 08, 2005

ben neler yapiyorum

butun peygamberleri esit severiz, ama hz. isa'ya kendimizi en çok yakin hissederiz. tabi hz. isa'yi tanimis olmamiz mumkun degil. kendisi hakkinda anlatilanlardan yola çikarak soyluyorum bunlari. diger peygamberler de kuskusuz iyi ve mukemmeldirler. ama hz. isa'daki bagislayicilik onlarda bu kadar one çikmamistir.

din hakkinda ileri geri konusmak istemem, konusanlara da kil olurum ama amacim bu degil. aslinda buradan van gogh'a geçecektim. bugun doris bana van gogh'un rahip olmak istedigini, isçiler yemek yemiyor diye kendisinin de yemedigini anlatti. su kulak hikayesine zaten hastayim. ve kendisinin teknik anlamda resimde pek basarili olmadigini soyledi, dali'yse istese çok asmis çizebiliyormus. ben van gogh'u dali'ye bin kez yegledigimi soyledim. bir kere çok iyi bir adam. muthis bir bosvermislige sahip. kurt cobain de boyledir. hz. isa karakterine sahiptirler. belki oyle degildirler ama ne bileyim. tutunamayanlar'in hepsini okumadim ama bence selim de oyleydi. ben de oyle olmak isterdim. ama oyle olsaydim oyle oldugumun farkinda olmayacak kadar salak olurdum. ama bana 13 yasimdan bu yana bir çok insan iyi biri oldugumu tekrarlayip duruyor. bu yuzden kor gozume parmak oldugu için, artik ben de iyi biri oldugumu biliyorum ve bu beni biraz megoloman yapti. en ufak bir iyiligimi bile farkedebiliyorum. eskiden mutsuzdum, artik degilim. bahtsiz da degilim. ersin karabulut'la ayni kaderi mi paylasiyoruz? ama ben onu da severim. yasasaydi van gogh da bizimle ayni kaderi paylasirdi belki. belki de degil; çunku bu bir karakter meselesi olabilir. yok, artik benim idolum dali.

Hiç yorum yok: