merhaba, ben gitgide faslıların bir parçası olmaya başladım, bundan da memnun gibiyim. bir tane faslı çocuk var. böyle zincirli kolyesi, deri ceketi, odasında boy boy viski şişeleri, hoparlörlerden çıkan bayıcı club ve tekno müziği. ama çok tatlı bir çocuk. annesi yahudi, babası italyanmış. anladığıma göre çok zenginler. burda master yapıyormuş. habire içki alıp bizi odasına çağırıyor ve youtube'dan müzik açıyor. açtığı şeyler de romen house müziği (inna filan gibi şeyler), rus rap müziği, şakira, böyle tiki tiki garip garip şeyler açıyor. ne açtığını söyleyeyim siz anlayın, "vamos a la playa". bu şarkıyı o kadar çok çaldı ki ben de odamda youtube'u açıp bu şarkıyı dinlerken kendimi yakaladım.
bunun dışında habire faslı şarkılar dinliyoruz. aslında çok güzel şarkılar ama her gün yüz kere dinlemekten canım çıktı. çalma sırası bile aynı. habire raşit taha'nın "dın dı nın dın dı nın dırı nın nın nın nın nın nın nın nınnı nın nı nın" diye ünlü bir şarkısı var ya onu açıyor. ben bilgisayara doğru "dur ben de sana bir şey göstereyim" dediğimde tarkan'ın "şıkıdım" şarkısını açıyor hemen. ben de memnun olmuş gibi gülümsüyorum elim mecbur.
ama bu faslı e. tam bir party boy ve beni bir sürü kişiyle tanıştırdı. bunların arasında çok şeker fransız bir kız var. tanıdığımda sarhoştu, ayakları o havada çıplaktı. ağladı ağlayacak bir şeyler konuşuyor. ne diyor diye kulak verdim, fransız olmaktan gurur duyuyormuş çünkü sosyal sistemleri çok iyiymiş. iki dakika sonra diyor ki fransız olmaktan utanıyorum çünkü biz siz yabancı öğrencilere çooook kötü davranıyoruz, çook soğuğuz. kız neredeyse ağlayacaktı. dünyanın en tatlı kızı olmaya aday bir kızdı.
bir de bir sürü türk kız var, onlar da iyi kızlar. üç tanesiyle aram baya iyi. ama zaman yavaş geçiyor, çoğu zaman hava soğuk ve bazen dışarı çıkmaya üşeniyorum. odamda peynir yiyip facebook'tan deniz avcı'ya mesaj atıyorum hep.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder