ofiste çok fazla iş yaptığım söylenemez ama çok önemli şeylere tanık oluyorum. yasal danışmanlar var, onlar mültecilere BMMYK'ya giderken yardım ediyorlar. türkiye'de ancak geçici sığınmacı olabiliyorlar, ancak mülteci statüsü elde edemiyorlar. (1951 szöleşmesine konulan coğrafi çekince sebebiyle avrupa dışında mülteci kabul edilmiyor) bm'ye başvurup yıllarca üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeyi beklemeleri lazım. benim işim telefonlara bakmak ve mültecilerden gelen notları yasal danışmanlara iletmek ve birkaç basit bilgi vermek. bunun dışında çok küçük şeyler. giderek, öğrendikçe belki bir mülakata da girip gözlem yapabilirim, öyle dediler. ancak dosyaları okuyorum bir de ülkeler hakkında internette olan raporları. bir dakika önce telefonda seninle kibar kibar, farsça ile karışık türkçe konuşan adamın işkenceden kurtulmuş olduğunu bu dosyalara bakarak okuyorsun. bu herhalde "insan hakları" denen şeyin somutlaşmış hali. birçok insan bunu bir şefkat meselesi olarak görüyor, bence öyle değil. bunu soyut olarak anlayabiliyor gibiydim, anca şimdi bu anlayış pekişmiş oldu.
bugün değişik bir şey oldu. rafta duran bir dergide, hikayesini kamuya anlatmış, iranlı, genç bir kızın röportajını okumuştum. işkence, tecavüz mağduru, lezbiyen. bm buna inanmıyormuş ve habire reddediyormuş. ben de dedim bir bakayım kızın dosyasına. bir baktım ki yerleşmiş 3. bir ülkeye. sevindim.
geçen gün de rüyamda "sorry your case is closed" diyordum birine, çok üzücüydü.
oha az önce de bir adama "yarın arayın" dedim ama yarın cumartesi. neyse en azından az sonra elif gelirse adamı arayabilir çünkü adam "urgent" dedi... ben de söylerim yanlışlıkla yarın açığız dediğimi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder