Cumartesi, Aralık 25, 2010

günün raporu

bugün güzel bir gündü. dün gece saat 5'e kadar uyuyamamış, çalışamamak ve istememek ama çalışmak zorunda olmak vicdan azabıyla bitap düşmek vs vs sebeplerinden sabah uyanamamıştım. gerçi bugünkü dersler de pek tırı vırıydı. saat 9.30 gibi idil telefon etti. beni ortaköy'e çağırdı, ben de yarım saat daha uyuyp gittim. gittik kahvaltı ettik. sonra o evine gitti, ben de tophane'ye kadar yürüdüm. tophane'de yorulup tramvaya bindim, laleli'de indim. filiz kitabevi'ne eşya kitabımı almaya gittim. ordan da beyazıt'a kadar yürüdüm, daha yürüyecektim ama annem aradı "meltem teyze'nin oraya gel, ordan havuza gidelim" dedi. ben de bu yüzden tramvaya bindim. ordan şair nedim'e meltem teyze'nin dükkanına gittim. ama annem yüzmeye gitmekten vazgeçmiş. biz de eve geldik, yemek yedik, saat 8- 8 buçuk civarı. sonra deniz avcı'yı aradım, "david'le st antuan kilisesinde noel ayini izleyeceğiz gelir, misin?" dedi. dedim ki "bu çok değişik bir teklif tamam olur." sonra 2 dakika sonra tekrar aradım, dedim ki "görünüşüme 10 üzerinden kaç verirsin?" deniz de "şu an moralim çok bozuk bunu sonra konuşalım" ve çat! telefonu yüzüme kapattı. ben de bunun üzerine onunla bir daha konuşmamaya karar verdim, kendimi sakinleştirme teknikleri uygulamaya çalıştım fakat başarısız oldum. çünkü asıl benim moralim bozuk çünkü notlarım çok kötü ve de çok şişmanım. onun ise her bir şeyi tam. sonra bu da geçti, çalışmaya çalışıp çalışamama vicdan azapları yeniden başladı. yine de kıymetli evrakın birazını çalışabildim. sonra çok bunaldım, azıcık gitar çaldım. orhan kemal'in gavurun kızı adlı bir öyküsünü okudum. sonra deniz'e "çok bencil ve kaba davranışların var, seninle bir daha konuşmayacağım." diye mesaj attım. o da arayıp özür diledi. sert olma kararıma rağmen hemen yumuşadım ve telefonda biraz ağladım. yine de hemen susmasını bildim. sonra annemle kavga eder gibi olduk. sonra onlar yattı, ben yarım saat daha çalıştım sonra facebooka girdim. sonra da blog yazdım. işte böyle.

2 yorum:

pın dedi ki...

selam! seni okumaktan inanılmaz, inanılmaz, inanılmaz keyif alıyorum! günlerdir, haftalardır, aylardır bunu belirtmek istiyorum ve o "çok uygun an"ı bir türlü bulamayarak hep erteliyorum; ama daha fazla ertelemeyeceğim! bu kadar dürüst, bu kadar tatlı ve kendini, hislerini böyle harika ifade edebildiğin, bizleri gülümsetebildiğin, kızdırabildiğin, kıskandırabildiğin; kısaca bize tüm duyguları yaşatabildiğin için mutluluk duymanı isterim!
her şeyin farkındasın ve zamanı geldiğinde istemediklerini değiştirecek, senin için en iyisi neyse ona yönelecek, onu yapacaksın ve bütün bunları takip edebilmek çok, çok keyifli!

sinirkoyu dedi ki...

çok çok teşekkür ederim yorumu görünce resmen sevindirik oldum. bu arada karşılık olsun diye söylemiyorum, gerçekten, senin blogun da beni kıskandırdı. daha önce okumamıştım, çok farklı bir havası var.