Pazartesi, Ekim 11, 2010

ben kadınlar dünyasını pek tanımıyorum, yani öyle milletin içini okuduğumdan veya herkes ne hissediyor yüzde yüz bildiğimden değil bunları söylemem. sadece sezgilerim konuşuyor.

şimdi mesela erkeklerden sık sık hangi cümleyi duyarız? "kadınları severim." teoman misal. rahat rahat, gevşek gevşek söylerler bu cümleyi. bu cümleyle herhalde hem cinsel aktiviteyi, hem kadın vücudunu hem de mizacını sevdiklerini kast ederler. oysa "erkekleri severim." cümlesini bir kadının ağzından duymayız pek. bunun nedeni sadece toplumsal baskı mıdır? yani kadınlar erkekleri çok severler de bunu söylemeye çekinirler mi?

bence toplumsal baskının yeterince ulaşamadığı yerlerde bile çoğu kadın bunu söylemez çünkü çoğu kadın erkekleri sevmez. elbette aşk, cinsel istek, evlenme, sevgili olma vs isteği her zaman vardır. ama her zaman arada bir öfke, bir soğukluk kalıyor. birçok araştırma gösteriyor ki kadınlardan cinsel aktiviteyi seven de öyle çok fazla değildir. bu da kanımca yeterince erkek sever olmamaktan geliyor. öyleyse kadınların çoğu kadın sevmeyen sevici gibi bir şeydir.

öfke bir yere kadar insanı öfke duyduğu şeye çeker, kadınların çoğu da erkeklere öfke duyuyor. anlaşılmazlık, karmaşıklık aradaki çekimi yaratsa da geriye genelde çok az şey kalıyor. bu da öfkenin, hıncın bir sonucudur. kendini tam olarak vermemek, sever görünerek sevmemek, tüm kalbiyle sevmemek. bir kişinin her yanını sevmemek. sevgiyi bir zaaf, insanın zayıf ve önemsiz bir yanı, bir ihtiyacı gibi görmek. günümüzde türlü kurallar ve baskılarla, insanüstü ve saçma sapan güzellik ölçüleriyle, ukalalık ve hor görmeleriyle kadını kendi vücuduna yabancılaştıran erkek cinsine bu sevgisizlik müstehaktır bence. yalnız, ucu da en çok kendimize dokunur.

imza: azılı erkek düşmanı kadın sevmeyen türden bir sevici olan bir genç kadın

Hiç yorum yok: