BANYODAN SONRA
önceden keçe gibi olan saçlarım yumuşacık olur, elimi kazara attığım her yer serin ve yumuşacık, üzerimde bir hafiflik... tertemiz iç çamaşırları giyerim, yumuşacık pijamalar, dişlerimi fırçalarım, ağzım da ferahlar. kulaklarımı temizlerim. nemli, sıcak, sabun kokuyor olmak ne hoştur!
ZEKİ
eski sevgilim zeki ama hala ne kadar çok seviyorum! beraberken sinir olmaya başlamıştım... çünkü öküz öldü ve ortaklık bitti, geçen gün yolda gördüm, boğacakmış gibi sarıldım. sonra utanıp geri çekildim. insan biriyle uzun süre beraber olunca "bunun neresini beğenmeyeyim acaba?" diye düşünmeye başlıyor. oysa ayrılınca, ne kadar güzel, tüm güzelliği görebiliyorsun. zeki tüm neşesiyle, yaşam doluluğuyla, kafası önde, muhtemelen "stajımda hasar analizini çok doğru yaptım, aferin bana" gibi düşüncelerle yürüyordu. incecik, sıkı bedeni ve çelimsiz omuzları ile ne sevimliydi! fıldır fıldır bakan gözleriyle ne kadar olgun ve tamamlanmıştı! ağaçtaki bir meyve, bir enerji merkezi gibiydi! benden ayrı, apayrıydı, kendi kendine yetiyordu! işte en güzeli de buydu.
BEKAR OLMAK
en güzel yanı, sürekli "beni arayınca meşgul görüneyim" diye endişelenmemek.
-ne yapıyorsun?
-hiiiç.
-haha, yine hiçbir şey yapmıyorsun değil mi? git, dışarı çık, bir şeyler yap. bak bana, ne kadar çok işim var. senin ise tek uğraşın benim. git kendine somut sorunlar edin.
bunu yaşamamak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder