Çarşamba, Nisan 15, 2009

çok mutsuzum. daha doğrusu umutsuz... 8 buçuk saat sonra anayasa sınavı var. fotokopi çektirdiğim notlar bok gibi çıktı. türkçe kısmını bile hani anca bitirmişken bir de fransızca kısmı çıktı başımıza. ve allahım o nasıl not almadır? 1958'den 2007'ye nasıl sıçrıyorsun? amına koyayım ne biçim not almışsın, kimsen? uff. sanki alanın suçu. benim suçum, sadece benim... içimi dökeceğim kimse yok. hani bu gece hiç uyumasam da kalacağım gibi geliyor bana. ve sınıftan birini arasam da beni rahatlatmaktan çok uzak bir telefon görüşmesi olur bu.

-ne yaptın?
-bülent tanör'ü okudum.
-hımm (yazık ne kaygısızlar, ne zeka özürlüler var der gibi.) başka bişey yapmadın mı?
-... hayır, işte yapacağım şimdi.
-hım... kolay gelsin o zaman...
-sağol... çok zor değildir di mi?
-yok ya, değil.

ay yarabbim çıldıracağım. ne biçim bir not bu? nasıl not almışınız ya?

çok umutsuzum. hani kalsam da bir şey olmaz ya, diğer hepsinin elini kolunu sallaya sallaya geçecek olması üzüyor beni. umutsuzluk beni diğerlerinden çok çok geri olduğum, uyum sağlayamadığım bu 50 kişilik topluluğa, sınıfıma karşı nefretle donattı. işin garibi ben bazı dersleri seviyorum. keşke yapabilseydim...

4 yorum:

bi dilay dedi ki...

Tu vas y arriver ma belle, juste un peu de courage!!
sonradan gulceksin bak demedi deme:)
istersen beni ara ama vakit kaybettiririm sana ancak:)

sinirkoyu dedi ki...

hayır vakit kaybettirmek ne demek ki, neden öyle diyosun? çok çok teşekkür. ama bunu yazdığım zaman 00.30du. yazının altında yanlış yazıyo. dolayısıyla uykundan kaybettirebilirdim bir ihtimal.

enci dedi ki...

noldu sınavın sonucu?

sinirkoyu dedi ki...

ya sağolsun bi arkadaş grubu sabah anlamadığım yeri anlatıyordu, o yüzden işte az çok yaptım kalabilirim de kalmayabilirim de daha belli diil.. neyse canım o kadar da ölüm kalım meselesi değildi tabi:) o gece abartmışım:)ay ama napiyim panik olmuştum