Pazar, Eylül 14, 2008

kötü kalpli sahaf!! hızı gazeteci kitaplarının hepsine paramın yetmeyeceğini biliyordun yine de onları bana tek tek satmadın. benden başkası da alacak kadar çok seviyodur eminim. dur ama, olamaz mı?

insan mutsuz olduğunda hep kendininkine benzer acılar çeken bir başkasının yazdıklaını okumak istiyor. bu yüzden ben hep kendi yazdıklarımı okurum. nasıl olsa şu an çektiğim acıları biraz kendim yarattığım ve kendim de hep aynı kişi olduğum için. işte sabahın bu vaktinde uykusuzluktan kıvranırken kendime müthiş bir dert yoldaşı buldum: hızlı gazeteci.

hızlı gazeteciyi okurken insan sıkıntılarını unutuyor. karnı tok olunca ve üzerine uzandığı şilte rahat olunca gerisinin önemi kalmıyor.

"sen bir boyalı kuştun, kitaplara sığındın ve bu yüzden fena keleğe geldin... çünkü bütün o kitapları yazanlar aslında aynı gizli mezhebe aittiler; gerçek dünyaya değil de estetik bir ütopyaya bağlanmışlardı; farkına bile varmadan onlar gibi biri oluvedin: ödlek ve hayalperest.", hızlı gazeteci

"sekiz yıl önceki o harika birkaç saati tanrı bilir kaç kz çoğalttım kafamda ve zamana yaymaya çabaladım, donuk bir hayata renk katsın diye.", hızlı gazeteci

uykusuzluktan kızarmış gözleriyle yıllar sonra kanepede, kitabın içine düşer gibi onun maceralarını okuyan zavallı bir kızcağızın yaşadığını bilseydi, hızlı gazeteci ne düşünürdü acaba?

2 yorum:

Adsız dedi ki...

sahafçi denmez kiz, sahaf denir. bakkalci gibi bise olur yoksa

sinirkoyu dedi ki...

aa... gerçekten ne biçim yazmışım. teşekkürler.