Salı, Mart 25, 2008

öfke

merhaba, artık ne kadar korkunç bir insan olduğuma dair tek bir yorum bile duymak istemiyorum çünkü... sağ ve sol yanında birer melek dururmuş herkesin ya, günahlarını ve sevaplarını kayda geçirmek için ben her yıl o melekleri değiştirirdim bir yıl o iffetli bir kız olurdu öteki yıl her şeyini ülkesine adamış bir rus işçisi ve son melek salinger. salinger omzumun üstünde dururken (allahım sen affet) size laf söylemek düşmez. okul çıkışı canberk'e rastladım. yürürken yürürken eteğimdeki tüm dertleri döktüm.
insanlar bir şeylerin peşinde hep ve hepsinin suratında hayalkırıklığı asılı. hepsi bir an olmamak istiyor çünkü tatmin olamayacaklarını anlıyorlar kısa bir an bunu hissediyorlar.
öfke doluyum. bugün barbaros'un başında taksiye bindim ve dikilitaş'ın altına gitmek istediğimi rica ettim. adam anlamadı ben de döneceksiniz barbaros'tan gitmek çok kolay dedim. adam gerizekalısı anlamadı zannetti ki dönüp aşağıya kadar inecek. ben de salağın böyle anladığını anlamadım. evet döneceksiniz sonra da yıldız yazan yere sapacaksınız dedim kibar kibar tatlı tatlı. adam gerizekalısı dedi ki ben niye dönüyorum sen karşıya geç trafiğe bak arabamı rahat burak dedi. ARABAMI RAHAT BIRAK DEDİ. ben de dedim ki neden kızıyorsunuz? dedi ki kızmıyorum in arabamdan. gerizekalı oysa ki dikilitaşın altına barbarostan çok kolay gidilir ve daha az para yazıyor ve salak bir boktan anladığı yokken böyle şeyler söylüyor.
indim ve alkım kitabevine doğru yürürken ağlamaya başladım. yolda gördüğüm gerizekalıların hepsini öldürmek istiyordum. hele o ağlıyorum diye öylesine bakan aşağılık kadınları. intikam almak istiyordum. intikam almayı ciddi ciddi düşünmeye başladım. ama o taksiciden değil çünkü bilmiyorum, nedense magazin yazarlarından ve kadınlardan intikam almak istiyordum. fakat ne yapabilirdim? banklara oturdum ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ettim. uzunca bir süre böyle kaldım.
içimde neden bu kadar öfke vardı? neye ve kime karşı? ağlıyorum diye kızıl saçlı, sarışın, zayıf, tayyörlü, gösterişsiz, genç kadınlar bakıp suratlarında lafıma devam ediyorum gülümsemesiyle geçip giderken onları hiçbir zaman sevemeyeceğim galiba diye düşündüm çünkü onlar iletişim bile kurulamaz varlıklar değil miydi?
başımı kaldırdım ve birazcık suçluluk duydum, ben öfkeli biri olmak istemiyordum, aklım başımdayken bu türden duygularım uçup gidiyordu işte, hiçkimseyle problemi olmayan, sevgi dolu, sağlıklı bir genç kız oluveriyordum. affetmek çirkin yanlarımı alıp götürüveriyordu işte.
bu sene bir çiftle tanıştım, biri oyun yönetiyor biri de evde kolaj yapıyor. onlar hiç kinci insanlar değiller. beni de kendileri gibi sanıyorlar şimdiden. oysa bnim nefret ettiğim insanlar var:
magazinciler, gazete ekleri yazarları, vb.
bir romanın edebi değerinden bahsedilir ya, onların insani değeri olduğuna inanamıyorum. kendimin insani değeri olduğuna da inanmıyorum tabi ki ama benim yoksa onların hiç yoktur diye dşünüyorum. ama karşı karşıya gelirsem bir gün onladan biriyle, nefretim sönüp gidecek. çünkü nefretimin kişisel bir düşmanlığa dönüşme ihtimali beni utandıracak, caydıracak. öfkem uçup gidecek. bu da iyi bir şey aslında.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

yeteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeer
yeni yazı.

ezgi trak.

sinirkoyu dedi ki...

içinde senin geçtiğin bi öykü yazdım. merak ediyosan aç telefonu okuyim. yarın öbürgün de mutlaka yazarım buraya.

sinirkoyu dedi ki...

içinde senin geçtiğin bi öykü yazdım. merak ediyosan aç telefonu okuyim. yarın öbürgün de mutlaka yazarım buraya.