Perşembe, Temmuz 19, 2007

yemek tarifleri

ÇOK LEZZETLİ PİLAV
bugün hürrem sultan pilavı yaptım, kardeşimle. çoooooook leziz oldu. tarifi yemek dergisinden aldım. şöyle, pirinçleri tuzlu kaynar suda 40 dakika kadar dinlendiriyorsun. tavuk göğsünü kuşbaşı doğruyorsun, soğanı ince ince kıyıyorsun, bu ikisini tereyağıyla bir pilav tenceresinde iyice kavuruyorsun. sonra içine iki su bardağı pirincini, birer çay kaşığı yenibahar, tuz, karabiber, hint safranı, istersen tarçın atıyorsun. tekrar kavuruyorsun. sonra beş su bardağı tavuk suyu ekle. bunun için ben hazır tabletlerden kullandım iki tanesini kaynar suyun içinde erittim. bir de haşlanmış ya da konserve bezelye eklemelisin içine bir bardak kadar. sonra tencereyi her pilav yapışında olduğu gibi kapat. evet ama daha işin bitmedi. bir de çiğ bademleri kaynar suda bir iki dakika bekletmelisin, böylece kabukları kolaayca soyulur. sonra onları azıcık yağda kavur ve pilavın suyu çekince içine at ve ateşi iyiice kıs ve beş dakika sonra söndür. pilav bekletilecekse sıcaklığını koruması için tencere bir örtüyle sarılabilir. ama zaten pilav dinlendirilmeden yani biraz bekletilmeden servise sunulmaz yoksa lapaya benzer. burda benim pilavım başta pirinci kaynar suda beklettiğim için biraz yumuşak oldu ama hiç lapa olmadı, yani siz de bekletmelisiniz. ikinci önemli nokta da tencereyi ocağa dengeli koyun ve ateş çok yüksek olmasın çünkü benim pilavımın bir tarafı çok hafif yandı.

KURABİYE

bu kurabiyeyi de kardeşimle yaptık ama ben yapılırken biraz gergin olduğum için yapılışının tadını pek çıkaramadım. kurabiyemizi annem beğendi ama biraz grisini gibi sert oldu. gergin olmamın nedenini az sonra açıklayacağım. bir yumurta, yarım bardaktan biraz fazla süt, yarım bardaktan biraz fazla toz şeker, YOĞURMAYA MÜSAİT bir kaba koy ve çırp. yoğurmaya müsait diyorum çünkü bizim kap çok derindi ve tam yoğuramadık. ah dur dur tereyağını unuttum, iki buçuk çorba kaşığı da tereyağı koy. ve alabildiğine un. bu alabildiğine kelimesini ben anlamadım ve az un koydum, ve hamuru kardeşim yoğurmak istedi ama hamur onun ellerine yapışıyordu ve yoğurulmuyordu, ben de bu manzaraya bakıp bakıp sinir oldum ve bunu kardeşimin beceriksizliğine verdim ama sonra gerçeği anladık ve alabildiğine un koyduk ama çok un koyduk bunu yapana kadar her taraf battı, kavga ettik, ve tabi sonra hamur sertleşti, kulak memesi kıvamından daha daha sert oldu ve ondan toplar yapıp tepsiye dizdik, biraz fazla pişirmişiz galiba çok yumuşa olmadı. yine de tadı çok güzel oldu.

3 yorum:

enci dedi ki...

Ben seni okurken eğleniyorum çok. Yani sanki tanıyorum gibi geliyor. Mutlu oluyorum bi de. Ama nedense az yazıyorsun, üstüne yorumlarını da ya kaale almıyorsun, ya da fazla bakmıyorsun. Olmadı!

sinirkoyu dedi ki...

çok sağol ben de mutlu oldum:)yorumları kaale almıyor olur muyum? sadece bazen cevap yazacak bir şey bulamıyorum yorumları okurum ama nedense yorum ekleme konusunda biraz davranmama huyum var :) aynı şey bazı blogları okurken de geçerli, okuyorum ama kendimi belli etmiyorum. neyse artık dikkat ederim :) bu sene össye yoğunlaşmıştım, o yüzden o kadar sık yazmıyordum hayatım renksiz olduğu için, şimdi ise yok kime oy versem yok ne okusam diye düşünüyorum bu yüzden eskisi gibi sık yazamıyorum. mersi yorumlar için.

Adsız dedi ki...

bu tarifler günyüzü görmemeli mi?