Çarşamba, Aralık 13, 2006

cuma günü çok hastaydım. ama akşam fen dersine gitmem gerekiyordu. ardından da bir arkadaşımın yengesinin oynadığı tiyatro oyununa gitmek istiyordum. hem aylardır hüküm süren can sıkıntımın içinden çıkardım rahat bir nefes almaya böylece, kimbilir.

ama ben çok yorgundum ve hastaydım. hasta olmak bende hiç hal bırakmamıştı. ben de düşündüm ve planlarımın hiçbirine uymamaya karar verdim. bir yandan da ufacık bi hastalık için tembellik yapmamı affedemiyordum. şimdi görüyorum da iyi ki bozmuşum planlarımı çünkü hiç de küçük bir hastalık değilmiş, hala sürüyor. iltihaplı ateşli bir grip.

her neyse. yatakhaneye çıktım ve uyudum. bir kaç saat sonra uyandım, saat kaç oldu telaşıyla ışıkları yakmaya koştum. hava karanlığa dönüyordu ve yatakhane boştu. dışarıda çok hoş, mavi bir loşluk vardı. cep telefonumun saatine baktım. başımı çevirdiğimde trak belirdi birden. gülümsüyordu. "sen uyandığında paf diye bir ses çıkardım, duymadın mı?" dedi. yanına gittim. henüz uyku sersemi olduğum için rüya diliyle konuşuyordum. rüyamı anlatmaya koyuldum:

-bir kız varmış, chadia'ya benzeyen bir kız
-chadia kim?
- faslı bir kız. ya da crista'ya da benziyor olabilir.
-crista kim?
-amelie nothomb'un kitabındaki kızın adı. bu kız bir çizgiroman çiziyor, böyle kare kare. (trak'ın kitabının kabını görür) işte buna benzer kareler. ve bir adam var. bu karelerin sırrını çözmeye çalışıyor. meğersem çizgiroman kadının ortak öyküsüymüş. 1100'lü yıllardan 19. yüzyıla kadar yaşamış olan tüm kadınların. tüm kadınlar bir kadının bedeninde buluşuyor.
-o kadın benim.
-(bakar) sen değilsin.
-ama benim kitabıma benziyormuş.
-evet, olabilir. der.

buna benzer saçma bir şey de bu sabah yaşandı. beni bir arkadaşım dürterek uyandırdı bu sabah, saat yedi oldu diyerek. ben de içimden şöyle düşünüyorum: ay tai ki saat 24, bunu ben de biliyorum. çünkü şu noktayı şu köşeye birleştirirsem alanın dörtte biri eder, köşegenini de çizersem paralelkenarın ayrısı eder yani oniki paralelkenarın alanı da 24.

tavsiye edeceğim şarkı ise mutlaka: bright eyes, haligh haligh(?)

4 yorum:

asdfgh dedi ki...

çok geçmiş olsun ezgi.
hasta olunca insanın canı hiçbir şey istemiyor. yemek bile...

Emir Bey dedi ki...

geçmiş olsun.

Elsa dedi ki...

geçmiş olsun. sanırım geometri halisinasyonu görmüşsün sen, bana da hep oluyordu ya mesela kafamı egiyorum yıkıcam tak tak tak kafamdan soru yazıp çözüyorum aha burayı birleştirsem çıkıyor falan diye ispatlar yapıyordum.

VİLDAN dedi ki...

Hay deli kız hay, beni epey guldurdun.. demek doğurasın geldi.. Ben bir anneyim, senin yaşında bir oğlum var. Senin yaşındayken diye başlayan cumlelerden her yaşımda nefret etmişimdir ama yinede bazan zorunluluk doğuyor.. Bazı karamsar yazılarının sadece gençlik gelgitleri olduğunu bilmeni istedim.. Sen mutlu olacağına inanarak yaşarsan mutluluk seni buluyor... Çok uzattım, MUTLU YILLAR..