Cumartesi, Mayıs 27, 2006

yaz- kis

yalnizlik yazin daha guzel, daha katlanilir olur. bir kere dunya uyanir ve siz istemeseniz ve çabalamasaniz da sizi içine almaya hazirlanir. ikincisi evde geçirilen aksamustleri guzellesir. kisin sikinti ve korkuyla dolu karanlik aksamustleri, yazin yerini gunesli kitap okuma saatlerine birakir. sikintiniz sicakla mayisir ve guzellesir. soyut dusuncelerle daha çok ilgilenir olursunuz. hem sonra, sokaga çikmak isterseniz sokaklar sizi bekler. eger yaz mevsiminde çok ilerlemisseniz istemezsiniz de zaten. fakat ben bir kuzey ulkesinde oldugum için yaz hiçbir zaman çok sicak olmuyor, çok guzel. kediniz de divanin ustunde kivrilmis uyurken siz, salkim saçak çamasir suyuyla lekenmis soluk eflatun bir tisort ve uzun namazlik etekle ve bakimsiz kirli saçlarla etrafta hafif ve zarif bir kelebek gibi dolasirsiniz. etegin altindaki bakimsiz bacaklar çorapsiz çorapsiz ve çiplaktir evinize biri gelirse gulumseyerek: "kusura bakma, giyinmedim bugun" dersiniz. kim gelirse gelsin bu isik saçan bakimsiz guzelliginizi fark eder ve o da gulumseyerek: "yok canim, rahatina bak" der. "rahatina bak", anahtar cumle budur iste. "bugunumu ders çalismaya ayirdim" dersiniz siz de. çingenelerle ilgili bir kitap okuyorum. baslayali az oldu.

oysa kis ne katlanilmazdi. kisi çok zor geçirdim, hani. hava oyle erken karariyorduki aksmalari tiyatro dersine gitmek için o kopruyu geçmek çok zor oluyordu benim için. korkuyordum, hava da soguk oluyordu. en onemlisi ise duygusal bakimdan kendimi çok kopuk, yalniz hissediyordum. aksamlari tiyatro dersinde ise çok yorgun, sikkin oluyordum, hiç uykumu alamiyordum. içimi dokecek birini ariyordum, bu soguk havada insani bag kurabilecegim birini. simdi kimseye gerek kalmadi.

sinifimizda eski okulundan atildigi için aramiza katilmis bir çocuk var. deri ceket falan giyiyor.

Hiç yorum yok: