Salı, Nisan 18, 2006

romantik sali oykusu

çetinin odasi'na girerken sessiz ve dikkatli olmaliydim. pencere açikti, gunessiz bir gunbatimi vardi disarda. gokyuzunun mavisi koyu ve parlakti, içeriye bir isik gibi suzuluyordu. çetin, yastigina kafasini gommustu. saçlari kumral iplik taneleri gibi yastik kilifinin ustune serilmisti. oda, uykusuyla birlikte nefes aliyordu. canliydi oda. karanlik mavilikte beyazligi seçiliyordu. odada ne yapacagimi bilmiyordum. bu oda, gunlerdir hayal ettigimden daha da masalsiydi. yazlarini teyzesinin çiftliginde geçiren aysegul'u dusundum. iste çetin, boyle bir evde yasiyordu. pencereden disariya baktim, uçsuz bucaksiz sari tarlalar, bu karanlik huzura ayak uydurmuslardi. çetin'in uykusunun nasil tum odayi bu sekilde kaplayabildigini dusundum. çetin uyandi yavasça. gulumsedi. disarisi koyu, koyu bir mavi karanlik, gizli bahçe karanligiydi. kolunu yorganin altindan çikardi, hava serindi.

çetin'in yataginin kenarina oturdum. "odan ne kadar guzelmis" dedim. yuzu hiç tanidik degildi, degismisti. çok garip ve o gune ozgu olmustu. kafasini yere egmis, hiçbir sey soylemiyordu. "neden ve nasil odama girdin?" demiyordu. her seyi biliyor gibiydi.

ve derken bas kahramanimizin ruyasiymis bu megersem de uyanmak zorunda kalmis, uyaninca bir sureligine bu ruyanin etkisinden çikamamis, rutine yenilmemek için gun boyu bu ruyayi dusunmus. aslinda oyle degil ama neyse.

Hiç yorum yok: