Perşembe, Kasım 17, 2005

bugun yeryuzune indim. ve gerçegi tum korkunçluguyla gordum. birinin bagirip çagirmasi gerekliymis. ara sira kendinizi yoklayin, derinlerde korkunç seyler bulabilirsiniz. sizin için korkunç, baskalari için sadece uzucu.

evet, bir gunlugune yeryuzune indim ve kafamdaki tum sisler silindi. etrafimda konusulanlari dinledim, arabalara dikkat ettim, dersi dinledim, yururken ayaklarimi kaldirdim, etrafimda konusulanlari dinledim ve ara sira ilgilenerek sorular sordum. ve yemin ederim, gunlerdir kafama yerlesmis o ot çekmis hissi veren duman dagildi.

bundan gurur duymuyorum, gerçekten. uzun zamandir boyle olmus olmaktan yani. hayir, bu zaten yanilginin kendisi olurdu.

iliski kurmak için seviyorum demek yeterli degil ki, gunluk seyler vardir paylastigimiz. birini seviyorsak butun bu onemsiz seylerle ilgilenmeliyiz, daha onemli sandigimiz seyler bunlardan onemli degil. dusunceyle uyusturulusmus bir kafa demistim, bu yanlis, soyut ve aldatici dusuncelerine kaçan, izole, yukseklerde, sikilgan, yasamayan bir kafa. derinlik bu degil. derinlik sadece bos laflar etmekle olmaz. iliski derinliktir. yalnizlik derin degil. ya da evet, belki de derinliktir. ama bu aptal bir sey. yalniz olmayip akilli olan ne çok insan var. ya da bu kadar anlatmamaliyim. kafam karisiyor ve soyleyecegim pek bir sey kalmadi. oldugum seyleri degil, olmasi gerekeni soyluyorum. bir nevi ahlak dersi.

peki ya yazi? onu da mi birakmak zorundayiz? ya sarkilar? onlari ne için yaziyor insanlar?

sunu kafana sokmalisin ki çocugum, sanatçilar illa ki sorunlu olmak zorunda degil. boyle saçmaliklarina artik ne ben, ne de kimse katlanamiyor. seviyorum diyerek sevemezsin.

Hiç yorum yok: